<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Haber Kasaba - Turgutlu'nun En Cesur Habercisi</title>
      <link>https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Manisa'dan güncel haberlerin, köşe yazılarının yayınlandığı Manisa haber ve bilgi portalı</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Sun, 25 Oct 2026 21:56:26 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.haberkasaba.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgutlu’da “Fark Edilmesi İçin Pembe” Konferansı Düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-fark-edilmesi-icin-pembe-konferansi-duzenlendi/12048/</link>
            <description><![CDATA[Turgutlu Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen “Fark Edilmesi İçin Pembe” konferansı, meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-fark-edilmesi-icin-pembe-konferansi-duzenlendi/12048/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 08:59:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Etkinlikte, alanında uzman konuşmacılar tarafından meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekildi. Katılımcılar, sunumlar ve paylaşımlar aracılığıyla hem hastalığın belirtileri hem de düzenli kontrollerin önemi konusunda bilgilendirildi.Program sonunda konuşan yetkililer, farkındalık etkinliklerinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu. ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turgutlu-da-fark-edilmesi-icin_1762149544_FrYJlm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgutlu’da “Fark Edilmesi İçin Pembe” Konferansı Düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turgutlu-da-fark-edilmesi-icin_1762149544_FrYJlm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgutlu’da Aile Hekimlerinden 'Eziyet Yönetmeliği' Tepkisi (Videolu Haber)]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-aile-hekimlerinden-eziyet-yonetmeligi-tepkisi-videolu-haber/10587/</link>
            <description><![CDATA[Turgutlu’da görev yapan aile hekimleri, “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği” adı altında uygulanan düzenlemelerin çalışma şartlarını daha da zorlaştırdığı gerekçesiyle tepki gösterdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-aile-hekimlerinden-eziyet-yonetmeligi-tepkisi-videolu-haber/10587/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 06 Dec 2024 15:10:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Turgutlu&#39;da Aile Hekimlerinden &#39;Eziyet Yönetmeliği&#39; Tepkisi</p><p>MANİSA - Turgutlu&#39;da görev yapan aile hekimleri, &ldquo;Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği&rdquo; adı altında uygulanan düzenlemelerin çalışma şartlarını daha da zorlaştırdığı gerekçesiyle tepki gösterdi. 2-6 Aralık tarihleri arasında grev yapan hekimler, sorunlarını dile getirmek ve çözüm talep etmek amacıyla Turgutlu İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.</p><p>Basın açıklamasına, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, CHP Turgutlu İlçe Başkanı Hasan Ayma, Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Maliz ve partililer de destek verdi. Hekim Birliği Sendikası Manisa Şube Başkanı Mehmet İritaş, düzenlemeyi &ldquo;ceza yönetmeliği&rdquo; olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:</p><p>    &ldquo;Biz hekimler, yıllardır hastalarımızın sorunlarına çare olmaya çalışırken kendi sorunlarımızı hep erteledik. Ancak artık dayanacak gücümüz kalmadı. Sürekli çalışmamıza rağmen hedefe ulaşamıyoruz. Sağlık Bakanlığı&#39;na açıkça sesleniyoruz: Bu düzenlemeleri geri çekin ve emeğimize saygı gösterin!&rdquo;</p><p>&ldquo;Sağlık Sisteminin İflasına Doğru&rdquo;</p><p>İritaş, aile hekimlerinin asli görevleri olan hasta sağlığına odaklanmasının, bürokratik yükler ve &ldquo;ceza yönetmeliği&rdquo; olarak bilinen uygulamalar nedeniyle imk&acirc;nsız hale geldiğini belirtti. Hekimlerin büyük bir kısmının zamanını gereksiz raporlar ve formlar arasında harcadığını ifade eden İritaş, bu durumun hem halkın sağlık hizmetine erişimini hem de hekimlik mesleğinin onurunu zedelediğini söyledi.</p><p>    &ldquo;Koruyucu sağlık hizmetlerinin temel taşı olan aile hekimleri, malzeme eksiklikleri, yetersiz insan kaynağı ve artan iş yükü nedeniyle mesleklerini hakkıyla yerine getiremiyor. Bu şartlar altında en büyük zararı halkımız görüyor.&rdquo;</p><p>&ldquo;Tükenmişlik ve Adaletsizlik&rdquo;</p><p>Hekimlerin, uzun nöbetler ve yetersiz maaşlarla tükenmişlik yaşadığını belirten İritaş, sağlık sistemindeki adaletsizliklerin çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, sağlıkta şiddet olaylarının sona erdirilmesi için caydırıcı önlemlerin artırılması çağrısında bulundu.</p><p>&ldquo;Mücadele Kararlılıkla Sürecek&rdquo;</p><p>Aile hekimlerinin hakları için mücadele etmeye devam edeceklerini belirten İritaş, şu sözlerle konuşmasını tamamladı:</p><p>    &ldquo;Mesleğimizi ve ülkemizi seviyoruz. Ancak bu sorunların çözülmesi, halkın eşit ve kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi için şarttır. Sağlık sistemi sağlıklı bir yapıya kavuşana kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz.&rdquo;</p><p>Siyasi Destek Geldi</p><p>CHP Turgutlu İlçe Başkanı Hasan Ayma da yaptığı açıklamada, aile hekimlerinin haklı mücadelelerinde yanlarında olduklarını belirterek, haklarını savunmaya devam edeceklerini söyledi.</p><p>Hekimlerin taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı merak konusu olurken, eylemlerin sonuç alınıncaya kadar devam edeceği belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turgutlu-da-aile-hekimlerinden_1733487030_iZFcBE.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgutlu’da Aile Hekimlerinden 'Eziyet Yönetmeliği' Tepkisi (Videolu Haber) ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turgutlu-da-aile-hekimlerinden_1733487030_iZFcBE.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Manisa İl Sağlık Müdürlüğü'nden Önemli Bir Organ Bağışı Hikayesi Daha]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/manisa-il-saglik-mudurlugu-nden-onemli-bir-organ-bagisi-hikayesi-daha/10234/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/manisa-il-saglik-mudurlugu-nden-onemli-bir-organ-bagisi-hikayesi-daha/10234/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 11:55:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi&#39;nde tedavi gören 61 yaşındaki M.K.&#39;nın beyin ölümü gerçekleşmiş ve hasta yakınlarının verdiği karar ile organ bağışı süreci başlamıştır. Bu süreç, organ bekleyen üç hastaya hayat vermiştir.</p><p>M.K., aşırı yüksek tansiyona bağlı olarak gelişen yaygın beyin kanaması (Hipertansif İntraserebral Hemoraji) nedeniyle yaklaşık 6 gündür hastanede tedavi altındaydı. Tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleştiği tespit edildi. Hastanemizin organ nakil koordinatörü Uzm. Dr. Feray Baş ve Yoğun Bakımlardan sorumlu Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. İbrahim Gürcan&#39;ın yoğun çabaları neticesinde, organ bekleyen hastalara umut olabilmek adına organ bağışı yapılması için acılı aile ikna edildi.</p><p>Gerekli yasal ve tıbbi prosedürlerin tamamlanmasının ardından, Cuma gece yarısı hastaneye gelen İzmir ve Antalya ekipleri, hastanemiz anestezi uzmanı Dr. Abdulvahap Yılmaz yönetiminde, başarılı bir operasyon gerçekleştirmiştir. Operasyonda hastadan alınan karaciğer ve iki böbrek, organ bekleyen hastalara nakledilmiş ve böylece üç kişinin hayatı kurtarılmıştır. M.K.&#39;nın ailesi büyük bir hüzne boğulurken, organ bekleyen hastaların aileleri bu haberle birlikte buruk bir sevinç yaşamıştır.</p><p>Organ bağışı, yaşamı sürdürme mücadelesi veren pek çok hasta için son derece önemlidir. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü olarak, organ bağışının teşvik edilmesi ve toplumda farkındalık yaratılması konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/manisa-il-saglik-mudurlugu-nde_1726044943_T7KbHF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Manisa İl Sağlık Müdürlüğü'nden Önemli Bir Organ Bağışı Hikayesi Daha ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/manisa-il-saglik-mudurlugu-nde_1726044943_T7KbHF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyabetik Retinopati Hastalığında Erken Tanı Önemli]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/diyabetik-retinopati-hastaliginda-erken-tani-onemli/10063/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/diyabetik-retinopati-hastaliginda-erken-tani-onemli/10063/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 11 Aug 2024 15:50:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kaşkaloğlu Göz Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. Tansu Erakgün, görme kaybı nedenleri arasında en sık rastlanan Diyabetik Retinopati hastalığının tedavisinde erken tanının önemli olduğunu söyledi.</p><p>Özellikle Tip 2 şeker hastalığına bağlı olarak genellikle ileri yaşlarda görülen Diyabetik Retinopati&#39;nin sinsi bir şekilde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Tansu Erakgün, hastalığın genelde ileri safhalarda fark edildiğini ve görme kayıplarına yol açabildiğini belirtti.</p><p>Diyabet hastalığının vücudun genel sağlığının yanısıra gözleri de olumsuz olarak etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Erakgün, &ldquo;Diyabet, beyin, böbrek ve gözlerdeki küçük damar sistemlerini etkileyerek hastalıklara neden olur. Diyabetik Retinopati kendini hemen belli etmez. Kişi görme konusunda bir sorun hissetmese bile uzun yıllar sonunda görme kaybı yaşayabilir. Hatta hastalığın ilerleyişine göre kör bile olabilir. Hastalık kendini belli edecek bulgular verince geç kalınmış oluyor. Tedavide ancak kısmi bir düzelme veya mevcut göz durumunun korunması sağlanıyor. Bu nedenle şeker hastalığı bulunanlar mutlaka düzenli olarak göz kontrolünden geçmelidir&rdquo; dedi.</p><p>GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR</p><p>Prof. Dr. Tansu Erakgün, Diyabetik retinopatinin görme merkezinde kanama ve ödeme yol açması yüzünden görüş kaybına hatta körlüğe yol açabildiğini söyledi.</p><p>Prof. Dr. Erakgün, şu bilgileri verdi: &ldquo;Vücudumuz gözdeki oksijen yetersizliğini telafi etmek için istenmeyen yeni damar oluşumuna yol açıyor. Bunun sonucunda sağlıklı olmayan ve kırılgan yapıdaki damarlar kanamaya neden oluyor. Diyabetik Retinopati genelde iki gözde birden görülüyor. Kimi durumlarda farklı gözlerde asimetrik gelişim de gösterebiliyor. Belli bir hasar derecesini aşınca ancak kısmi tedavi olabiliyor. Diyabetik retinopatide belli tanı yöntemleri kullanılarak birtakım kriterlere göre tedavi planlanıyor. OCT ve Göz Anjiyosu ile görme merkezinde ödem ve istenmeyen damar oluşumları ortaya konuyor. Görme merkezinde ödem gelişmiş ise iğne tedavisi uygulanıyor. Bu tedavi özellikle son 15 yılda sıklıkla başvurduğumuz bir yöntem. İğne tedavisi kanamayı durduruyor ve görme merkezindeki ödemi de kurutuyor. Tedavi sürecinde duruma göre bu işlem tekrarlanabiliyor. Bir diğer uygulanan yöntem ise Yeşil Argon Lazer tedavisi. Lazerle retinanın oksijen ihtiyacı azaltılıp yeni damar oluşmasının önüne geçiliyor. İleri derecedeki süreçlerde ise Vitrektomi yöntemiyle ameliyat gerçekleştiriliyor. Vitrektomi yöntemiyle göz içinde oluşan kanama temizleniyor. Kanamaya yol açan damarlar ve zar oluşumu da tedavi ediliyor&rdquo;</p><p>YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR</p><p>Diyabetik Retinopati&#39;nin tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olmadığı bilgisini veren Prof. Dr. Tansu Erakgün, sözlerini şöyle sürdürdü: &ldquo;Vücutta diyabet rahatsızlığı devam ettikçe bu hastalık da ilerleyebilir veya tekrar edebilir. Diyabet, sıklıkla obezite, sağlıksız beslenme, aşırı kilo, hipertansiyon ile birliktelik gösterir. Bu nedenle diyabetin yanısıra, obezite, hipertansiyon ile sağlıksız beslenmenin önüne geçilmeli ve kontrollü bir şekilde kilo verilmelidir. Yaşam tarzı değişikliği bu hastalığın tedavisinde önem taşımaktadır. Çok küçük yaşlarda ve gençlerde de diabetin bir türü olan Tip 1 diyabet görülebilir. Bu nedenle diyabetik retinopati erken bir yaşta, örneğin 20&#39;li yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Aynı tanı ve tedavi yöntemleri uygulanıyor. Hastanın gençliği nedeniyle önünde uzun bir yaşam olduğu göz önüne alındığında bu hastalığı kontrol altına alarak mücadele etmesi gerekiyor. Bu hastalık ülkemizde de sıklıkla görülüyor. Şeker rahatsızlığı bulunanların herhangi bir görme şikayeti bulunmasa bile bu konuda bilinçli bir şekilde hareket etmeleri ve düzenli aralıklarla muayene olmaları gerekiyor&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/diyabetik-retinopati-hastaligi_1723380631_E9sHrD.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyabetik Retinopati Hastalığında Erken Tanı Önemli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/diyabetik-retinopati-hastaligi_1723380631_E9sHrD.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bedenimiz 54, ruhumuz 42’sinde yaşlanıyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/bedenimiz-54-ruhumuz-42-sinde-yaslaniyor/9912/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/bedenimiz-54-ruhumuz-42-sinde-yaslaniyor/9912/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jul 2024 12:15:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya genelinde yapılan araştırmaya göre, insanlar 54 yaşında fiziksel olarak yaşlı hissetmeye başlıyor, ancak ruhen genç hissetmeyi 42 yaşında bırakıyor. Kültür ve coğrafya farklarının yaş ve gençlik algılarını şekillendirmede büyük rol oynadığı araştırmada; Avrupa kıtası haricinde her bölge her geçen yıl daha erkenden yaşlı hissediyor. Finler yaşlanma hissine 72 yaşında kapılırken Filipinliler daha 30 yaşından genç hissetmeyi bıraktıklarını söylüyor. Türkler ise, globale benzer şekilde, 54 yaşında yaşlanmış hissettiklerini, 44 yaşında da genç hissetmeyi bıraktıklarını söylüyor.</p><p>BAREM&#39;in global ortağı WIN International, dünya çapında 39 ülkeden 33.866 katılımcının görüş ve düşüncelerine dayanarak insanların yaş ve gençlik algısını anlamak için kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Türkiye ayağı BAREM tarafından gerçekleştirilen araştırma, Türklerin 54&#39;e gelince yaşlı hissettiğini, 44 yaşında da artık kendini genç görmeyi bıraktığını ortaya çıkarıyor ve ülke nüfusunun genç hissetmeyi bıraktığı yaş ile yaşlı hissetmeye başladıkları yaş arasındaki on yıllık farkın altını çiziyor.</p><p>Avrupalılar dışında tüm dünya, her geçen yıl daha erkenden yaşlı hissediyor</p><p>Araştırma, dünya genelinde insanların yaşlı hissetmeye 54 yaşında başladığını ve genç hissetmeyi 42 yaşında bıraktığını gösteriyor. Amerika kıtası, 2018 yılında 57 yaşında yaşlı hissetmeye başlarken şimdi 53 yaşında bu hisse kapılıyor. Benzer şekilde, MENA bölgesinde bu yaşın 59&#39;dan 52&#39;ye, Afrika kıtasında ise 54&#39;ten 51&#39;e düştüğü görülüyor. Kısacası; 59 yaşında yaşlı hissetmeye başlayan Avrupalılar dışında, dünya genelinde insanlar geçmiş yıllara göre daha erken yaşlı hissetmeye başlıyor. Genç hissetmeyi bırakma yaşına bakıldığında, Amerika kıtasında bu yaş 2018&#39;de 46 iken şimdi 40&#39;a düşerek 6 yıllık bir gerileme gösteriyor. Afrika&#39;da ise bu yaş 40&#39;tan 43&#39;e yükseliyor. Avrupalılar, daha geç yaşlı hissetmelerine rağmen, 2018&#39;den bu yana 3 yıl gerileyerek şimdi 43 yaşında genç hissetmeyi bırakıyorlar.</p><p>Güney Koreliler 52&#39;ye kadar genç hissediyor</p><p>Finlandiya, 72 yaş ile insanların en geç yaşlı hissetmeye başladığı ülke olarak birinci sırada yer alıyor. Finlandiya&#39;yı İspanya (65), İsveç (64) ve İtalya (64) takip ediyor. Buna karşılık, en erken yaşta yaşlı hissetmeye başlayan ülke, 45 ile Laos. Laos&#39;u Yunanistan (46) ve Malezya (47) izliyor. İlginç bir şekilde, Finler 47 yaşında, İsveçliler ise 34 yaşında genç hissetmeyi bırakıyor. Güney Koreliler 52 yaşına kadar genç hissetmeye devam ederek bu alanda listenin başında yer alıyor. Filipinler ise 30 yaş ile insanların en erken genç hissetmeyi bıraktığı ülke olarak dikkat çekiyor.</p><p>Türkiye&#39;de de insanlar, globalle aynı şekilde, 54 yaşında yaşlanmış hissettiklerini, 44 yaşında genç hissetmeyi bıraktıklarını söylüyor.</p><p>Araştırma künyesi: Çalışmada 39 ülkede 33,866 kişiyle görüşüldü. Araştırma Türkiye&#39;de 26-30 Ocak 2024 tarihleri arasında CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle Türkiye temsili bir örneklemde 523 kişi arasında gerçekleştirildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bedenimiz-54-ruhumuz-42-sinde-_1720689338_2q1bj6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bedenimiz 54, ruhumuz 42’sinde yaşlanıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bedenimiz-54-ruhumuz-42-sinde-_1720689338_2q1bj6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ms Hastalığı Çoğunlukla 20’li Ve 30’lu Yaşlarda Ortaya Çıkıyor!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/ms-hastaligi-cogunlukla-20-li-ve-30-lu-yaslarda-ortaya-cikiyor/9742/</link>
