18 Mart Çanakkale Şehitleri Anma ve Anlama Günü

Çanakkale saldırısı, İsrail'in kurulması için altyapı oluşturma hazırlığıydı. Siyonist Yahudilerin kışkırttığı Haçlı emperyalizminin, kendilerine en büyük engel gördükleri Osmanlıyı yıkma ve İslam dünyasını dağıtma planıydı.

Evet, Çanakkale saldırısı, BOP'un ilk adımı ve en önemli provasıydı. “Çanakkale topla değil, BOP'la geçildi.” Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün BOP'un eş başkanlığını üstlenmesi, Yahudi Lobilerinden “cesaret” madalyası almış olması, aziz şehitlerimizin aziz hatırasına yakışmamaktadır. Bu vesile ile bir kez daha sayın Cumhurbaşkanımıza çağrımızdır; BOP projesini derhal tarihin çöplüğüne atın, Siyonist Yahudilerin taktığı ‘cesaret' madalyasını derhal iade edin.

Çanakkale şehitlerini anmak değil, anlamak lazımdır.

Seyit Onbaşının 250 kiloluk mermiyi nasıl kaldırıp ateşlediğini ve düşmanı durdurduğunu anlatmazsak bu programların bir anlamı olmayacaktır.

Çünkü Çanakkale kaba kuvvetin ve maddenin değil iman gücünün ve mananın şahlanışıydı. Aklın durduğu yerde imanın imdada kavuşmasıydı.

Bir taraftan halkımızdaki Çanakkale ruhunu öldürmeye çalışan ırkçı emperyalizmle kol kola girip icraat yaparken; Siyonist kuruluşların uzantılarının ülkemizde cirit atmasına izin verilirken; diğer taraftan Çanakkale Şehitleri gününü kutlamak bir aldatmacadır. O gün şehitlerimiz, bu topraklarda halkımıza bu baskılar yapılsın diye şehit olmamışlardı. O gün şehitlerimiz, bugün bu topraklarda yabancı kültürü hâkim olsun, onlarla aynı potada eriyip onların bozuk değerlerinde boğulsun diye canlarını feda kılmamışlardır.

Tam tersine kendi öz topraklarımızda, öz değer yargılarımızla birlikte, İslam medeniyetini yaşatalım diye kurban olmuşlardır. Halkımız inancını özgürce yaşasın diye buna katlanmışlardır.

Unutmayalım ki Çanakkale zaferi batıcı, taklitçi bir anlayışla değil, milli şuurla, imanın gücüyle kazanılmıştır. O gün halkımız kendi Milli Görüşü'yle birlikte savaştığı için “Çanakkale geçilmez” destanları yazılmıştır.

O gün, topla, tüfekle, kaba kuvvetle Çanakkale'yi geçemeyen haçlı güruhu, bugün UNESCO kültürüyle, AB kriterleriyle, çeşitli AB hibeleriyle, destek projeleriyle, misyoner çalışmalarıyla ülkemizle birlikte tüm İslam âlemine sızmıştır.

Şimdi bugünlere tekrar döndüğümüzde içimizi karmakarışık duygular kaplamaktadır. Şayet Çanakkale gerçekse, şayet Çanakkale geçilmediyse niçin bu ülkenin her bir vatandaşı tek umudu, tek çareyi, tek kurtuluşu 1915'teki düşmanlarının adaletinde, sanayisinde, ekonomisinde, demokrasisinde hatta onların dostluğunda aramaktadır? Niçin vatan ruhu ve millet bilinci sadece millete layık görülmekte, aynı bilinçten ülkeyi idare eden siyasî iktidar muaf tutulmaktadır?

Ve niçin Türkiye'nin "müttefikler" konusunda sadece İngiltere, Amerika ve İsrail'in adı geçmekte, Birinci Cihan Harbinde bizden koparılarak kurulan kardeş milletlerle bir türlü "müttefik" olmayı başaramamaktadır.

Unutmayalım, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi. Onlar da bizim gibi insandı. Onlar da acı duyardı. İhtiyaçlarını temin için çırpınırdı, nefis taşırdı. Onların da aileleri, sevdikleri ve özledikleri vardı. Onların da evleri, mülkleri, zevkleri, ümitleri vardı. İsteselerdi kaytarıp kaçmak için bin türlü bahane bulurlardı. Ama onları kahraman kılan, ülkeleri ve gelecek nesilleri için canlarını kurban etmeyi sağlayan, sağlam ve sarsılmaz imanları, İslam anlayışları ve sonsuzluk umutları ve cennet arzularıydı. Bugün dünyalık makam ve imkânlar için dinini ve davasını rüşvet veren, Haçlı emperyalistler ve Siyonist Yahudilerle işbirliğine girişen, milli ve manevi değerlerini satıp geçinenler; veya İslam'ı çağdışı, Müslüman'ı irticacı gören zavallılar, Çanakkale Destanını, Sakarya ve Dumlupınar'ı, Kıbrıs Harekâtını anlayamazlardı. Eğer anlasalardı başörtülü kızlarımıza ve İmam Hatipte okuyanlarımıza böylesine saldıramazlardı. Eğer anlasalardı, Haçlı ve Siyonist emperyalizmin müttefikleri ve BOP'un eş başkanları olamazlardı…

Bu duygu ve düşüncelerle 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 106. yıldönümünde topraklarımızı vatan kılan, vatanın bölünmez bütünlüğü için hayatlarını feda etmekten çekinmeyen aziz şehit ve gazilerimizin manevi hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Osman ÖZDEMİR

Bakmadan Geçme