            <description><![CDATA[MS şüphesi olan hastaların en kısa sürede bir nöroloji doktoruna muayene olmaları gerekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/ms-hastaligi-cogunlukla-20-li-ve-30-lu-yaslarda-ortaya-cikiyor/9742/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 29 May 2024 15:48:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MS (Multiple Skleroz), vücudumuzun bağışıklık sisteminin kendi kendine aktive olup beyin, omurilik ve gözde bulunan dokulara saldırması sonucu gelişen bir nörolojik hastalık olarak tanımlanıyor.</p><p>MS hastalığının genellikle 20&#39;li ve 30&#39;lu yaşlarda ortaya çıktığını belirten Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Kavaklıdere Hastanesi ve Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Eray Yalap, MS hastalığı hakkında bilgi verdi.</p><p>MS HASTALIĞI GENÇ YAŞTA ENGELLİLİĞİN EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ!</p><p>Dünya&#39;da iki milyona yakın MS hastası olduğunu aktaran Bayındır Kavaklıdere Hastanesi ve Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Eray Yalap, &ldquo;MS hastalığı büyük oranda 20&#39;li ve 30&#39;lu yaşla ortaya çıkmakla birlikte, kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görülüyor. Güneş ışınlarına daha az maruz kalan Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika&#39;nın kuzey bölgelerinde daha sık gelişiyor. Ayrıca,  MS hastalığı genç yaşta engelliliğin en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.&rdquo; dedi.</p><p>UZUN SÜRELİ YÜZ, KOL VE BACAK UYUŞMALARI MS&#39;İN HABERCİSİ OLABİLİR!</p><p>Bilinenin aksine aşıların MS riskini artırmadığını dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Eray Yalap, &ldquo;Genetik yatkınlık, Epstein Barr virüs (EBV) enfeksiyonu, D vitamini eksikliği-güneşe az maruz kalma, sigara kullanımı gibi durumların MS riskini artırdığı düşünülse de, hastalığın nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Tek veya iki taraflı görme kayıpları, yüzde-kollarda veya bacaklarda bir günden uzun süren uyuşmalar, kuvvet kayıpları, denge bozuklukları, çift görme, aşırı yorgunluk ve idrar/gaita kaçırma gibi nörolojik semptomlar MS hastalığını düşündürebilecek yakınmalar arasında yer alıyor.&rdquo; diye konuştu.</p><p>MS HASTALIĞINDA ERKEN TANI VE TEDAVİ KRİTİK ROL OYNUYOR!</p><p>MS hastalığı tanısında en önemli tetkikin beyin ve omurilik manyetik rezonans (MR) görüntülemeleri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ömer Eray Yalap, &ldquo;Eğer MR incelemeleri sonunda nöroloji doktoru MS hastalığından şüphelenmişse, ileri inceleme olarak &lsquo;VEP&#39; adı verilen görme testi, detaylı kan tetkikleri ve beyin omurilik sıvısı incelemesi için &lsquo;lomber ponksiyon&#39; adı verilen bir işlem önerebilir. Lomber ponksiyon (belden iğne ile girilerek beyin sıvısı örneği alma işlemi) ile elde edilen beyin omurilik sıvısında  MS hastalığına yönelik çeşitli incelemeler yapılıyor. MS hastalığında erken tanı ve tedavinin atak sıklığını ve uzun vadeli engelliliği azalttığı, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Başlangıçta &lsquo;miyelin&#39; adı verilen sinir kılıf proteininde kayıp ile seyreden MS, tedavi edilmez ise beyin hücrelerinde kayba ve zamanla engelliliğe yol açabiliyor. Bu nedenle MS&#39;in erken tanı alması ve tedavi edilmesi çok büyük önem arz ediyor. MS şüphesi olan hastaların en kısa sürede bir nöroloji doktoruna muayene olmaları gerekiyor.&rdquo; ifadelerinde bulundu.</p><p>MS HASTALIĞINI KONTROL ALTINA ALMAK MÜMKÜN</p><p>Uzm. Dr. Ömer Eray Yalap, MS hastalığının tedavisi ile ilgili şunları aktardı: &ldquo;MS hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmasa da günümüzde hastalığı kontrol altına almak, atak sıklığını ve engellilik gelişim riskini azaltmak mümkün oluyor. MS tanısı konulan hastalarda, hastalığın şiddetine göre çeşitli tedavi yöntemleri bulunuyor. MS ilaçları tablet şeklinde, cilt altı veya kas içi iğne uygulaması şeklinde ya da belirli periyotlarda damardan ilaç uygulanması şeklinde olabiliyor. İlaç tedavisinin yanında düzenli egzersiz özellikle yüzme, Akdeniz usulü diyet, sigaranın bırakılması, sıcak ortamlardan kaçınılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de hastalığın seyrine olumlu etki gösteriyor.&rdquo;</p><p>Bayındır Sağlık Grubu Hakkında:</p><p>Bayındır Sağlık Grubu&#39;nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi&#39;ne dayanmaktadır. İş Bankası grup şirketlerinden olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi&#39;nin yanı sıra, İstanbul&#39;da Fenerbahçe, Beşiktaş, Şirinevler, İş Kule, Tuzla ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı lokasyonda bulunan Bayındır Diş Kliniklerinde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ms-hastaligi-cogunlukla-20-li-_1716986896_Wi6RjU.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ms Hastalığı Çoğunlukla 20’li Ve 30’lu Yaşlarda Ortaya Çıkıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/ms-hastaligi-cogunlukla-20-li-_1716986896_Wi6RjU.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En çok yaptırılan beş estetikten biri 'Burun Estetiği’']]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/en-cok-yaptirilan-bes-estetikten-biri-burun-estetigi/9702/</link>
            <description><![CDATA[ Ameliyat sonrası, burun çok iyi korunmalı, darbe alması önlenmeli, tehlikeli aktivitelerden ve spordan iki hafta kadar uzak durulmalıdır.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/en-cok-yaptirilan-bes-estetikten-biri-burun-estetigi/9702/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 May 2024 12:39:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Muammer Melih Şahin, burun estetiği ameliyatları ve merak edilenler hakkında bilgi verdi.</p><p>Yüzün en çıkık yeri, bir başka deyişle odak noktası olan burnun daha iyi görünmesi için pek çok kişi estetik uygulamalara başvuruyor. Bunlar arasında da cerrahi uygulamalar başı çekiyor. Kimi burnunun şeklini değiştirmek, kimi işlevselliğini artırmak, kimi de daha önce ki burun ameliyatı sonrası gelişen problemden kurtulmak için doktorun kapısını çalıyor. İşte tam bu noktada burun estetiği ameliyatı &lsquo;&#39;Primer Rinoplasti&#39;&#39; ve &lsquo;&#39;Revizyon Rinoplasti&#39;&#39; olarak ikiye ayrılıyor.</p><p>Burun Estetiğinde &lsquo;&#39;Primer Rinoplasti&#39;&#39;</p><p>Burun şeklindeki istenmeyen kusurları düzeltmek ya da burun fonksiyonlarını iyileştirmek için yapılan ilk cerrahi müdahale &lsquo;&#39;Primer Rinoplasti&#39;&#39; olarak adlandırılır. Ameliyat burun kemiklerinin kırılması, kıkırdakların yeniden şekillendirilmesi ve yumuşak dokuların düzeltilmesi gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Rinoplasti genellikle burnunun görüntüsünden memnun olmayan veya işlevsel sorunlar yaşayan kişilerin tercih ettiği bir estetik operasyondur. Ancak ameliyat kararı alınırken kişinin genel sağlık durumuna, burun anatomisine ve beklentilerine bakılır. En iyi ve etkili sonuç için burun estetiği ameliyatına uygun adayla cerrah arasında tedavi seçenekleri doğru şekilde değerlendirilmelidir.</p><p>Rinoplasti sonrası iyileşme süreci kişiden kişiye değişse de genellikle ilk birkaç hafta içinde belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Bu aşamada ödem ve morluklar normaldir ve birkaç hafta içinde azalması beklenir. Sonuçlar ise genellikle ameliyat sonrası birkaç ay içinde ortaya çıkar ve burnun şekli de işlevi de zamanla daha da iyileşir.</p><p>Burun Estetiğinde &lsquo;&#39;Revizyon Rinoplasti&#39;&#39;</p><p>Revizyon rinopIasti ise daha önce yapılan bir rinoplasti sonrası (burun estetiği) ortaya çıkan estetik veya işlevsel problemleri düzeltmek için yapılan ikinci cerrahi müdahaledir. Bu tür revizyonlar genellikle ilk rinoplastinin istenilen sonucu vermemesi, asimetri, nefes alma güçlüğü gibi sorunlarla ilişkilidir. Revizyon rinoplasti, daha karmaşık olabilir ve mutlaka deneyimli bir cerrah tarafından yapılması gerekir. Yani ortada hem başarısız olmuş bir ilk operasyon hem de o operasyonda deforme olmuş bir anatomik yapı vardır. Bu nedenle revizyon rinoplasti sonrası iyileşme de daha uzun sürer.</p><p>Burun estetiği ile ilgili bilinmesi gerekenler</p><p>Büyük küçük her cerrahi operasyon kendi içinde riskler barındırır. Tüm ameliyatlarda olduğu gibi estetik operasyon öncesi de kişi bunun ciddi bir karar olduğunu aklında tutarak hareket etmeli, süreci önemsemeli ve ameliyatı gerçekleştirecek olan cerrahın tavsiyelerine harfiyen uymalıdır. Genel anestezi altında yapılan burun estetiği ameliyatları ortalama 4 saat sürer ve operasyon sonrası ilk gün yüze soğuk uygulama yapılır. Hasta çoğunlukla bir gece yatış sonrası taburcu edilir. Ameliyattan 2-3 gün sonra gelişen ödem ve morluk sonraki günlerde yerini hızlı bir iyileşmeye bırakır. Ameliyat sonrası hastanın mutlaka uyması gereken kurallar ise şunlardır:</p><p>1. Ameliyat sonrası, burun çok iyi korunmalı, darbe alması önlenmeli, tehlikeli aktivitelerden ve spordan iki hafta kadar uzak durulmalıdır.</p><p>2. İlk bir hafta aşırı yüz mimiklerinden ve gülmekten kaçınılmalıdır.</p><p>3. Ameliyat bölgesi güneşe maruz bırakılmamalıdır.</p><p>4. Ameliyat sonrası alkolden ve sigaradan uzak durulmalıdır.</p><p>5. Sağlıklı beslenilmeli ve mutlaka baş yüksekte olacak şekilde dinlenilmelidir.</p><p>6. Ameliyattan sonraki 6 hafta boyunca gözlük kullanılmamalı, sonrasında ise hafif çerçeveli olanlar tercih edilmelidir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/en-cok-yaptirilan-bes-estetikt_1716543586_erOta1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En çok yaptırılan beş estetikten biri 'Burun Estetiği’' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/en-cok-yaptirilan-bes-estetikt_1716543586_erOta1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fazla tuz böbrek hastalıklarına davetiye çıkartıyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/fazla-tuz-bobrek-hastaliklarina-davetiye-cikartiyor/9695/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/fazla-tuz-bobrek-hastaliklarina-davetiye-cikartiyor/9695/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 May 2024 15:21:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, &ldquo;Fazla miktarda tuz alımı hipertansiyon başta olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, inme, böbrek hastalıkları, osteoporoz ve bazı kanser türleri gibi çeşitli hastalıklar için önemli bir risk etmenidir&rdquo; dedi.</p><p>VM Medical Park Florya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü&#39;nden Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, fazla tuz tüketiminin zararları konusunda açıklamalarda bulundu. Tuzun insan sağlığı için önemine değinen Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Besin kaynakları içerisinde tuzun önemli bir yeri vardır. Ancak yüzyıllardan beri insanlar için büyük bir önemi olan tuz ve sodyum kavramları birbiriyle karıştırılmamalıdır. Sodyum, besinlerin doğal yapısında bulunan bir mineraldir. Besinlerin doğal olarak yapısında bulunan sodyuma &lsquo;doğal yiyecek tuzu&#39; denilmektedir. Sodyumun en iyi kaynakları; sofra tuzu, kabartma tozu ve maden sodasıdır. Sodyum doğal olarak süt, et ve kabuklu deniz ürünleri gibi çeşitli yiyeceklerde de bulunur&rdquo; diye konuştu.</p><p>AŞIRI SODYUM EKSİKLİĞİ, SOLUNUM YETERSİZLİĞİNE YOL AÇABİLİR</p><p>Sofra tuzunun ise denizlerden, göllerden ve kayalardan saf olarak elde edilip, rafine edildikten sonra besin hazırlamada kullanılan tuz olduğunu dile getiren Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Sofra tuzu, ana maddesi sodyum klorür olan ham tuzdan, insan tüketimine uygun şekilde üretilen tuzlardır. 1 gram sofra tuzunda 400 mg sodyum vardır. Sodyum ve potasyum vücutta sıvı ve asit-baz dengesinin sağlanması için gereklidir. Sodyum iyonlarının vücut sıvılarındaki yoğunluklarının uygun şekilde olması, sinirlerin uyarımı, normal hücre işlevi ve kas dokusunun çalışması için çok önemlidir. Sodyum yetersizliğinde, zihni bulanıklık, kas yorgunluğu, ağrılar ve solunum yetersizliği gibi belirtiler görülür&rdquo; dedi.</p><p><strong>GÜNLÜK TUZ ALIMI 5 GRAM İLE SINIRLANDIRILMALI</strong></p><p>Sofra tuzunun ise denizlerden, göllerden ve kayalardan saf olarak elde edilip, rafine edildikten sonra besin hazırlamada kullanılan tuz olduğunu dile getiren Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Sofra tuzu, ana maddesi sodyum klorür olan ham tuzdan, insan tüketimine uygun şekilde üretilen tuzlardır. 1 gram sofra tuzunda 400 mg sodyum vardır. Sodyum ve potasyum vücutta sıvı ve asit-baz dengesinin sağlanması için gereklidir. Sodyum iyonlarının vücut sıvılarındaki yoğunluklarının uygun şekilde olması, sinirlerin uyarımı, normal hücre işlevi ve kas dokusunun çalışması için çok önemlidir. Sodyum yetersizliğinde, zihni bulanıklık, kas yorgunluğu, ağrılar ve solunum yetersizliği gibi belirtiler görülür&rdquo; dedi.</p><p>GÜNLÜK TUZ ALIMI 5 GRAM İLE SINIRLANDIRILMALI</p><p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün (DSÖ) diyetle günlük tuz alımının 5 gram ile sınırlandırılması önerisinde bulunduğunu belirten Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Besinlerin etiket bilgilerine bakarak bir porsiyonundaki sodyum miktarı kontrol edilebilir. Ürünlerin tuz içeriğini azaltmak için tariflerin yeniden düzenlenmesi ve düzenlenmediği takdirde tüketicilerin başta maden suyu ve soda olmak üzere besin etiketlerini okuyarak tuz ve sodyum bakımından düşük ürünleri seçmesi gereklidir. Yemeklerin tadına bakmadan tuz kullanılmamalı, sofrada tuzluk bulundurulmamalıdır. Sağlıklı yaşamın bir parçası olarak tuz tüketimi, günlük sodyum gereksinmesini karşılayacak şekilde ayarlanmalıdır. İyot fetüs ve küçük çocukta sağlıklı beyin gelişimi ve genel olarak insanların zihinsel işlevlerini optimize etmek için gerekli olduğundan tüketilen tüm tuzlar iyotlandırılmalı ve tuzlarda iyotlu ibaresi yer almalıdır&rdquo; şeklinde konuştu.</p><p>HASTALIKLARI TETİKLEYEBİLİR</p><p>Fazla tuz tüketiminin zararlarından bahseden Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Fazla miktarda tuz alımının hipertansiyon başta olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, inme, böbrek hastalıkları, osteoporoz ve bazı kanser türleri gibi çeşitli hastalıklar için önemli bir risk etmenidir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, diyetle fazla tuz alımının etkilerinin sadece iyi bilinen bu hastalıklarla sınırlı olmadığını, tip 2 diyabet ve obezite gibi beslenmeyle ilintili kronik hastalıklar için de önemli risk etmeni olabileceğini göstermektedir&rdquo; dedi.</p><p>VÜCUTTA FAZLA SODYUM BİRİKİMİ ÖDEME YOL AÇAR</p><p>Fazla tuz tükettiğimizi nasıl anlayabileceğimize dikkat çeken Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, &ldquo;Vücutta fazla sodyum birikimi ödeme yol açar. Aşırı tuz içeren besinler; hazır soslar, atıştırmalık ürünler, tuzlanmış kuruyemişler, salamura besinler (peynirler vs.), balık konserveleri, tuzlanmış ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri, mineralli içecekler, geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana gibi besinler olarak sıralanabilir&rdquo; açıklamasında bulundu.</p><p>SOFRANIZA TUZLUK KOYMAYIN</p><p>Fazla tuz tüketimini nasıl azaltabileceğimizi anlatan Uzm. Dyt. Ramadanoğlu, şu bilgileri paylaştı:</p><p>&ldquo;Sofranıza tuzluk koymayın. Tuzu, pişirirken değil yemeğin sonunda ekleyin. Bilinçli alışveriş yapın. Bir besini tadarak tuzunu anlamayabilirsiniz. Bunun için etiket üzerinde aşağıda yazan katkıların bulunmamasına dikkat edin: Monosodyum glutamat (MSG), kabartma tozu, disodyum fosfat, sodyum alginat, sodyum nitrat veya nitrit. Limon, baharatlar tuz ihtiyacını çok iyi oranda azaltabilir. Ambalajlı ürünlerin tuz içerikleri yüksek olduğundan dikkatli tüketin. Turşu, salamura yiyecekler ve şarküteri ürünlerini fazla tüketmeyin.&rdquo;</p><p>KAYNAK: Habererk </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/fazla-tuz-bobrek-hastaliklarin_1716466881_RvzbGZ.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fazla tuz böbrek hastalıklarına davetiye çıkartıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/fazla-tuz-bobrek-hastaliklarin_1716466881_RvzbGZ.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Günümüzün en yaygın sindirim sorunlarından 'İrratabl Bağırsak Sendromu']]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/gunumuzun-en-yaygin-sindirim-sorunlarindan-irratabl-bagirsak-sendromu/9624/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/gunumuzun-en-yaygin-sindirim-sorunlarindan-irratabl-bagirsak-sendromu/9624/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 09 May 2024 15:59:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bağırsakların normal işlevlerindeki bozukluklarla karakterize edilen İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS), organik bir nedeni olmasa da en sık teşhis edilen sindirim sistemi hastalıkları arasında yer alıyor. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan da bu rahatsızlığın nasıl teşhis edildiğinden nasıl takviyeler alınması gerektiğine kadar IBS&#39;ye dair bilgilerini paylaşıyor.</p><p>Günümüzün en yaygın sindirim sistemi rahatsızlıklarından IBS, bağırsak beyin ekseninin bozukluğu olarak tanımlanıyor. Hayati tehlikesi olmasa da yaşam kalitesini oldukça etkileyen IBS&#39;nin tipik semptomları arasında karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal ve kabızlık bulunuyor.</p><p>İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH) veya Crohn hastalığı gibi ciddi bağırsak bozukluklarından farklı olan IBS&#39;nin teşhisi doktor değerlendirmesi ve gaita testiyle yapılıyor. Genellikle, doktor semptomları değerlendirdikten sonra tanıyı koymak için başka potansiyel sağlık sorunlarını elemine ediyor. Bu, kapsamlı bir tıbbi geçmiş almayı, fizik muayeneyi ve bazen laboratuvar testlerini içeriyor. Fakat, IBS tanısını yapmak sadece besin intolerans testleri ile mümkün değil.</p><p>IBS nasıl yönetilmeli?</p><p>Tedavi yaklaşımı, semptomların şiddeti ve kişinin genel sağlık durumu göz önüne alınarak belirlenen IBS&#39;yi yönetmek için birçok tedavi seçeneği bulunuyor. Bunlar arasında diyet değişiklikleri (düşük FODMAP diyeti), stres yönetimi teknikleri (nefes çalışmaları ve meditasyonlar), ilaçlar (antidepresanlar ve antispazmoidler) ve alternatif tedaviler yer alıyor. Ayrıca, yeterli ve kaliteli uyku da IBS semptomlarının azaltılmasında önemli bir yere sahip.</p><p>IBS için ne gibi takviyeler alınmalı?</p><p>Probiyotikler, prebiyotikler, magnezyum sitrat, lif takviyeleri ve sindirim enzimleri (laktoz intoleransı için laktaz) gibi bir dizi takviye IBS semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak, bu takviyeleri kullanmadan önce bir doktora danışmak oldukça önemli.</p><p>Nasıl bir beslenme düzeni gerekli?</p><p>IBS semptomlarını yönetmek için kişisel olarak uyarlanmış bir beslenme planı gerekli. Genellikle, lifli gıdaları artırmak, potansiyel tetikleyicileri tanımlamak ve yemek yeme alışkanlıklarını düzenlemek faydalı olabilir. Önerilen bazı beslenme stratejileri ise şunlardır:</p><p>Lifli gıdalar: Yeterli miktarda lif tüketmek kabızlığı hafifletebilir. Meyve, sebze, kepekli tahıllar gibi lifli gıdalar tercih edilmelidir.</p><p>FODMAP azaltımı: FODMAP&#39;lar, bazı kişilerde IBS semptomlarını kötüleştirebilen karbonhidratlardır. Bu yüzden, yüksek FODMAP içeren gıdaların tüketimi azaltılmalıdır. Ancak düşük FODMAP diyeti, tetikleyicileri belirlemek için uygulanan bir tedavi yaklaşımıdır ve hayat boyu uygulanmamalıdır.</p><p>Su tüketimi: Yeterli miktarda su içmek, sindirim sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olabilir ve kabızlığı önleyebilir.</p><p>Küçük ve sık öğünler: Büyük öğünler yerine daha küçük ve sık öğünler tüketmek sindirim sistemi üzerindeki stresi azaltabilir.</p><p>Potansiyel tetikleyicileri tanımlama: Bazı yiyecekler, IBS semptomlarını tetikleyebilir. Kişisel olarak tetikleyicileri tanımlamak ve bunlardan kaçınmak önemlidir.</p><p>SOFRA/ COMPASS GROUP TÜRKİYE Hakkında: 1987&#39;de kurulan Sofra/Compass Group Türkiye, dünyanın lider yiyecek ve destek hizmetleri firması olan Compass Group PLC bünyesindedir. Türkiye&#39;de, EUREST, OBASAN ve TURKAŞ markasıyla iş merkezlerine, fabrikalara, eğitim kurumlarına ve sağlık kurumlarına toplu yemek hizmeti veren Sofra/Compass Group Türkiye, EUREST SERVICES markası ile tesis işletim ve bakım onarımı, temizlik, iç taşıma ve depolama, idari ve ofis destek, açık alan ve çevre bakım gibi destek hizmetleri, EUROSERVE GÜVENLİK markası ile de koruma ve güvenlik hizmetlerini, Türkiye&#39;nin her noktasında 81 ilde, 30 bin çalışanıyla, 4 bine yakın farklı lokasyonda hizmet sunmaktadır. Toplu yemek hizmeti verdiği kuruluşların kendi tesislerinde kurduğu mutfaklarında ve Türkiye genelinde 4 merkezi yemek üretim tesislerinde günde toplam 1,3 milyon öğün yemek üretimi gerçekleştirmektedir.</p><p>Compass Group Hakkında: Compass Group PLC, 35 ülkede milyonlarca kişiye yemek servisi yapan ve dünya çapında 550.000&#39;den fazla kişiyi istihdam eden ve onlarla ilişki kuran, dünyanın önde gelen bir gıda ve destek hizmetleri şirketidir. Şirket, yerleşik bir marka portföyü ile İş Merkezleri ve Endüstri Tesisleri, Sağlık ve Eğitim Kurumları, Spor, Eğlence ve Savunma Sanayi sektörlerinde gıda ve bir dizi destek hizmetleri sağlama konusunda uzmanlaşmıştır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gunumuzun-en-yaygin-sindirim-s_1715259546_Ekf5jW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Günümüzün en yaygın sindirim sorunlarından 'İrratabl Bağırsak Sendromu' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/gunumuzun-en-yaygin-sindirim-s_1715259546_Ekf5jW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Binde Bir Görülen Hastalık, Robotik Cerrahiyle Tedavi Edildi]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/binde-bir-gorulen-hastalik-robotik-cerrahiyle-tedavi-edildi/9613/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/binde-bir-gorulen-hastalik-robotik-cerrahiyle-tedavi-edildi/9613/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 08 May 2024 11:45:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İzmir&#39;de yaşayan ve 5 yıldır şiddetli böbrek ağrısı şikayeti bulunan Erdal Temel (36), Özel Sağlık Hastanesi&#39;nde gerçekleştirilen Robotik Cerrahi operasyonuyla sağlığına kavuştu.</p><p>Özel Sağlık Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna yapılan tetkikler sonucunda ektopik pelvik böbrek anomalisi ve böbrek çıkım darlığı tanısı koydukları Erdal Temel&#39;e 4 saatlik başarılı bir ameliyat gerçekleştirdiklerini söyledi.</p><p>Prof. Dr. Burak Turna daha önce 5 farklı merkeze giderek ameliyat olmak isteyen hastada, binde bir kişide görülen anomali tespit ettiklerini ve Türkiye&#39;de bu alanda ilk defa robotik cerrahiyle gerçekleştirilen bir operasyona imza attıklarını dile getirdi.</p><p>BİNDE BİR KİŞİDE GÖRÜLÜYOR</p><p>Operasyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Turna &ldquo;Erdal beyde doğuştan kaynaklanan ektopik pelvik böbrek anomalisi vardı. Hastamızın böbreği olması gereken yere çıkamamış. Pelvis dediğimiz karın alt bölgesine yerleşmiş. Kendisinde böbrek çıkım darlığı da bulunuyordu. Tıkanıklığa bağlı olarak böbrek tam boşalamıyor ve işlevini yerine getiremiyordu. Bu tıkanıklıktan dolayı Erdal beyin ciddi ağrıları ve karnında şişme vardı. Böbrek havuzcuğu büyüyerek idrar torbası kadar olmuştu. Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde böbrek çıkım darlığı ve ektopik böbrek rahatsızlıklarını bulduk. Bunu düzeltmek için robotik cerrahi ile operasyon gerçekleştirdik. Bu nadir rastlanan ve binde 1 kişide görülen bir anomali. İnsanlar bunu fark etmeyebiliyor ve böbrek fonksiyonlarını da kaybedebiliyor. Ameliyattan sonra yapılan testler sonucunda iki rahatsızlığın da tamamen düzeldiği ve böbreğin fonksiyonlarını yerine getirmeye başladığını gördük. Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlıklı günler dileriz&rdquo; diye konuştu.</p><p>Dünyada ve ülkemizde bu operasyonu yapabilecek sayılı merkez arasında olduklarını ifade eden Prof. Dr. Burak Turna, hastanın ameliyatın ardından 3 gün içinde taburcu olduğunu da sözlerine ekledi.<br />ROBOTİK CERRAHİ AVANTAJ SAĞLIYOR</p><p>Robotik cerrahi tekniği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Burak Turna şunları söyledi: &ldquo;Bu yöntemle hastaların ameliyat sonrası daha az ağrı duyması ve normal yaşama daha erken dönmesi imkanı sağlanıyor. Üstelik açık ameliyata göre yara izi de az olduğu için estetik anlamda da avantaj sunuyor. Bu yöntem vücutta daha az travmaya neden olduğu için hem kan kaybı daha az oluyor hem de iyileşme süresi kısalıyor. Hastada enfeksiyon riski azalıyor. Robotik cerrahi ile hastalarımıza açık cerrahinin dezavantajlarından uzak ameliyat imkanı sağlıyoruz. Bu konudaki deneyimi bin vakanın üstünde olan bir ekiple birlikte toplum sağlığı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/binde-bir-gorulen-hastalik-rob_1715157911_enFPQ1.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Binde Bir Görülen Hastalık, Robotik Cerrahiyle Tedavi Edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/binde-bir-gorulen-hastalik-rob_1715157911_enFPQ1.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bakan Koca'dan 'TTB' açıklaması: ‘Tabip odalarının amacı, hekim hakları olmalı’]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/bakan-koca-dan-ttb-aciklamasi-tabip-odalarinin-amaci-hekim-haklari-olmali/8914/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/bakan-koca-dan-ttb-aciklamasi-tabip-odalarinin-amaci-hekim-haklari-olmali/8914/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 08 Dec 2023 11:09:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Türk Tabipleri Birliği ile ilgili adli süreç ve sendikalara ilişkin açıklama yaptı.</p><p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p>Bakan Koca açıklamasında,  &quot;Hekim hakları ve saygınlığı için verilecek mücadelenin yeri sendikalar değil, asıl, tabip odaları olmalıdır. Tabip odalarının amacı ise, sadece hekim hakları ve hekim saygınlığını korumak olmalıdır. Bütün hekim arkadaşlarımı, amacı sadece hekim hakları ve saygınlığını korumak olması gereken tabip odalarını desteklemeye davet ediyorum.&quot; ifadelerine yer verdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bakan-koca-dan-ttb-aciklamasi-_1702022951_rviTDz.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bakan Koca'dan 'TTB' açıklaması: ‘Tabip odalarının amacı, hekim hakları olmalı’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bakan-koca-dan-ttb-aciklamasi-_1702022951_rviTDz.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Ali ACAR, 'Kimler Grip Ve Zatürre Aşısı Olmalıdır?']]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/prof-dr-ali-acar-kimler-grip-ve-zaturre-asisi-olmalidir/8642/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/prof-dr-ali-acar-kimler-grip-ve-zaturre-asisi-olmalidir/8642/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 10 Oct 2023 10:28:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya çapında her yıl yaklaşık 1 milyar insanın mevsimsel gripten etkilendiği ve bunların 3-5 milyonu hastalığı şiddetli geçirdiği tahmin edilmektedir. Her yıl 290 - 650 Milyon kişi gribin neden olduğu komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu kişiler aynı zamanda gribin en önemli komplikasyonu ve griple ilişkili ölümlerin en önemli nedeni olan pnömoni (zatürre) açısından da risk taşıyor. </p><p>Bu süreçte en etkili önlemin grip ve zatürre aşısı olduğunun altını çizen Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Acar, grip ve zatürre aşıları hakkında bilgi verdi. </p><p>Dünyanın her yerinde dolaşan influenza virüslerinin neden olduğu akut bir solunum yolu enfeksiyonu olan grip, her yıl dünyada yaklaşık 3-5 milyonu ağır hastalık olmak üzere 1 Milyar kişiyi etkiliyor ve 300-650 bin kişinin ölümüne neden olan oluyor. Gribe yakalanmamak için sık el yıkama, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme gibi kişisel önlemlerin yanı sıra özellikle risk altındaki kişilerin mutlaka aşılanması gerektiğini belirten Bayındır Söğütözü Hastanesi ve Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Acar, sözlerini şu şekilde sürdürdü:</p><p>&ldquo;İnfluenza virüsü her yıl yapısını değiştirdiğinden, Dünya Sağlık Örgütü küresel izleme verilerine dayanarak aşı içerikleri için yıllık önerilerde bulunuyor. Her yıl aşı içeriği Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün tavsiyeleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Aşı, yapıldığı grip sezonu için etkili oluyor. Bu nedenle, daha önce geçirilmiş grip hastalığı ya da uygulanmış grip aşısına bakılmaksızın mevsimsel gribe karşı etkin bir korunma sağlanması için her yıl grip aşısı yaptırılması gerekiyor. Risk grubundaki kişilerin Eylül-Ekim aylarından itibaren mevsimsel grip salgınlarına neden olabilecek virüslere karşı hazırlanan güncel aşılarla aşılanması gerekiyor. Aşının koruyuculuğu ise yaklaşık 6-8 ay sürüyor. Dolayısıyla bir sonraki grip mevsiminde hastalığa tekrar yakalanmak mümkün hale geliyor. Bu nedenle mevsimsel gripten korunmak için her yıl aşı yapılması gerekiyor.&rdquo;</p><p>Bu kişilerin aynı zamanda gribin en önemli komplikasyonu ve griple ilişkili ölümlerin en önemli nedeni olan pnömoni (zatürre) açısından da risk altında olduklarını belirten Prof. Dr. Ali Acar, &ldquo;Grip açısından riskli grupta olanların pnömokok aşısı da olmaları çok önemli. Aşılar, pnömokok hastalığını önlemenin en iyi yoludur. Toplum arasında zatürre aşısı olarak da bilinen iki tür pnömokok aşısı mevcuttur, bu aşılar kişinin zatürre dışındaki diğer pnömokokal hastalıklardan da korunmasına yardımcı olur. Ayrıca geçmişte pnömokok hastalığı geçirilmiş olsa bile, kişilerin zatürre aşısı uygulaması önerilir. Girp ve pnömokok aşılarını aynı zamanda yapılması gerektiği durumlarda, iki aşı farklı kollara yapılmak suretiyle güvenle aynı anda uygulanabilir&rdquo; dedi.</p><p>KİMLER GRİP VE ZATÜRRE AŞISI OLMALI?</p><p>Grip de zatürre de her yaştan bireyde görülebiliyor. Ancak bazı kişilerin, bu iki hastalık açısından daha yüksek risk altında bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ali Acar, risk gruplarını şu şekilde sıraladı: </p><p>Grip açısından risk taşıyanlar:</p><p>Gebeler</p><p>6-59 ay arası çocuklar ile 50 yaş üstü yetişkinler</p><p>Kronik hastalığı olanlar: (Astım dahil kronik akciğer hastalığı, diyabet, metabolik hastalıklar, kalp hastalığı, kronik karaciğer hastalığı, kronik böbrek hastalığı, nörolojik hastalıklar)</p><p>Bağışıklığı baskılanmış hastalar (doğumsal, AIDS, kanser veya kullanılan ilaçlar nedeniyle)</p><p>6 ay-18 yaş arasında olup uzun süreli aspirin tedavisi kullananlar</p><p>Obez kişiler </p><p>Komplikasyon riski yüksek olanlarla aynı evde yaşayanlar veya bakım hizmeti verenler (sağlık personeli, özellikle 6 aydan küçük çocuklarla temaslılar, 5 yaş altı ve 50 yaş üstü kişilerin ev temaslıları ve bakım verenler)</p><p>Pnömokokal hastalık açısından risk taşıyanlar:</p><p>2 yaş ve altındaki kişiler,</p><p>65 yaş ve üzerindeki kişiler,</p><p>Kronik akciğer, kalp, böbrek, karaciğer hastalığı, diyabet ya da HIV enfeksiyonu bulunanlar,</p><p>Kohlear implantı olanlar,</p><p>Beyin omurilik sıvısı (BOS) sızıntısı olanlar,</p><p>Kanser, solid organ nakli veya bağışıklık sistemini zayıflatan başka bir durum veya ilaç kullananlar,</p><p>Nefrotik sendromu bulunanlar,</p><p>Orak hücre hastalığı ve diğer hemoglobinopatilere sahip olanlar,</p><p>Dalağı alınmış ya da dalak fonksiyon bozukluğu olan kişiler,</p><p>Sigara kullananlar</p><p>Alkolizm</p><p>AŞI FELÇ YAPMAZ, KISIRLIĞA NEDEN OLMAZ</p><p>Aşıların yaygın yan etkileri arasında aşının yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık ve/veya şişlik, baş ağrısı, ateş, mide bulantısı, kas ağrıları ve yorgunluğun yer aldığını belirten Prof. Dr. Ali Acar, &ldquo;Aşının erişkinlerde görülen en sık yan etkisi enjeksiyon yerinde ağrı ve hassasiyet olup %10 ile 20 oranında ortaya çıkıyor ve genellikle iki gün içinde kayboluyor. Grip ve zatürre aşılarının ciddi yan etki sıklığının, çocukluk çağında yapılan aşılardan farkı bulunmuyor. Aşılar felç yapmıyor, kısırlığa neden olmuyor ve gebelerde de güvenle yapılabiliyor. Ancak unutulmamalıdır ki tüm aşılar, alerjik reaksiyonların hızlı bir şekilde tanınabileceği ve tedavi edilebileceği sağlık kurumlarında yapılması gerekiyor.&rdquo;</p><p>Bayındır Sağlık Grubu Hakkında:</p><p>Bayındır Sağlık Grubu&#39;nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi&#39;ne dayanmaktadır. İş Bankası grup şirketlerinden olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi&#39;nin yanı sıra, İstanbul&#39;da Fenerbahçe, Beşiktaş, Şirinevler, İş Kule, Tuzla ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı lokasyonda bulunan Bayındır Diş Kliniklerinde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-ali-acar-kimler-grip-v_1696922906_cYObuG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Ali ACAR, 'Kimler Grip Ve Zatürre Aşısı Olmalıdır?' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-ali-acar-kimler-grip-v_1696922906_cYObuG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, estetik tıbbi müdahaleler hakkında önemli bilgileri paylaşıyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/medikal-estetik-hekimi-zeynep-azakli-estetik-tibbi-mudahaleler-hakkinda-onemli-bilgileri-paylasiyor/8542/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/medikal-estetik-hekimi-zeynep-azakli-estetik-tibbi-mudahaleler-hakkinda-onemli-bilgileri-paylasiyor/8542/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 04 Sep 2023 15:34:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Estetik amaçlı müdahaleler, doğuştan veya sonradan meydana gelen görünüş bozukluklarını düzeltmek amacıyla yapılırken, bazı insanlar daha iyi hissetmek ve daha güzel görünmek için hiçbir görünüş bozukluğu olmasa bile bu tıbbi müdahalelere başvurabilmektedirler.</p><p>Estetik müdahalelerde en önemli noktalardan biri, doğal görünümü korumaktır. Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, bu konuda, &quot;İnternet ve sosyal medya, estetik standartlarını etkileyebilir ve bu standartlar genellikle abartılı olabilir. Doktorunuzun sizi doğru bir şekilde yönlendirmesi ve sizin de doktorunuza güvenmeniz önemlidir&quot; diyor.</p><p>Hyaluronik asit enjeksiyonları, estetik tıbbın temel yapı taşlarından biri olsa da sadece dolgu ile yüzü şekillendirmeye çalışmak sorunlara neden olabilir. Dozunda ve yeterli miktarda hyaluronik asit kullanmak önemlidir. Yüz sıkılaştırma, cildin kolajen içeriğini artırma ve yüz hatlarını vurgulama amacıyla enerji bazlı cihazlar ve diğer tedavi yöntemleri de kullanılabilir.</p><p>Yanak yağlarıyla ilgili olarak, Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, ameliyatsız yanak inceltme işleminin ağız içinden yapıldığını belirtiyor. Yanak bölgesini inceltmek için yapılan bazı işlemlerde gereğinden fazla yağ alınması, şakaklarda çukurların oluşmasına ve yüzün daha yaşlı görünmesine yol açabilir. Bu nedenle, bu bölgedeki yağ yastıklarını sıkılaştırmak veya yağ depolanmasını azaltmak için mezoterapi ürünlerinden destek alınması öneriliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/medikal-estetik-hekimi-zeynep-_1693830886_ihcIGu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Medikal Estetik Hekimi Zeynep Azaklı, estetik tıbbi müdahaleler hakkında önemli bilgileri paylaşıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/medikal-estetik-hekimi-zeynep-_1693830886_ihcIGu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Okullar Açılmadan Çocukların Göz Muayenelerini Yaptırın!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/okullar-acilmadan-cocuklarin-goz-muayenelerini-yaptirin/8520/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/okullar-acilmadan-cocuklarin-goz-muayenelerini-yaptirin/8520/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 30 Aug 2023 17:33:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz tatilinin bitmesine az bir süre kaldığını hatırlatan Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, ailelerin yaz tatilini fırsat bilerek çocuklarının göz muayenelerini yaptırmalarında fayda olduğunu söyledi.</p><p>Göz hastalıkları arasında yer alan miyop, astigmat ve hipermetropun, aileler tarafından fark edilemediğinde, çocukların okuldaki ders başarısının düştüğünü kaydeden Asena, &ldquo;Bu rahatsızlıklar, ders çalışırken çocukların motivasyonunu da olumsuz yönde etkiliyor&rdquo; dedi.</p><p>&ldquo;Çocuğum tembel, ders çalışmayı sevmiyor&rdquo; gibi düşünen ebeveynlerin aklına göz hastalıkları gelmeli diyen Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, düzenli göz muayenesinin erken tanı ve tedavide büyük rol oynadığını vurguladı.</p><p>Göz rahatsızlığı yaşayan çocukların, genelde görüntüyü odaklamak için başını yan tutarak veya gözlerini kısarak baktıklarını kaydeden Asena, bu gibi davranışların yanı sıra; çocukların baş ve göz ağrısı da hissedebileceklerine dikkat çekti.</p><p>Okul öncesinde 5 - 6 yaştan erken dönemde, bebek ve çocuklarda taramaların yapılmasının hastalıkların erken tespitinde gerekli olduğunu belirten Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, şu bilgileri verdi: &ldquo;Özellikle bu dönemde göz tembelliği yönünden çocuklar mutlaka göz muayenesinden geçirilmelidir. Her sağlıklı çocuk bile her yıl düzenli göz muayenesi olmalıdır. Göz sağlığı, okuldaki başarıyı doğrudan etkiliyor. Gözde bir rahatsızlık olup olmadığı konusunda aileler çok bilinçli hareket etmelidir. Bu konuda öğretmenlere de büyük görev düşüyor&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/okullar-acilmadan-cocuklarin-g_1693406038_FrndVE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Okullar Açılmadan Çocukların Göz Muayenelerini Yaptırın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/okullar-acilmadan-cocuklarin-g_1693406038_FrndVE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Otizmli müzik dehasına Grandmedical'de başarılı operasyon]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/otizmli-muzik-dehasina-grandmedical-de-basarili-operasyon/8381/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/otizmli-muzik-dehasina-grandmedical-de-basarili-operasyon/8381/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 Feb 2023 09:55:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Müzikal deha olarak anılan otizmli piyanist Buğra Çankır, Manisa<br />Özel Grandmedical Hastanesi&#39;nde geçirdiği operasyonla sağlığına<br />kavuştu. Çankır&#39;ın ameliyatını gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı<br />ve Hastane Başhekimi Op. Dr. Mümtaz Kahya, Türkiye&#39;nin<br />yetiştirdiği sıradışı müzik dehalarından biri olan Buğra&#39;yı sağlığına<br />kavuşturdukları için çok mutlu olduklarını söyledi.</p><p>Henüz 3 yaşındayken otizm teşhisi konulan ancak ailesiyle birlikte<br />verdiği büyük mücadeleyle Türkiye&#39;nin en önemli piyanistlerinden biri<br />haline gelen Buğra Çankır, uluslararası başarılarıyla otizmli bir insanın<br />neler yapabileceğini de herkese gösteriyor. Buğra Çankır, yaşadığı bir<br />rahatsızlık nedeniyle geçtiğimiz günlerde Manisa Özel Grandmedical<br />Hastanesi&#39;nde operasyon geçirdi. Genel Cerrahi Uzmanı ve Hastane<br />Başhekimi Op. Dr. Mümtaz Kahya, Çankır ve ailesinin Grandmedical&#39;i<br />tercih etmesinden onur duyduklarını söyledi. Başarılı operasyonun<br />ardından Çankır ve ailesini bir gün ağırladıklarını ve taburcu ettiklerini<br />anlatan Kahya, Çankır&#39;ın tüm engelleri aşarak müzik konusunda<br />Türkiye&#39;nin gurur kaynağı olduğunu söyledi.</p><p>DÜNYANIN EN İYİ MÜZİK KULAĞI</p><p>1994 yılında Hatay&#39;ın İskenderun ilçesinde doğan Çankır, 3<br />yaşındayken konulan otizm teşhisi sonrasında ailesiyle zorlu günler<br />yaşadı. Özel eğitim yoluyla çeşitli alanlarda büyük beceriler elde eden<br />Çankır ve ailesinin yaşantısına yön veren gelişme 2004&#39;te yaşandı.<br />California Üniversitesinin yaptığı &quot;mutlak kulak&quot; testinden 36 tam puan<br />alan Buğra, 664 kişi arasından &quot;dünyanın en iyi müzik kulağı&quot; seçilerek<br />aileye umut ışığı oldu. Artık doğada duyduğu tüm seslerin frekanslarını<br />ayırt edebilme yeneteğiyle &#39;müzikal deha&#39; olarak anılıyor.</p><p>DOKTORA YAPAN İLK OTİZMLİ</p><p>Yetenkli piyanist, ayrıca Türkiye&#39;nin ilk otizmli doktora öğrencisi<br />unvanına sahip. Konservatuvarların ortaöğretim bölümlerine önce<br />otizmli olması nedeniyle kabul edilmedi. Ancak büyük uğraşlar sonucu<br />İskenderun Teknik Üniversitesi Mustafa Yazıcı Devlet Konservatuarı<br />lisans bölümünden dereceyle 2016&#39;da mezun oldu. Ardından da yüksek<br />lisans ve doktorasını yaptı. Hedefini, &quot;Yapabileceğimin en iyisini yapmak<br />için çalışıyorum. Dünyaca tanınmış otizmli bir sanatçı olmak istiyorum&quot;diye özetliyor. Dünya Engelliler Piyano Yarışması&#39;nda finale kalma<br />başarısı gösteren Buğra, yurt içi ve dışında birçok konser verdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/otizmli-muzik-dehasina-grandme_1677221730_W6ZUAE.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Otizmli müzik dehasına Grandmedical'de başarılı operasyon ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/otizmli-muzik-dehasina-grandme_1677221730_W6ZUAE.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgutlu’da vatandaşlar kan vermek için sıraya girdi]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-vatandaslar-kan-vermek-icin-siraya-girdi/8357/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-vatandaslar-kan-vermek-icin-siraya-girdi/8357/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Feb 2023 17:49:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Manisa&#39;nın Turgutlu ilçesinde vatandaşlar depremzedelerin ihtiyacı doğrultusunda kan vermek için Kızılay&#39;a koştu.</p><p>Kahramanmaraş&#39;ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17&#39;de, 7,4 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından Kızılay sabah saatlerinde kan bağışına ilişkin duyuru yayınladı.</p><p>Yayınlanan duyurunun ardından Manisa&#39;nın Turgutlu ilçesinde vatandaşlar Türk Kızılay Turgutlu Kan Alım Merkezine koştu.</p><p>Türk Kızılay Turgutlu Kan Alım Merkezinde bugün saat 19.00&#39;a kadar depremzedeler için kan alımı yapılacağı duyurulurken, vatandaşlar Kan Alım Merkezinin bulunduğu eski belediye binasında kuyruklar oluşturdu.</p><p>Kızılay&#39;ın kan bağışına ilişkin duyurusunda şu ifadelere yer verildi; &ldquo;Deprem bölgesine kan sevkiyatı yapıyoruz. Ulusal kan stoklarımız mevcut, ilave ihtiyaçlar için vatandaşları kan bağışına davet ediyoruz.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turgutlu-da-vatandaslar-kan-ve_1675694946_hmX47T.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgutlu’da vatandaşlar kan vermek için sıraya girdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turgutlu-da-vatandaslar-kan-ve_1675694946_hmX47T.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Araştırmacı Yazar Hüseyin Demir, artan kalp krizlerine dikkat çekti.]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/arastirmaci-yazar-huseyin-demir-artan-kalp-krizlerine-dikkat-cekti/8344/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/arastirmaci-yazar-huseyin-demir-artan-kalp-krizlerine-dikkat-cekti/8344/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 19 Jan 2023 09:26:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yazar Demir: Hemşerim, dostum Burhan Çaçan, değerli bir şahsiyetti, hayırla y&acirc;d edeceğiz.</p><p>Bazı isimlerin adamlığıyla, insanlığıyla ve gösterdiği onurlu duruşuyla hafızalardan silinmeyeceğinin altını çizen Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, &lsquo;Değerli dostum, hemşerim Türk halk müziğinin değerli isimlerinden Burhan Çaçan, hiçbir zaman hafızalardan silinmeyecek onurlu, değerli bir şahsiyetti. Yakın zamanda anjiyo olmamdan dolayı beni aramış ve geçmiş olsun dilekleri iletmiş ve kendisinin de kalp rahatsızlığı olduğunu, doktora gittiğini söylemişti. Kalp krizi sonucu, İnn&acirc; lill&acirc;hi ve inn&acirc; ileyhi r&acirc;ci&ucirc;n  vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrendik. Hemşerim, değeri dostum ,güzel insan, Türk halk müziği sanatçısı mümtaz şahsiyet Burhan Çaçan&#39;a Allah&#39;tan gani gani rahmet diliyor; kederli ve değerli ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Mek&acirc;nı cennet olsun.&#39; Dedi.</p><p>Kalp krizlerinde yaşanan artışlar, kaygı verici seviyelere ulaştı.</p><p>Son zamanlarda &lsquo;kalp krizi sonucu hayatını kaybetti&#39; şeklinde sayısız haber aldığına dikkat çeken Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, &#39;Öncelikle, Kovid-19 sonrası göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şik&acirc;yetleri devam eden dostlarım, mutlaka bir kardiyoloğa görünmenizde fayda var. Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün (DSÖ) verilerine göre, her yıl ortalama 17 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları sebebiyle hayatını kaybediyor. Türk Kardiyoloji Derneği&#39;ne göre Türkiye&#39;de ölümlerin yüzde 40&#39;tan fazlası kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Bu rakamların kovid-19 dan sonra ciddi şekilde arttığı ve kalp krizi geçirme yaş aralığının gençlerde artış gösterdiği telaffuz edilmektedir. DSÖ uygun yaşam tarzı değişiklikleri ve düzeltilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin dörtte üçünden fazlasının önlenebileceğini ifade etmektedir. Türkiye&#39;de ölümlere ilişkin sayısal veriler son 3 yıldır maalesef yayınlanmamaktadır. Çevremizden, haberlerden, sosyal medyadan gördüğümüz kadarı ile kalp krizi kaynaklı ölümlerin, geçmişe nazaran çok fazla arttığına şahitlik ediyoruz. Kalp krizi sonucu vefat oranlarında yaşanan bu yükselişin detaylıca araştırılıp, gerekli öneriler ve tedavi yöntemleri hususunda daha kapsayıcı çalışmaların yürütülmesi, hayati bir öneme sahiptir. Umarım medyaya yansımayan araştırmalar vardır, yoksa da bu konuda büyük bir çalışmaya ihtiyaç olduğu gözü olan herkesin malumudur ve bir an önce harekete geçilmelidir. Aksi durumda Hemşerim, değeri dostum, güzel insan, Türk halk müziği sanatçısı mümtaz şahsiyet Burhan Çaçan gibi birçok sevdiğimiz insan, kalp krizi sonucu aramızdan ayrılacaktır.&#39; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/arastirmaci-yazar-huseyin-demi_1674109594_EQGgU9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Araştırmacı Yazar Hüseyin Demir, artan kalp krizlerine dikkat çekti. ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/arastirmaci-yazar-huseyin-demi_1674109594_EQGgU9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgutlu’da ‘Dünya Tütünsüz Günü’ Standı büyük ilgi gördü]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-dunya-tutunsuz-gunu-standi-buyuk-ilgi-gordu/8197/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-da-dunya-tutunsuz-gunu-standi-buyuk-ilgi-gordu/8197/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 31 May 2022 14:44:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Turgutlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından 31 Mayıs &ldquo; Dünya Tütünsüz Günü &rdquo; sebebiyle Turgutlu Atatürk Parkındaki (Ortapark) Stand da Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının sağlık ve çevre zararları , Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, Sigara Bırakma Poliklinikleri ve kapalı alanlarda tütün ürünü kullanımı durumunda vatandaşların ihbarda bulunabilecekleri Alo 184 SABİM Hattı ile ilgili konularda bilgilendirme çalışmaları yapıldı.</p><p>Turgutlu Kaymakamı Ali YILMAZ ve beraberindeki J.Asb.Kd.Bçvş, İlçe J.Komutanı V. İsmail DEMİR, İlçe Emniyet Müdürü Harun TUTAK standı ziyaret etti.</p><p>Tüm vatandaşlar sigara ve tütünü bırakmaya davet edildi.31 Mayıs Dünya Tütünsüz Gününde sen de başarabilirsin!</p><p>Şimdi sigarayı bırakmanın tam zamanı..</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turgutlu-da-dunya-tutunsuz-gun_1653997446_j0OaLM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgutlu’da ‘Dünya Tütünsüz Günü’ Standı büyük ilgi gördü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turgutlu-da-dunya-tutunsuz-gun_1653997446_j0OaLM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Doğru Beslenme ve Egzersizlerle Sağlıklı Bir Yaşlılık Mümkün]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/dogru-beslenme-ve-egzersizlerle-saglikli-bir-yaslilik-mumkun/8121/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/dogru-beslenme-ve-egzersizlerle-saglikli-bir-yaslilik-mumkun/8121/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 01 Apr 2022 11:14:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>YETERSİZ BESLENME, KRONİK HASTALIKLARIN GÖRÜLME SIKLIĞINI VE ÖLÜMLERİ ARTIRIYOR.<br />Son yıllarda kırılgan yaşlı tanımı oldukça sık kullanılıyor. Kırılgan yaşlılarda düşme, fonksiyonel bağımlılık, hastanelere başvuru ve ölüm oranı artıyor. Oysaki nüfusun sağlıklı ve aktif yaşlanması, yaşlılığında bağımsız ve kendine yeterli olabilmesi, sosyal ve psikolojik açıdan kendisini iyi hissedebilmesi büyük önem taşıyor.</p><p>Özellikle yetersiz beslenme sorunlarının yaşlılar için oldukça önemli, yaygın ve genelde erken teşhis edilemeyen bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır İçerenköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhan Mantar, önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Son yüzyılda sağlık alanında geliştirilen tanı ve tedavi yöntemleri, ölüm hızının azaltılmasında etkili oluyor ve dünya nüfusu giderek yaşlanıyor. Ayrıca tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yeni doğmuş bir bireyin yaşaması beklenen ortalama yaşam süresi her geçen yıl biraz daha artıyor. Ancak Türkiye&#39;de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun %80&#39;inde en az bir kronik hastalık bulunuyor. Oysaki nüfusun hem fiziksel hem de psikolojik olarak sağlıklı yaş alabilmesi ve bağımsız olabilmesi büyük önem taşıyor.</p><p>Bireylerin özellikle yaşlılık dönemlerinde, genç yaşlarına göre &lsquo;protein-enerji malnütrisyonu&#39; olarak adlandırılan yetersiz beslenme sorunlarına savunmasız hale gelebildiklerinin altını çizen Bayındır İçerenköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhan Mantar, &ldquo;Protein-enerji malnütrisyonu, yaşlılar için oldukça önemli, yaygın ve genelde erken teşhis edilemeyen bir sağlık sorunu... Yaşlılığa bağlı hastalıkların önlenmesi, geciktirilmesi ve tedavi edilmesinde beslenme etkin bir rol oynuyor. Yeterli ve dengeli beslenme, fonksiyonel durumun sürdürülmesi ve sakatlıklardan korunmada önemli bir hale geliyor. Yaşlılıkta enerji ihtiyacı, hastalıklar, sakatlanma ve kırıklara bağlı olarak artabiliyor. Enerji ihtiyacının arttığı bu gibi durumlarda bireylerin yetersiz beslenmesi kronik beslenme yetersizliği denilen duruma neden oluyor. Yaşlılık döneminde beslenme durumu, yaşlanma süreci boyunca vücutta meydana gelen değişikliklerden, kronik hastalıklardan, kullanılan ilaçlardan, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumdan etkileniyor.&rdquo;</p><p>SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ</p><p>Yetersiz beslenmenin, kronik hastalıkların görülme sıklığını ve bu hastalıklara bağlı ölümleri artırdığını söyleyen Uzm. Dr. Ferhan Mantar, sağlıklı beslenme önerilerini şu şekilde sıraladı:</p><p>Besin çeşitliliğini sağlayın: Her öğünde, süt ve süt ürünleri, et ve benzeri besinler (yumurta, kuru baklagiller vs.), taze sebze ve meyveler, ekmek ve tahıl grubundaki besinleri birlikte gereksiniminize uygun miktarda tüketin.</p><p>Günde en az üç öğün beslenin: Her gün en az üç öğünde besin çeşitliliğini sağlayarak beslenin, ara öğünleri kaçırmamaya dikkat edin.</p><p>Bol ve çeşitli sebze meyve tüketin: Her öğünde ve öğün aralarında mevsime uygun farklı bir sebze ve meyve tüketerek çeşitlilik sağlamaya özen gösterin. Çiğneme sorunu yaşayanlar, meyveleri az suda kaynatarak tüketebilir.</p><p>Ekmek ve diğer tahılları yeterli miktarda tüketin: Tahıllar genellikle düşük yağlı olup, kolesterol içermez. Tam tahıllı ekmek ya da glüten oranı düşük kara buğday ve siyez unundan yapılmış ekmek tüketimi daha sağlıklı olacaktır.</p><p>Doymuş yağ tüketimini azaltın: Katı yağları almayı azaltarak, sıvı yağ tüketimini artırın. Yemeklerde ve salatalarda belirli ölçülerde zeytinyağı kullanılabilir. Trans yağ içeren margarinden yapılmış hazır unlu mamulleri ve rafine edilmiş gıdaları ise çok az tüketmek gerekiyor.</p><p>Yeterli miktarda su alın: Susamasanız bile, günde en az 2 litre (8-10) bardak su içmeye dikkat edin.</p><p>Kalsiyum içeriği yüksek besinler tüketin: Kemik sağlığı için kalsiyum büyük önem taşıyor. Bu sebeple süt, yoğurt, peynir, çökelek gibi kalsiyum açısından zengin gıdaları tercih edin.</p><p>Tuz ve şeker tüketimini azaltın: Sofrada tuz bulundurmayarak tuz tüketimini azaltabilirsiniz. Şekerli besinleri daha az tüketerek şeker tüketimini en aza indirebilirsiniz.</p><p>Posa tüketimini artırın: Posa içeriği en yüksek besinler olan kuru baklagiller, tahıllar, sebze-meyveleri tüketmeye özen gösterin.</p><p>Besinleri tükettiğiniz yerlerin temizliğine özen gösterin: Vücudunuzu enfeksiyonlardan korumak adına besinleri tükettiğiniz yerlerin temizliğine özen gösterin.</p><p>Alkol ve sigara kullanmayın: Sigara içme alışkanlığınız varsa azaltarak bırakmaya çalışın.</p><p>Hayatınıza hareket katın: Günde yarım saat yürüyüş yapın. Şayet yürüyüş yapamayacak durumdaysanız yatak içerisinde egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.</p><p>EGZERSİZLERDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</p><p>Deneysel çalışmalardan elde edilmiş verilerin, uygun egzersiz uygulamasının yaşlanan kastaki biyokimyasal parametreleri iyileştirdiğini belirten Uzm. Dr. Ferhan Mantar, yaşlı bireyler için egzersiz programlarında olması gereken temel özellikleri açıkladı:</p><p>Egzersiz kas kuvvetini, esnekliği, dayanıklılığı, koordinasyonu, dengeyi ve fonksiyonel kapasiteyi artırmalı,</p><p>Egzersizin amaçları iyi saptanmalı, kişinin kapasitesine uygun ve özelleştirilebilir olmalı,</p><p>Etkili olması için şiddeti, süresi, sıklığı uygun olmalı. Ancak kişi isterse egzersizin seviyesi düşürülmeli,</p><p>Zaman içinde kademeli artışlar gerçekleştirilmeli,</p><p>Programları ısınma, soğuma ve germe egzersizlerini de içermeli,</p><p>Düzenli ve sürekli olmalı,</p><p>Emniyetli olmalı ve yaralanma ihtimali düşük olmalı,</p><p>Kişinin istekleri, yaşam koşulları, psikolojik durumu göz önüne alınmalı,</p><p>Zevkli ve kolay uygulanabilir olmalı,</p><p>Yaşam biçiminde de modifikasyonlar yapılmalı.</p><p>DÜŞME ve YARALANMALARA KARŞI EGZERSİZ YAPMAK ÇOK ÖNEMLİ</p><p>Düşme riskinin yaşla birlikte dramatik olarak artış gösterdiğini ve 65 yaş üzerindeki bireylerin %25-35&#39;inin her yıl en az bir kere olmak üzere düşme deneyimine maruz kaldığını belirten Uzm. Dr. Ferhan Mantar, yaşlı bireylerin düşme ve düşme yaralanmalarına karşı risklerden korumayı amaçlayan egzersiz programları hakkında da bilgiler aktardı:</p><p>Aerobik egzersiz: Yürüyüş, jogging, bisiklet vs. içeren bu egzersizler yaşlanmayla ortaya çıkan insüline bağımlı olmayan diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ve osteoporoz gibi tipik hastalıkların engellenmesi ve tedavisinde önemli bir yöntem. Ek olarak aerobik egzersizlerin haftada 3-5 gün arasında yapılması tansiyonun düşürülmesine etkili olduğu biliniyor.</p><p>Kuvvetlendirme egzersizleri: Ağırlık kaldırmayı da içeren bu egzersizler, genellikle hipertansiyonu olan kişilere önerilmese de yaşlı bireylerde kas kitlesi kaybının ve güçsüzlüğünün önemli hasarlar teşkil etmesi sebebiyle önem bir hale geliyor. Tansiyon kontrolü sağlandığında ve hastaya eğitimi iyi şekilde verildiğinde, kuvvetlendirme egzersizlerinin kalp dolaşım sistemi dayanıklılığını güçlendiren, aerobik egzersizlerle birlikte kullanılması öneriliyor.</p><p>Denge, germe, ısınma ve soğuma egzersizleri: Bu egzersizlerin de tansiyon kontrolü ile beraber egzersiz programına eklenmesi gerekiyor. Hipertansiyon hastalarında esnekliği geliştirici statik germe egzersizleri tansiyonu yükseltme ihtimali nedeniyle önerilmiyor. Ancak düşmelere daha çok statik denge bozukluğu, bacak güçsüzlüğü, kalça ve ayak bileği esnekliğinin azalması neden olduğu için egzersiz programına bazı kaslar için çok zorlayıcı olmayan, tansiyon kontrollü germe egzersizleri eklenebiliyor.</p><p>Kalistenik egzersizleri: Herhangi bir alet kullanılmadan, müzik eşliğinde ve bir grupla yapılan jimnastik hareketlerine deniyor. Kalistenik egzersizlerinin akıl ve beden disiplini, el becerisinde artış, ekip çalışması ruhu ve rekabet heyecanı, dans figürlerinden mental ve fiziksel zevk alma, sorumluluk duygusu gibi psiko-sosyal etkileri bulunuyor. Bu egzersizler ayrıca eklem hareket açıklığının ve düzgün postürün korunması, kas gücü ve aerobik performansı koruması gibi önemli etkilere de sahip.</p><p><br />Bayındır Sağlık Grubu Hakkında:</p><p>Bayındır Sağlık Grubu&#39;nun temeli, 1992 yılında o zamanki adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi&#39;ne dayanmaktadır. İş Bankası grup şirketlerinden olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa sürede sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan deneyimli hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen nitelikli hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli rol oynamaktadır. Etik değerlere saygılı, kanıta dayalı tıp ve hasta odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi&#39;nin yanı sıra, İstanbul&#39;da Fenerbahçe, Beşiktaş, Şirinevler, İş Kule, Tuzla ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı lokasyonda bulunan Bayındır Diş Kliniklerinde de başarıyla uygulayarak, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etki alanını genişletmiştir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dogru-beslenme-ve-egzersizlerl_1648800988_N5Fy4V.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Doğru Beslenme ve Egzersizlerle Sağlıklı Bir Yaşlılık Mümkün ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dogru-beslenme-ve-egzersizlerl_1648800988_N5Fy4V.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/minik-dislere-buyuk-dokunuslar/8108/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/minik-dislere-buyuk-dokunuslar/8108/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 23 Mar 2022 09:24:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar Projesi kapsamında ilçede bulunan okul ve kreşlerdeki öğrencilere Ağız ve Diş Sağlığı eğitimi ve taraması yapılacak. Proje kapsamında Yunusemre Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi ve Koruyucu Diş Hekimliği Derneği Başkanı Faruk Tomruk arasında protokol imzalandı.</p><p>Yunusemre Belediyesi, Koruyucu Diş Hekimliği Derneği ile protokol imzaladı. Başkanlık makamında Yunusemre Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi ve Koruyucu Diş Hekimliği Derneği Başkanı Faruk Tomruk arasında imzalanan protokol törenine Belediye Başkan Yardımcısı Şule Uygur ve Sağlık İşleri Müdürü Arzu Yerkazanoğlu katıldı. İmzalanan protokol ile &ldquo;Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar&rdquo; projesi kapsamında ilçede bulunan okul ve kreşlerdeki öğrencilere Ağız ve Diş Sağlığı eğitimi ve taraması yapılacak. Yunusemre Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi, konuyla ilgili olarak &ldquo;Okullarımızdaki evlatlarımızın ağız ve diş sağlığını öğrenmesi amacıyla Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar projesi kapsamında ilçede bulunan öğrencilere Ağız ve Diş Sağlığı eğitimi ve taraması yapacağız. Geleceğimiz olan evlatlarımızın sağlığı için hiç durmadan çalışacağız&rdquo; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/minik-dislere-buyuk-dokunuslar_1648016642_7uoW9V.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Minik Dişlere Büyük Dokunuşlar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/minik-dislere-buyuk-dokunuslar_1648016642_7uoW9V.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tırnak Batmasına Dair Her şey!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/tirnak-batmasina-dair-her-sey/7931/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/tirnak-batmasina-dair-her-sey/7931/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 02 Nov 2021 10:55:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tırnak batması birçok yaş grubunda görülen tırnak problemlerinden biridir.  <br />Podolog Beste Altınordu, tırnak batmasının sebeplerini ve tırnak batmasıyla ilgili daha birçok bilgiyi ayrıntılı bir şekilde haberimizde açıkladı.</p><p>Genellikle yaşlı hastalarda dolaşım bozukluğundan dolayı  tırnak kalınlaşır kabalaşır bununla beraber tırnak batmaları görülebilir. Çocuklarda ise genellikle ebeveynlerin yanlış tırnak kesiminden kaynaklanır. Gebelerde, kilo artışıyla ayak şişer ödem tutar ve giyilen ayakkabılar; parmakları ve tırnaklardaki baskıyı arttırdıkça  tırnak batmasına sebep olur.</p><p>Tırnak Batmasının Sebepleri:</p><p>. Ucu dar yanlış ayakkabı ve dar çoraplar<br />. Yanlış tırnak kesimi <br />. Ayak tırnağına alınan darbe ve travmalar<br />. Tırnak yapısının dönük olması<br />. Yanlış pedikür<br />. Gerekli ayak hijyenin sağlanmaması tırnak batmasına sebep olur.</p><p>Podolojik işlemlerle tırnak batmasını ağrısız ve acısız  şekilde tedavi etmek mümkündür. <br /> <br />Genellikle gebelerde, yaşlılarda, çocuklarda, diyabet hastalarında yapıştırma tekniği olan bant tedavisi uygulanır. Bant tedavimiz tırnak yüzeyine yapıştırılarak tırnak kenarlarını kaldırarak batan kısmın doğru ve kontrollü şekilde uzaması sağlanır.</p><p>Bir diğer tedavi de 3TO adı verilen 3 parçalı tel tedavisidir. Daha kalın roll on dediğimiz dönük tırnaklar ve yetişkinler için uygundur.<br />Bu tel tedavisi bir sağdan bir soldan takılarak, birleşmesini sağlayan ara teliyle gerginlik sağlanır. Böylece tırnak kontrıllü uzar.</p><p>Tüm tedavilerde sonuç almak için aylık periyotlarla devam edilmesi ön koşuldur. <br />Yapılan tedavilerde; tedavi bittikten sonra batık tırnakla karşılaşmak mümkün değildir. Fakat hastalarımız tırnak batmasına sebep olacak faktörler yaratmamak konusunda dikkat etmesi gerekir.<br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/tirnak-batmasina-dair-her-sey_1635839785_F3pgsq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tırnak Batmasına Dair Her şey! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/tirnak-batmasina-dair-her-sey_1635839785_F3pgsq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Besinleri sindirerek yemek önemli]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/besinleri-sindirerek-yemek-onemli/7814/</link>
            <description><![CDATA[Sağlıklı ve doğru beslenmede besinler kadar sindirimin de büyük önemi var.Dr.Fevzi Özgönül konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/besinleri-sindirerek-yemek-onemli/7814/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 24 Aug 2021 14:17:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlıklı beslenme nedir?</p><p>Sağlıklı beslenmek, sadece organik ürünler tüketmek, mevsiminde sebzeleri ve meyveleri yemek arada sadece salata ve meyve tüketerek yaptığımız detox kürleri değildir. Sağlıklı beslenmek, bedenin bütünlüğünü koruyabilmesi için gerekli olan gıdaları tam olarak karşıladığımız bir beslenme şeklidir.</p><p>Sağlıklı beslenmeden bahsedilirken,  spor yapan bir kişinin resmi ve geri planda salata ve meyve görülür. Aslında sadece salata ve meyve, vücudun ihtiyacının çok az bir kısmını karşılar. Özellikle salataya zeytinyağı koyulmadıysa karşıladığı kısım çok daha azdır.</p><p>Vücudumuzun bir temel ihtiyaçları, bir de günlük ihtiyaçları vardır.</p><p>Vücudumuzun temel ihtiyaçları; kendi bütünlüğünü koruyabilmesi için gerekli olan ihtiyaçlarıdır.  Bunlar; proteinler, yağlar, vitaminler, mineraller ve bir kısım metallerdir. Bu ihtiyaçlarını vücudumuz Ege mutfağından da, Akdeniz mutfağından da, Doğu Anadolu mutfağından da veya bir başka ülkenin mutfağından da beslenerek karşılayabilir. Fakat tüm bu ihtiyacı karşılarken, yediğimiz gıdaların da sindirilerek vücuda yararlı hale gelmesi gerektiğini unutmamalıyız. Sindirim yoksa biz istediğimiz kadar sağlıklı besinleri yiyelim, sağlıklı beslenmiş olmayız.</p><p>Vücudumuzun  günlük ihtiyaçları ise;  Karbonhidratlar, lifler, kalsiyum, omega 3 yağlarıdır.</p><p>Lifler: Sebzelerde, meyvelerde, buğday da mevcuttur, ayrıca yulaf ezmesi ve mercimekte de bulunur.</p><p>Kalsiyum: Süt ve Süt ürünlerinden, yeşil yapraklı sebzelerden, brokoli, ıspanak, roka, badem, fasulye ve kuru kayısı dan da alabiliriz.</p><p>Omega 3 : Ceviz, fındık, balık yağı, ton balığı, somon, soya yağı, semizotu, bürüksel lahanası, semizotu, mısıryağı, fındık yağı, ceviz yağı gibi gıdalardan alabiliriz.</p><p>Karbonhidrat:Hemen hemen tüm gıdalarda mevcuttur. Eğer karbonhidratları çok kolay sindirilen yani benim tabirimle suda kolayca eriyen gıdalardan alırsanız, diğer gıdaların sindirimini engelleyebilir. Suda kolaylıkla eriyen karbonhidratlar; ekmek, hamur işi, makarna, pilav, kahvaltılık gevrekler, tüm tatlılardır.</p><p>Hangi gıdalar daha sağlıklı, hangileri sağlıksızdır?</p><p>Genel anlamda sağlıklı gıda sağlıksız gıda olarak ayırım yapmamız doğru olmaz. Sağlıksız gıdalara gelince ilk akla gelenler GDO&#39;lu yani genetiği oynanmış gıdalar, üretim esnasında hormon veya çok kimyasal madde kullanılmış gıdalardır.</p><p>Sağlıklı gıdalar dediğimizde de, sindirim sistemimizin sindirerek vücudun ihtiyacı olan maddeleri elde edebileceği gıdalar olarak nitelendiririz. Gıda ne kadar sağlıklı üretilmiş ve içerisinde vücudun ihtiyaçlarını barındırırsa barındırsın, eğer bedenimiz o gıdayı sindirebilecek enzimleri üretemiyorsa, o zaman o gıdayı kullanamaz. Bu nedenle gıda seçiminde genel beslenme alışkanlığımıza göre gıdayı seçmemiz de önemlidir.</p><p>Genelde çok sağlıklı beslendiğimizi zannettiğimiz halde, Vücut bütünlüğünü koruyamayıp kilo almaya başlamamızın en önemli nedeni, yediğimiz gıdaları sindiremediğimiz içindir. Yediklerimiz sağlıklı da olsa bedenimiz kullanamaz.</p><p>Besinleri nasıl pişirmeliyiz ?</p><p>Her besinin kendine özel ideal bir pişirme yöntemi vardır. Aynı zamanda pişirme süreleri de farklıdır. Bunu en iyi yıllarca gözlemleme ve deneme yolu ile oluşmuş yöresel yemeklerin tariflerinde bulabilirsiniz. Lüzumundan fazla ısıl işleme tabii tutulmadığı ve besin değeri fazla etkilenmediği sürece her türlü pişirme tekniği uygulanabilir.</p><p><br />Hibya Haber Ajansı</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/besinleri-sindirerek-yemek-one_1629803940_XSGWV0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Besinleri sindirerek yemek önemli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/besinleri-sindirerek-yemek-one_1629803940_XSGWV0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Skolyoz hastalığı, tanı ve tedavi güncel ve yeni süreçler!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/skolyoz-hastaligi-tani-ve-tedavi-guncel-ve-yeni-surecler/7766/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/skolyoz-hastaligi-tani-ve-tedavi-guncel-ve-yeni-surecler/7766/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 09 Jul 2021 10:12:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Omurganın göğüs veya bel bölgelerindeki yana doğru eğriliği olarak bilinen Skolyoz doğumsal veya edinsel olarak kendini gösteren bir hastalık. Eğrilik derecesine bağlı olarak hayat kalitesini ciddi oranda düşüren skolyoza karşı erken dönemde önlem almak büyük önem taşırken ileri seviye skolyozlarda ciddi cerrahi girişimler gündeme gelebiliyor.</p><p>BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Op. Dr. Zafer Soydan skolyoz tanı ve tedavi süreçleri hakkında detaylı güncel bilgiler verdi:</p><p>Skolyoz Nedir?</p><p>Skolyoz; omurganın lateral eksende 10 ˚ fazla eğriliklerine verilen isim olmakla beraber eğrilik aslında 3 plandadır.</p><p>Skolyoz Doğumsal Bir Hastalık Mıdır Edinsel Bir Hastalık Mıdır?</p><p>Skolyozun doğuştan yani konjenital olan bir formu da olmakla birlikte temel olarak skolyoz terimiyle en sık görülen şekli olan ve adolesan dönemde başlayan adolesan idipatik skolyoz kastedilir.</p><p>Skolyoz Hastalığının Nedenleri Nelerdir?</p><p>Skolyozun bazı tiplerinde altta yatan etiolojik faktörler olmakla birlikte adolesan tipinde kesin bir neden gösterilememiştir. Skolyoza eşlik edebilen durumlar; santral ve periferik sinir sisteminin maturasyon bozuklukları, bağ dokusu hastalıkları (elastik ve kollajen liflerdeki bozukluklar), kas ve kemik hastalıkları, trombosit bozuklukları, moleküler biyoloji anormallikleri (örneğin melatonin, calmodulin, büyüme hormonu seviyelerindeki bozukluklar) sayılabilir ve bu hastalıkların çoğu için ayrıca bir genetik anomali tanımlanabilir.</p><p>Skolyoz Belirtileri Nelerdir?</p><p>Sırtta eğrilik, asimetri, kısalık farkı, kamburluk gibi belirtiler vardır.</p><p>Skolyoz Türleri Nelerdir?</p><p>Skolyoz konjenital, nöromusküler ve idiopatik şeklinde etiyolojik, yaşa göre ise 10 yaş öncesi erken başlangıçlı ve 10 yaş sonrası geç başlangıçlı olarak alt gruplara ayrılabilir. Tüm skolyoz vakalarının %85&#39;ini Adölesan Idiopatik Skolyoz (AIS) oluşturur. AIS prevalansı % 1.5-4.1 olup, erkek çocuklarına (0-3/1000) göre kız çocuklarında (3-9/1000) daha sıklıkla görülmektedir.</p><p>Adolesan İdiopatik Skolyozu Nedir?</p><p>Adolesan İdiopatik Skolyoz (AİS), toplumda % 0.47- 5.2 prevelans ile görülen yaygın bir hastalıktır, aşağıdaki özellikler ile karakterizedir:</p><p>&bull; AİS 10 yaşından sonra başlayan skolyoz olarak tanımlanır ve gelişimine sebep olan belirgin bir altta yatan sebep yoktur,</p><p>&bull; Genellikle göğüs omurgaları seviyesinde lokalizedir.</p><p>&bull; Daha az sıklıkta torakolomber ve lomber seviyelerde oluşur ve bu olgular belirgin olarak dengesizliğe gitme eğilimi gösterirler. Bu skolyozlar bazı durumlarda gerçekten idiopatik olmayabilir, ancak lombosakral eklem anomalilerine ya da bacak uzunluğunda orantısızlığa sekonder olarak oluşurlar,</p><p>&bull; Olguların 10 % kadarında adolesan skolyoz S şeklinde olup 2 eğrilik vardır</p><p>&bull; Hemen her zaman kısmi lordoz ile birliktedir (torasik seviye için, tüm kifotik açının &lt;20 olması nisbi lordoz olabileceğini düşündürür), daima rotasyon içerir. Eğer bu durumda değilse yapısal idiopatik skolyoz yoktur</p><p>&bull; Rotasyon, vertebra ve kaburgalarda tipik deformasyona yol açar</p><p>&bull; Çoğunlukla kızlarda görülür ve adolesan kızların % 2 sini etkiler</p><p>&bull; AİS hastalarında omurgada peripubertal dönemde aşırı büyüme vardır.</p><p>Skolyoz Hastalığının Tedavi Türleri Nelerdir?</p><p>Konservatif ve cerrahi tedavi yöntemleri mevcuttur. Kararı verirken tam ve ayrıntılı bir tanı ve tetkik aşamasından sonra hastanın büyüme potansiyeli, yaşı, eğrilik miktarı ve tipine göre karar verilir</p><p>Hangi Skolyoz Dereceleri Tehlikelidir?</p><p>Skolyozda temel olarak ilk tanıda hangi derecede eğriliklerin nerede olduğu önemlidir. Ne kadar sürede ne derece büyüyeceğini tahmin etmek gerekir. Bunun için Risser Skalası ismi verilen bir ölçü mevcuttur.</p><p>&bull; Risser Evre 0 ve 1 olan hastalar büyüme potansiyeli açısından son derece risk altındadır.</p><p>&bull; Risser Evre 4: omurga büyümesinin,</p><p>&bull; Risser Evre 5 ise boy uzamasının sonunu gösterir.</p><p>AIS ne kadar erken saptanırsa Risser evresine paralel olarak tedaviye başlanması gerekir. Risser evresi düşük olan yaşı küçük hastalar risk altındadır. Örnek olarak, Adolesan İdiopatik Skolyoz hastalığında 10-12 yaş arasında ve ilk eğrilik derecesi 19 ˚ &#39;den az olan hastalarda ilerleme oranı %25 iken, ilk eğrilik 30 ˚ üstü olanlarda ilerleme oranı %90 dır.</p><p>Kadınlarda Skolyoz Erkeklere Oranla Neden Daha Fazla Görülür?</p><p>Bu farkın sebebi belli değildir. Ayrıca, cinsiyet sadece prevelansı değil, aynı zamanda skolyozun ciddiyetini de etkilemektedir. Birçok çalışmada kadınlarda eğrilik açısının daha yüksek olduğu ve ilerlemeye daha çok meyil gösterdiği bildirilmiştir. 30˚ &lsquo;nin üzerinde eğrilikleri olan hastalar için kadın erkek oranı 10:1 olarak saptanmıştır. Ağır skolyoz prevelansı kadınlarda daha sık görülmektedir.</p><p>Eğriliğin İlerlemesinde Etkili Olan Faktörler Nelerdir?</p><p>Temel faktör eğriliğin başlama yaşı ve ilk eğrilik miktarıdır. Tanner evrelemesi ve Risser skalasına göre eğriliğin artma riski öngörülebilir. Eğriliğin küçük olduğu ve Risser derecesi yüksek olan hastalarda eğriliğin ilerleme olasılığının az olduğu, eğrilik derecesinin yüksek olduğu ve Risser derecesi düşük olan hastalarda eğriliğin artma olasılığının daha fazla olduğu tespit edilmiştir.</p><p>Skolyozun İlerlemesini Önleyebilmek İçin Neler Yapabilirim?</p><p>Eğrilik başlangıcı ve yaşına göre cerrahi tedavi gerektirmeyen durumlarda korse kullanımı ve omurga çevre kaslarını güçlendirme amaçlı fizyoterapi ve rehabilitasyon yapılır.</p><p>Korse Kullanımı Skolyoz Tedavisinde Etkili Bir Yöntem Midir?</p><p>Korse tedavisi eğriliğin ilerlemesini azalttığı gösterilen etkili bir tedavi yöntemidir. Korseleme yaklaşık 50 yıldır idiopatik skolyoz için konservatif tedavinin temeli olmuştur. AIS olan hastalarda kullanılması için farklı korse tipleri geliştirilmiştir. Tedavinin başarısı için bu korselerin uluslararası kabul görmüş kriterler ve tekniklerle üretilmesi gerekmektedir. Korse tedavisi için en yaygın kabul edilen uygulama, 25˚-45˚ eğriliği olan ve en hızlı büyüme evresindeki (Risser evresi 0 veya 1) hastalarda başlangıç değerlendirmede korse önerilmesi gerektiğidir. Skolyoz Araştırma Cemiyeti güncel tavsiyeleri ise ilk başvuruda eğriliği 30˚&#39;den fazla olan iskelet gelişimi matür olmayan hastalarda veya 25˚&#39;den büyük eğriliği olan 10˚&#39;den fazla ilerleme olan hastalarda korse tedavisi başlanmasını içerir. Yarı zamanlı kullanılan korseler ağırlıklı olarak okul dışında ve yatarken günlük 12-20 saat kullanılan korselerdir. Tam zamanlı kullanılan korseler okulda, evde, yatarken günlük 20-24 saat kullanılan korselerdir. Gece korseleri ise ağırlıklı olarak yatarken günlük 8-12 saat kullanılan korselerdir. Korse büyümenin tamamlandığı sürenin sonuna kadar kullanılmalıdır.</p><p>Çocuklarda Hangi Skolyoz Dereceleri Tehlikelidir?</p><p>Atipik eğrilik şekilleri, hızlı ilerleyen eğrilikler (ayda 1˚), gece ağrılarının eşlik ettiği eğrilikler, nörolojik arıza eşlik eden eğrilikler, başlangıçta yüksek dereceli eğrilikler ve 4-9 yaş arası başlayan eğrilikler olması önemlidir.</p><p>Çocuklarda Skolyoz Nasıl Tedavi Edilir?</p><p>AİS olan hastalarda eğrilik açısı 25˚&#39;nin altındaki orta dereceli deformiteler için kullanılan en yaygın yaklaşım izleme almaktır. İskelet maturitesi derecesine bağlı olarak hastalar eğrilik ilerlemesini izlemek için her 4-6 ayda bir klinikte bir uzman tarafından değerlendirilir. Takip aralıkları hastanın yaşı, eğriliğin derecesi ve iskelet maturitesini temel alan bireysel ilkelere bağlı olarak belirlenir. Eğrilik ilerlemesi ise birbirini izleyen 4-6 ay arasındaki takip değerlendirmelerinde deformite büyüklüğünde 5˚&#39;den daha fazla artış olması olarak tanımlanmıştır</p><p>Skolyoz Hastalığının Sosyal Yaşamıma Olumsuz Etkileri Nelerdir?</p><p>AİS&#39;li hastalarda psikososyal boyut çok fazla değişkenlik gösterebilir. Meydana gelen yaşam kalitesi ve psikososyal durum deformitenin derecesi ile yakından ilişkilidir. Konu ile ilgili Weinstein ve arkadaşları yaptığı çalışmalar sonucunda hastaların %21&#39;inin hafif psikolojik sorunlara sahip olduğunu ve bu hastaların çoğunlukla rahat, plaj-banyo giysileri ile ilgili isteksiz davrandıklarını tespit etmişlerdir. En sık problem yaşayan hasta grubu ise torakal eğriliği olan kız çocukları olduğuna işaret etmişlerdir. Bu hasta grubunun çalışma hayatında daha az olmayı tercih ettiğini ve daha düşük evlilik oranlarına sahip olduğunu belirtmişlerdir. İş hayatı konusunda AİS&#39;li hastaların birçoğunun hemen hemen her meslek grubunda çalıştıkları ve normal popülasyonla karşılaştırıldığında iş gücünde zorlanmadıkları görülmüştür. Erken yaşta başlayan ve ileri eğrilikleri olan hastaların genel beden postürü ve karşıya bakış da bozulacağından masa başı işler dışında zorlanmaktadırlar.</p><p>Skolyoz Hastalarında Cerrahi Tedavi Nasıl Planlanıyor?</p><p>İdiopatik skolyozda cerrahi endikasyonlar birçok faktöre bağlıdır. Cinsiyet, kemik yaşı ve eğriliğin büyüklüğüne bağlı olarak deformitenin ilerleme riskinin yüksek olması cerrahi tedavi seçeneğini ön plana çıkarmaktadır. Aynı seviyede olan immatür hasta ile matür hastanın tedavisi farklı olmaktadır. Hastanın yaş, akciğer gelişiminin tamamlanmış olup olmaması eğriliğin büyüklüğü gibi faktörlerin beraber değerlendirilmesi, tüm faktörlerin göz önünde bulundurulması ve tedaviye o şekilde karar verilmesi şarttır.</p><p>Tedavide üç esas yöntem vardır.</p><p>&bull; Eğrilik 20˚&#39;den küçük ise izlem</p><p>&bull; 25˚- 40˚arası korse gibi konservatif yöntemler</p><p>&bull; 40˚ üzerinde ise cerrahi tedavi önerilmektedir.</p><p>Skolyoz Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</p><p>Genel olarak skolyoz cerrahisi ile ilgili komplikasyon oranı % 5.2-15.4 arasında rapor edilmiştir. Nörolojik komplikasyon oranı ise genel olarak % 1 altında gözlenmektedir. Nöromonitörizasyon kullanımı nörolojik arıza riskini oldukça azaltmıştır. Nörolojik olmayan komplikasyonlar arasında kanama, enfeksiyon, ameliyat pozisyonuna bağlı gelişen çoğunlukla geçici göz ve periferik sinir arızaları, nadiren gelişen psödoartroz, eğrilikte ilerlemenin devam etmesi(%2-13) gibi durumlar görülebilir.</p><p>Tedavi Edilmeyen Skolyoz Hastalığı Farklı Sağlık Sorunlarına Neden Olur Mu? Ne Gibi Sağlık Sorunlarına Neden Olabilir?</p><p>Solunum ve kardiovasküler sistem üzerinde kötü etkiler oluşturabilir. Özellikle 90˚-100˚ kadar varabilen torasik eğrilikler solunum kapasitesini azaltan ve oksijenden faydalanım oranını düşüren etkiye sahiptir.</p><p>Omurga göğüs kafesi ön arka çapında azalmaya sebep olmaktadır. Akciğer bozukluklarının ana nedeni; pulmoner hipertansiyon ve restriktif akciğer hastalığıdır. AİS erken yaşlarda başladıysa ve eğriliklere giderek artıyorsa alveolar gelişimi etkilemekte ve total akciğer kapasitesini azaltmaktadır. AİS&#39;te ileri derecede eğriliği olanlarda, göğüs kafesi ön-arka çapı azalmakta ve kardiyak sistemin çalışmasına direnci arttıracağı için kalp büyümelerine neden olmaktadır.</p><p>Skolyoz Hastalığının Kesin Tedavisi Mümkün Müdür?</p><p>Erken tanı ve doğru tedavi seçimiyle skolyozun tam düzeltilmesi mümkündür. Hastanın eğrilik ilerleme riski doğru belirlenip ona göre tedavisi erken başlanmalıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/skolyoz-hastaligi-tani-ve-teda_1625814776_u4HyGg.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Skolyoz hastalığı, tanı ve tedavi güncel ve yeni süreçler! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/skolyoz-hastaligi-tani-ve-teda_1625814776_u4HyGg.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye’de 3 Kişiden 1’inde Cinsel İşlev Bozukluğu Görülüyor!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turkiye-de-3-kisiden-1-inde-cinsel-islev-bozuklugu-goruluyor/7764/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turkiye-de-3-kisiden-1-inde-cinsel-islev-bozuklugu-goruluyor/7764/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 09 Jul 2021 10:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlara göre dünyanın farklı bölgeleri ve kültürlerinde yapılan araştırmalar cinsel sorunlara genel olarak sık rastlandığı ve her üç kişiden birinin cinsel yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını göstermiştir. Farklı toplumlarda yapılan çalışmalar cinsel işlev bozukluklarının rastlanma sıklığı konusunda birbirine benze sonuçlar vermektedir. Ancak kültürel etkenlerle ortaya çıkan bazı farklılıklar da vardır.</p><p>Ülkemiz Özelinde, Cinsel İşlev Bozukluğunun Sebepleri Neler?</p><p>Ülkemizde, okul çağında başlayan ve yaygın bir şekilde devam eden cinsel eğitimin olmaması ve cinsel bilgi kaynaklarına (okul, öğretmenler, uzmanlar, kitaplar vb. ) yeterli ölçüde ulaşımın sağlanamaması gibi nedenlerle cinsellik alanında ciddi bilgi eksikliği görüldüğünü söyleyen BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Çiğdem Demir; bu bilgi eksikliğinin, sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip olmasına rağmen; çok sayıda bireyin ve çiftin cinsel yaşamlarında sorun yaşamasına, bu nedenle ilişkilerinin bozulmasına neden olabildiğini belirtti.</p><p>BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Çiğdem Demir açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: &ldquo;Ülkemizde cinsel sorunların ikinci kaynağı, gelenek ve görenekler, cinselliğe ilişkin önyargı ve tabulardır. Türkiye için cinsel sorunların üçüncü sıklıktaki kaynağı ise psikolojik nedenler ve stres olarak belirlenmiştir.</p><p>Ülkemiz için geçerli bu faktörlerin etkisiyle Türkiye &lsquo;de kadınlarda vajinismus ve cinsel istek bozukluklarının, erkeklerde ise erken boşalma ve cinsel istek bozukluklarının daha yüksek oranda rastlandığı söylenebilir.&rdquo; dedi.</p><p>Cinsel İşlev Bozukluğunun Tedavi Süreci Nasıl Oluyor?</p><p>Uzm. Dr. Çiğdem Demir &ldquo;Cinsel İşlev Bozukluğunun Tedavisi&rdquo; hakkında şu bilgileri verdi: &ldquo;Cinsel sorun tıbbi veya biyolojik bir nedene bağlı ise tedavisi ilaç veya diğer tıbbi tedaviler olacaktır. Eğer cinsel sorun psikolojik etmenlerle ilişkili ise veya tıbbi bir nedene bağlı olarak gelişmiş olsa bile psikolojik etmenler durumu ağırlaştırmışsa cinsel terapiler uygulanmalı ya da ilave edilmelidir. Cinsel terapileri ise cinsel terapi konusunda eğitim almış psikiyatristler ve klinik psikologlar yapabilir.</p><p>Dünyada ve Türkiye&#39;de 1970&#39;lerden beri &ldquo;Cinsel Terapi &ldquo; ile vajinismus ve erken boşalma olgularının pek çoğu başarıyla; cinsel isteksizlik, erkeklerin sertleşme bozukluğu ve kadınların uyarılma ve orgazm bozuklukları gibi diğer cinsel işlev bozuklukları da büyük ölçüde tedavi edilmektedir. Cinsel sorunun tipine ve sorunlu çifte göre değişiklikler olmakla birlikte, cinsel tedaviler ortalama olarak 2-4 ay ve 6-10 seans sürer ama kişi ve çifte göre bir iki görüşme ile kısa zamanda düzelen vakalar olabildiği gibi, tedavisinin bir iki yıl sürmesi gereken vakalar da olabilir.&rdquo; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-3-kisiden-1-inde-ci_1625814662_2scwV3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye’de 3 Kişiden 1’inde Cinsel İşlev Bozukluğu Görülüyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-3-kisiden-1-inde-ci_1625814662_2scwV3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erkekler kadınlardan daha hızlı mı kilo verirler?]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/erkekler-kadinlardan-daha-hizli-mi-kilo-verirler-diyetisyen-hulya-cagatay-konu-hakkinda-bilgiler-verdi/7736/</link>
            <description><![CDATA[Diyetisyen Hülya Çağatay konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/erkekler-kadinlardan-daha-hizli-mi-kilo-verirler-diyetisyen-hulya-cagatay-konu-hakkinda-bilgiler-verdi/7736/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 16 Jun 2021 10:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erkekler kadınlardan daha mı hızlı kilo verir sorusu sıklıkla işittiğimiz sorulardandır. Bireyler arası bile bazal metabolizma ve metabolizma hızı farklılık gösterirken, erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıkta kaçınılmazdır.  </p><p>3000&#39;i aşkın kadın ve erkek katılımcı arasında yapılan bir çalışmada kan serumundaki 131 metabolizma bileşimini incelenmiştir. Özellikle de yağ, aminoasit ve ester bileşimleri kaydedilmiştir. İncelenen değerlerde 101&#39;i kadın ve erkekte ciddi ölçüde farklılıklar göstermiştir. Bu çalışma bize gösteriyor ki; kadın ve erkek tamamen farklı iki kategoriye aittir bu da cinsiyetlere uygun tedaviler yapılması gerektiğinin göstergesidir.  </p><p>Erkeklerin bazal metabolizması kadınlara göre daha hızlı olduğundan, daha hızlı kilo verirler.  Bazal metabolizmaya duyulan ihtiyaç daha fazla olduğundan metabolizmaları da daha hızlı çalışır. Daha yüksek kas oranı ve geniş vücut yüzeyi onların yediklerini daha çabuk yakmalarını sağlar. Kadınların ise yağ kütlesi daha fazladır. Metabolizma, kişilerin vücut hareketleri olarak tanımlanırken bazal metabolizma hızı kişilerin tamamen yaşamsal fonksiyonlarıyla ilgilidir. Yani iç organlarının çalışması sırasında ihtiyaç duyulan enerjidir.  </p><p>Hormonlar </p><p>Metabolizma hızındaki bu farklılığın en büyük sebeplerinden biri de hormonlardır. Erkeklerde yüksek oranda bulunan testosteron hormonu metabolizmayı hızlandırmaktadır ve kas dokusu sentezini, kas dokusunun yeniden yapımını arttırarak kas kütlesini arttırmaktadır.  </p><p>Kadınlardaki östrojen hormonu ise bunun tersine metabolizmayı biraz yavaşlatır. Ayrıca kadınlarda gerçekleşen doğum, emzirme, menopoz ve regl dönemleri vücutlarında sıklıkla hormonsal değişikliklere sebep olur. Bu durumlarda metabolizmalarını etkilemektedir.  </p><p>Erken yaşta başlanan yanlış diyetler </p><p>Kadınlar ergenlik çağına girişlerinden itibaren diyete başlamaktadır. Diyete başlama yaşları erkeklere göre çok daha erken yaşlarda gerçekleşmektedir. Bu dönemde profesyonel birinden yardım almadan, bilinçsizce, çevrede oluşmuş güzellik algısının etkisiyle yapılan kısıtlı ve yanlış diyetler hormonal sistemlerine zarar vermektedir. Bu durum metabolizmalarını olumsuz etkilemektedir. </p><p>Uzun süreli açlık diyetleri  </p><p>Çok kısıtlı diyetlerle kilo verildiğinde verilen kilolar hızlıca geri alınmaktadır. Sürekli alınıp verilen kilolarda ve uzun süren açlıklarda metabolizma bozulmaktadır ve metabolizma hızı yavaşlamaktadır. Bu durum erkeklere kıyasla kadınlarda daha çok görülen bir yanlış olduğundan erkeklerin metabolizmasının daha hızlı olmasının nedenlerinden biridir. </p><p>Duygu değişimleri </p><p>Yapılan çalışmalar göstermektedir ki duygu değişimleri kadınlarda erkeklerden daha sık gerçekleşmektedir. Bu duygu değişimleriyle erkekler kadınlara kıyasla daha kolay başa çıkabilmektedir. Kadınlardaki bu duygu değişimleri yeme ataklarına neden olmaktadır ve bu durum erkeklerden daha yavaş kilo vermelerine neden olmaktadır.  </p><p>Hibya Haber Ajansı</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/erkekler-kadinlardan-daha-hizl_1623828339_Nsg1ZA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erkekler kadınlardan daha hızlı mı kilo verirler? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/erkekler-kadinlardan-daha-hizl_1623828339_Nsg1ZA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mücadelede Kritik Hafta Vakalar Düşmezse Bayramda Tam Kapanma Gelecek]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/mucadelede-kritik-hafta-vakalar-dusmezse-bayramda-tam-kapanma-gelecek/7675/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/mucadelede-kritik-hafta-vakalar-dusmezse-bayramda-tam-kapanma-gelecek/7675/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Apr 2021 10:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kabine toplantısında alınan kararlarla birlikte koronavirüsle mücadelede yeni döneme girilirken, uzmanlara göre iki haftalık &#39;kısmi kapanma&#39; sonunda vakaların yüzde 50 düşmesi bekleniyor.</p><p>Aksi halde yeni kısıtlama kararları gelecek ve bayramda da tam kapanma uygulanacak.</p><p>Geçtiğimiz gün gerçekleştirilen kabine toplantısında Türkiye&#39;nin koronavirüsle mücadele yeni yol haritası açıklandı. Ramazan ayının ilk iki haftasını kapsayan &#39;kısmi kapanma&#39; döneminde sokağa çıkma yasağı süresi uzatılırken, şehirlerarası seyahat yasağı da düzenlendi.</p><p>YÜZDE 50 DÜŞMESİ BEKLENİYOR</p><p>Alınan yeni kararların sonucu henüz tabloya yansımadı fakat iki hafta sonunda vakaların yüzde 50 oranında düşmesi bekleniyor. Sağlık Bakanlığınca açıklanan son verilere göre ülkemizde son 24 saatte 61 bin 400 kişinin testi pozitif çıktı, 297 kişi yaşamını yitirdi, hasta sayısı 2 bin 845 oldu. Uzmanlara göre en kritik haftaya girdiğimiz şu günlerde, vakalar önce pik yapacak, sonra da düşüşe geçecek ve bu önümüzdeki haftanın sonunda da yüzde 50 oranın gerilemiş olacak. Aksi halde ise bayramı da kapsayacak yeni önlemler gelecek. Bunlardan biri de bayramda uygulanacak tam kapanma.</p><p>BAYRAMDA 10 GÜNLÜK SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI</p><p>Yapılan açıklamalara göre &#39;kısmi kapanma&#39; dönemini kapasayan iki haftalık süreçte vakalar ve can kayıpları istenilen seviyeye düşmezse yeni yasaklar gelecek. Bilim Krulu Üyesi Prof. Dr. Necmi İlhan konuyla iligli yaptığı açıklamada, AVM, berber, kuaför gibi yerlerin kapatılacağını aktarmıştı. Türkiye Gazetesi&#39;nden Yücel Kayaoğlu&#39;nun haberine göre ise bayramda 10 günlük sokağa çıkma yasağı kararı gelebilir. Buna göre, 7 Mayıs Cuma akşamından başlayan sınırlama, 17 Mayıs sabah 05.00&#39;e kadar sürecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mucadelede-kritik-hafta-vakala_1618556918_93ltkr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mücadelede Kritik Hafta Vakalar Düşmezse Bayramda Tam Kapanma Gelecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mucadelede-kritik-hafta-vakala_1618556918_93ltkr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kanserde Risk Faktörleri Nelerdir?]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/kanserde-risk-faktorleri-nelerdir/7545/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/kanserde-risk-faktorleri-nelerdir/7545/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 Feb 2021 17:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çağımızın Hastalığı Kanser Artmaya Devam Ediyor!</p><p>                             Kansere Dair Güncel Bilgiler</p><p>                       Kanserde Risk Faktörleri Nelerdir?</p><p>Çağımızın en önemli sağlık sorunu olan kanser tüm dünya artmaya devam ediyor.  Kansere karşı bilinçlenerek kansere neden olan risk faktörlerinden kaçınmak, erken tanı ve erken dönemde tedavi ile kanserden korunmak mümkün.                      </p><p>Biruni Üniversite Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Güney, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserle ilgili güncel veriler paylaştı ve kanserden korunma yöntemleri ile ilgili bilgi verdi.</p><p>&ldquo;Dünya&#39;da 2015 yılında 8,8 milyon kansere bağlı ölüm meydana gelmiştir.  2020 yılında da toplam 1,8 milyon yeni kanser vakası gelişmiştir ve 606 bin kanser kaynaklı ölüm gerçekleşmiştir.</p><p>2030 yılında 27 milyon yeni vaka, 17 milyon ölüm ve 75 milyon yaşayan kanser hastasının olacağı öngörülüyor. Kanser artış hızının bu hızla devam etmesi durumunda, dünya nüfusunun artışına ve nüfustaki yaşlanmaya bağlı olarak yeni kanser vakalarının yirmi yılda % 70 oranında artması bekleniyor.</p><p>Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada akciğer kanseri yer alıyor</p><p>Kanserden kaynaklanan ölümlerin yaklaşık % 70&#39;inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu görülmüştür. Erkeklerde en sık görülen kanser türleri akciğer kanseri,  prostat kanseri kolorektal kanserler iken,  kadınlarda meme kanseri, kolorektal kanserler, serviks kanseri ve akciğer kanseridir. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanseri birinci sıradadır.</p><p>Kanser oluşumu büyük oranda önlenebilir nedenlere bağlı</p><p>Kanser günümüzde sıklığı özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan ve tüm tıbbi gelişmelere karşın ölümcül bir hastalıktır. Bunun yanında, hastalığın kendisi ve tedavi yaklaşımları hastaların yaşam kalitesini bozmaktadır. Üstelik tedavi yöntemleri çok pahalıdır. Oysa en etkili, ucuz ve en az toksik yöntem kanserden korunmadır.</p><p>Kanserin kontrolü korunma (primer korunma) ve tarama-erken tanı (sekonder korunma) ile başlayan, kanser tanısı sonrasında ve terminal dönemde hasta bakımı (tersiyer korunma) ile sonlanan geniş bir spektrum içerir.</p><p>Kanserlerin yaklaşık yüzde 90&#39;ı yaşam tarzı ve çevresel faktörler gibi, potansiyel olarak kontrol edilebilen nedenlere bağlıdır.</p><p> Kanserden korunma, kansere yol açtığı düşünülen etkenlerden sakınmak, bunlarla etkileşimi en aza indirmek ve kanser öncesi lezyonların kanserleşmesine engel olmakla mümkün olabilmektedir.</p><p>Kanser gelişiminde önemli risk faktörleri</p><p>Tütün kullanımı: Sigara dünyada tek başına en önemli kanser nedenidir. Halen dünyada her 10 saniyede bir kişi tütünle ilişkili bir hastalıktan ölmektedir. Tütün ve kanser ilişkisi, uzun yıllardan beri bilinmektedir, ancak son yıllarda epidemiyolojik çalışmalar ve onları izleyen biyolojik verilerle kesin olarak kanıtlanmıştır. Tütün ve dumanının içinde 250&#39;yi aşkın zararlı kimyasal ve karsinojen türevi vardır. Sigaraya başlama yaşı, içilen sigara miktarı ve süresi ile doğru orantılı risk artışı bilinmektedir. Sigara içimi dışında, pipo, puro kullanımı veya tütünün çiğnenmesi ve enfiye uygulaması da riski artırır. Ayrıca günümüzde pasif içicilik olarak tanımlanan, kapalı yerlerde uzun süre sigara dumanına maruz kalma durumunda da risk artışının olduğu gösterilmiştir. Tütünle ilişkisi kanıtlanmış başlıca kanserler akciğer, larinks, diğer baş-boyun kanserleri, özofagus, mide, pankreas, safra kesesi, serviks, mesane ve böbrek maligniteleridir.</p><p>Tütünle mücadele başta kanser olmak üzere ilişkili ölümlerde azalmayı sağlar. Sigaranın erken bırakılması gereklidir, elbette ideali hiç içilmemesidir. Ayrıca, toplumun pasif içicilikten kurtarılması çok önemlidir. Buna karşın Türkiye&#39;de ve gelişmekte olan diğer ülkemizde sigara kullanımı giderek artmaktadır ya da yeterince azaltılamamaktadır.</p><p>Beslenme ve diyet: Kansere bağlı ölümlerin yaklaşık % 35&#39;inden beslenme ve diyet sorumludur. Bunlardan en önemlisi obezitedir. Kalori ile kanser arasındaki ilişkiye bağlı olarak kalori alımının fazlalığı kanser riskini artırır. Aynı şekilde bebeklik ve erken çocukluk çağındaki obezite, erişkin dönemde kanser riskini artırabilir.</p><p>Obezite ile ilişkili olduğu düşünülen kanserler meme, endometrium ve böbrek maligniteleridir</p><p>Üreme fonksiyonları: Bunlarla bazı kanserler arasında ilişki saptanmıştır. Kansere bağlı ölümlerin % 7&#39;sinden sorumludur. Erken menarş, geç menapoz, geç ilk doğum veya hiç doğum yapmamış olmak meme, over ve endometrium kanseri riskini artırır.</p><p>Jeofiziksel etkenler: Ultraviyole ışınları ve iyonize radyasyonla, kansere bağlı ölümlerin % 3 kadarı ilişkilidir. Cilt kanserleri (yassı hücreli, bazal hücreli kanserler ve maliyn melanom) ile ultraviyole; tiroid kanseri, lösemi ve lenfomalar başta olmak üzere pek çok tümörle de radyasyon arasında etyolojik ilişkiler bilinmektedir. Güneş ışınlarından korunmak ve radyasyona karşı alınacak önlemler iyi tanımlanmıştır ve uygulanmaktadır.</p><p> Çevresel faktörler:  Asbest, radon, nikel, uranyum gibi karsinojenler kansere bağlı ölümlerin % 4&#39;ünden sorumludur. Akciğer kanseri, plevral mezotelyoma ve cilt kanseri başta olmak üzere pek çok kanserin oluşmasında rol oynar. Ancak son yıllarda giderek artan bilgisayarlı tomografi kullanımı, hastalarda radyasyon maruziyetini ve kanser riskini artırmaktadır. Mikrodalga ve manyetik fiziksel etkenlerin ise kanser riski ile ilişkisi tam olarak aydınlatılamamıştır.</p><p>Kanserden korunmada 8 temel kural</p><p>Tüm dünyada artan kanserle mücadelede amaç daha az insanın kansere yakalanmasını, daha fazla insanın başarılı bir şekilde tedavi edilmesini ve tedavi sırasında ve sonrasında insanlara için daha iyi bir yaşam kalitesinin sağlanmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, kanseri önlemede en etkili yöntem kanserden korunmaktır. Kanserden korunmak için 8 temel kural:</p><p>1- Sigara içmeyin, içirmeyin</p><p>2- Haftada 3-5 gün düzenli egzersiz yapın</p><p>3- Kilo kontrolünüzü sağlayın</p><p>4- Günde 4-5 porsiyon meyve ve sebze tüketin</p><p>5- Doymuş yağ miktarı en aza indirin</p><p>6- Kullanılan alkol miktarı azaltın</p><p>7- Güneş yanıkları ve uzun güneş banyolarından kaçının</p><p>8- Düzenli kontrolleri ihmal etmeyin</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kanserde-risk-faktorleri-neler_1612450626_ONATQi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kanserde Risk Faktörleri Nelerdir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kanserde-risk-faktorleri-neler_1612450626_ONATQi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gebelikte Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin 10 Etkili Öneri]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/gebelikte-guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-10-etkili-oneri/7516/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/gebelikte-guclu-bir-bagisiklik-sistemi-icin-10-etkili-oneri/7516/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 26 Jan 2021 17:01:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>GEBELİKTE GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN 10 ETKİLİ ÖNERİ</p><p>Hamilelik sürecinde anne adayının vücudunda pek çok fizyolojik ve hormonal değişimler yaşanır. Bu değişimler, anne adaylarının bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyona daha açık hale gelmesine veya var olan enfeksiyonları daha ağır geçirmesine neden olabilir. Bundan dolayı hamilelik döneminde anne ve bebeğin sağlığı için güçlüğü bir bağışıklık sistemi her zamankinden daha fazla taşıyor. Biruni Üniversite Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gamze Çakaloğu, gebelik döneminde anne adaylarının bağışıklığını güçlendirmek için 10 altın kural ile ilgili bilgi verdi.</p><p>1- Besleyici değeri yüksek sebzeler tercih ederek özellikle pırasa, karnabahar, brokoli, lahana, soğan ve sarımsak gibi kükürtlü bileşiklerden zengin sebze grupları bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı korur. </p><p>2- C vitamininden zengin besinler güçlü bir bağışıklık için ilk gelenlerden. Kahvaltında yeşil ve kırmızıbibere; ara öğünlerinde ise kivi, mandalina, portakal, nar gibi meyvelere yer vererek C vitamini alımını artırabilirsiniz.</p><p>3- Doktorunuzun kontrolünde uygun miktarda D vitamini kullanarak depolarınızı doldurun. Besinsel destek olarak somon, yumurta ve sütü beslenmenizde bulundurmak bağışıklık sisteminizi güçlendirir.</p><p>4- Çinko enfeksiyonlardan korunmada güçlü bir kalkan görevi üstlenir.  Çinko kaynaklarından balık, et, buğday tohumu, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, tüm tahıllar, ceviz, badem,  yumurta ana ve ara öğünlerinize mutlaka tercih edin. Yağlı tohumlar tüketerek aldığınız E vitamini de antioksidan etkisiyle hastalıklara karşı koruyucudur.</p><p>5- Ekmeklerinizi ve tahıllarınızı tam tahıllı tercih edin. Tam tahıllar selenyumdan zengin besin gruplarıdır. Selenyum antioksidan özelliğiyle hücrelerini korur, vücut direncini arttırır.  Öğünlerinizde bulgur, karabuğday pilavı, tam buğday makarna, tam tahıllı ekmek gibi tahıl gruplarına yer verin.</p><p>6- Haftada en az 2 gün, balık tüketmeye özen gösterin. Balığın içeriğindeki selenyum ve Omega 3 anne ve bebeği korur. Hamilelik boyunca bebeğin sinir sistemine zarar verebilecek olan yüksek civa içeren dip balıklar yerine yüzey balıkları  (hamsi, istavrit, levrek, somon, alabalık, çipura, sardalya) tercih edilmelidir.</p><p>7- Bitkisel Omega 3 kaynağı besinleri tüketin. Ceviz, chia tohumu, avokado ve semizotu Omega 3 yağ asitlerinin iyi kaynaklarıdır. </p><p>8- Süt ve süt ürünlerini mutlaka 4-5 porsiyon tüketin. Süt ve süt ürünlerini yağsız veya az yağlı tercih edebilirsiniz, her gün 4-5 porsiyon tüketmek, gebelik sürecinde kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alınmasına, bebeğin iskelet yapısının geliştirmesine ve annenin de kemik kütlesini korumasına yardımcı olur.</p><p>9- Probiyotikler bağırsak floranızı güçlendirerek, hastalık yapan bakterileri vücudundan uzaklaştırır. Sağlıklı bir flora ve güçlü bir bağışıklık sistemi için  beslenmenizde ev yapımı turşu, yoğurt, kefir, peynir, elma sirkesi gibi besinlerde yer verebilirsiniz.</p><p>10- Haftada 2 gün kırmızı et ve her gün mutlaka 1-2 adet yumurta tüketin.  Kırmızı et tüketimi haftanın 2 günü ile sınırlandırıp maksimum 200-250 gr geçmeyecek şekilde olmalıdır. Yumurta, anne sütünden sonra en kaliteli protein kaynağıdır. Unutmayın proteinler hastalıklarla savaşta en önemli besin bileşenlerindendir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gebelikte-guclu-bir-bagisiklik_1611669948_NgCXib.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gebelikte Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin 10 Etkili Öneri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/gebelikte-guclu-bir-bagisiklik_1611669948_NgCXib.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İşletmeler HES kodu uygulaması ve gerekli önlemler alınarak, geç olmadan açılmalı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/isletmeler-hes-kodu-uygulamasi-ve-gerekli-onlemler-alinarak-gec-olmadan-acilmali/7502/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/isletmeler-hes-kodu-uygulamasi-ve-gerekli-onlemler-alinarak-gec-olmadan-acilmali/7502/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 24 Jan 2021 16:51:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeme içme işletmelerinin açılması gerektiğini belirten Gurme mandıra, şarküteri ve kahvaltı salonu (Ankara) sahibi ve işletmecisi, TOBB üst kurul delegesi iş insanı Mehmet Günak,&#39; Paket servis veya &quot;gel-al&quot; hizmeti ile işletmelerin daha fazla ayakta kalamayacağı göz önüne alınarak, Restoran, lokanta, pastane, kafe, kafeterya vb.  yeme-içme işletmeleri HES kodu uygulaması ve gerekli önlemler alınarak açılmalı!&#39; dedi. iş insanı Mehmet Günak konu ilgili önemli açıklamalarda bulundu. </p><p>iş insanı Günak,&#39;Corona virüs tedbirleri kapsamında uzun bir süredir uygulanan; restoran, lokanta, pastane, kafe, kafeterya gibi yeme-içme yerleri 10.00-20.00 saatleri arasında sadece paket servis, gel-al hizmeti ve Saat 20.00&#39;den sonra ise sadece telefonla ya da online sipariş hizmeti vermesinden dolayı binlerce işletme çok zor zamanlar geçirmektedir. Her işletmenin kapasite ve aylık gider tablosunun birbirinden farklı olduğunu, işletmelerin büyük bölümünün bankalara borcunun olması ve yaklaşık 2 milyon kişinin restoranlarda çalışıyor olmasını göz önüne alınması gerekmektedir. Yasaklar neticesinde gelirleri minimuma düşen işletmeler gerekli düzenlemeler yapılmadığı taktirde kapanma ile karşı karşıya kalabileceğinin altını çizen iş insanı Mehmet Günak şu önerilerde bulundu; </p><p>Tüm işletmeler sıkı tedbirlerle açılmalı </p><p>1.Toplu taşıma, Uçak ve AVM&#39;lerde olduğu gibi tüm işletmeler açılarak, çalışanlar ve müşteriler işletmelere, Hes kodu ile giriş yapsın </p><p>2.Aşılama önceliği, sağlık çalışanlarından sonra hizmet sektörü yeme-içme sektörü ile devam edilsin ve risk en aza indirilsin </p><p>3.Masalar arasında gerekli olan mesafeye tam olarak uyulsun uyulmayana gerekli cezalar verilsin </p><p>4. Hijyen kuralları en üst düzeyde olacak şekilde uygulansın ve gerekli denetimler sürekli yapılsın </p><p>5.Saat kısıtlaması kaldırılsın </p><p>Önerisinde bulunan Mehmet Günak, Eğer kısıtlamalar devam ederse işletmelerin %40&#39;nın bu süreçten dolayı bir daha açılamayacağını ve durumun getireceği ekonomik, sosyal sıkıntıların yanında büyük istihdam kaybı ile karşı karşıya kalınacaktır. Aşılanmanın başlandığı bu süreçte geç ve güç günlerin başlamaması adına yeme-içme işletmeleri HES kodu uygulaması ve gerekli önlemler alınarak açılmasının büyük öneme sahip olduğunu söyledi. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/isletmeler-hes-kodu-uygulamasi_1611496468_SoruZ5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İşletmeler HES kodu uygulaması ve gerekli önlemler alınarak, geç olmadan açılmalı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/isletmeler-hes-kodu-uygulamasi_1611496468_SoruZ5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalp Hastalarına COVİD-19 Aşısı Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/kalp-hastalarina-covid-19-asisi-uyarisi/7501/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/kalp-hastalarina-covid-19-asisi-uyarisi/7501/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 24 Jan 2021 16:48:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Covid -19 ile mücadele kapsamında ülkemizde aşılama başladı. Öncellikle sağlık çalışanlarına yapılan aşılama, ileri yaş hastalar ve risk grubu hastalarının aşılanması ile devam ediyor. Kalp hastalarının da risk grubunda yer aldığını Biruni Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, kalp hastalarının ve kalp hastalığı riski taşıyan bireyleri Covid-19 aşısı olmaları konusunda uyardı.</p><p>Prof. Dr. Bildirici yaptığı açıklamada, &ldquo;Kalp hastaları ve kronik hastalığı olan bireylerin koronavirüs aşısı olmalarını öneriyoruz. Covid-19 aşısının, kalp hastalarında diğer hastalara göre daha yüksek risk oluşturmadığı bilinmektedir. Aşı sonrası oluşabilecek yan etkilerinin genellikle hafif ve sağlıklı bireylerle benzer düzeyde olduğu bildirilmiştir. Uzun dönemde yapılan takiplerde, koronavirüs infeksiyonu dışı ölüm oranlarında aşılanan veya aşılanmayan hastalarda fark tespit edilmemiştir&rdquo;dedi.</p><p>KALP HASTALARINDA DİĞER KİŞİLERDEN FARKLI YAN ETKİLER BEKLENMİYO</p><p>Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, &ldquo;Aşı yapılan hastalarda, aşı yapılan bölgede hafif-orta derecede ağrı olabilir. Bazı kişilerde aşı yapılan yerde kızarıklık ve şişme olabilir. Bu bulgular genelde1-2 gun sonra geriler. Nadiren aşı yapılan bölgede uyuşma, güçsüzlük görülebilir fakat genelde geçicidir.</p><p>Genel şikayetlere bakıldığında halsizlik, kas ağrısı ve baş ağrısı sık rastlanan şikayetlerdir. Aşıların içeriğine göre incelediğimizde ise bildirilen verilere göre;Coronavac aşısında  ateş, kas agrısı, bas ağrısı görülebilir.  Moderna aşısında vücutta kızarıklık,  aşı yerinde kızarıklık, kas ağrısı, baş ağrısı ve halsizlik görülebilir.  Biontech aşısında yine kas ağrısı ve halsizlik görülürken bunun dışında eklem ağrısı görülebilir. Görüldüğü üzere kalp hastalarının aşılanmasının ciddi bir yan etki bildirilmemiştir&rdquo;dedi.</p><p>KORONAVİRÜS CİDDİ KALP SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR</p><p>Prof. Dr. Bildirici, &ldquo;Kalp hastaları aşı olmaz ve sonrasında koronavirüs infeksiyonuna yakalanırlarsa hem hastalıktan hem de tedavi için kullanılan antiviral ilaçlardan dolayı kalp krizi ve/veya ciddi kalp sorunlarıyla karşılaşabilirler.</p><p>Koronavirüs ilk günlerde kalp krizi geçirme riskini artırırken, hastalık ilerledikçe kalpte ciddi hasarlara neden olabiliyor. Bunların başında kalp hasarı, kalpte ritim bozukluğu ve damar tıkanıklığı gibi kalp-damar hastalıkları geliyor. Yine önceden kalp hastalığı olan kişilerin koronavirüs enfeksiyonunu ağır geçirme olasılığı diğer kişilere oranla 5 kat daha fazladır. Bu nedenle hastalar da aşılama çok önemli ve gereklidir. Bu nedenle kalp hastalarının aşılanması oldukça önem taşıyor.  Diğer önemli bir konu da aşı olduktan sonra kalp hastaları aynı şekilde maske, mesafe ve hijyen kurallarına mutlaka uymaya devam etmelidir. Aynı şekilde rutin hekim kontrollerini ihmal etmemeli ve ilaçlarını kullanmaya devam etmelidir&rdquo; dedi</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kalp-hastalarina-covid-19-asis_1611496250_qsz7FN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalp Hastalarına COVİD-19 Aşısı Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kalp-hastalarina-covid-19-asis_1611496250_qsz7FN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bitkisel Atıklar Yaban Hayvanlarına Yem Oldu]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com//7497/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com//7497/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 24 Jan 2021 16:27:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bitkisel Atıklar Yaban Hayvanlarına Yem Oldu</p><p>Turgutlu Belediyesi kış mevsimi sebebiyle yeterli miktarda yiyecek bulamayan yaban hayvanlarını unutmayarak bir çalışma hayata geçirdi. Semt pazarlarında artan bitkisel atıklar, yaban hayvanlarının beslenmeleri için kırsal mahallelere bırakıldı. Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın da Güney Mahallesine giderek sokak hayvanlarının beslenmeleri için bitkisel atık ve mama dağıtımına katıldı.</p><p>Turgutlu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından Turgutlu&#39;da kurulan semt pazarlarından arta kalan bitkisel atıklar toplandı. Pazaryerlerinden toplanan bitkisel atıklar kış mevsimi nedeniyle yiyecek bulmakta zorluk çeken yaban hayvanlarına yem olması için istiflendi. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından toplanıp kırsal bölgelere bırakılan bitkisel atıklar yaban hayvanlarına besin oldu.</p><p>Başkan Çetin Akın, eşi Sabriye Akın, Başkan Yardımcısı ve Temizlik İşleri Müdürü Evren Erbaş Ser ile birlikte sokağa çıkma kısıtlamasında da çalışmalarına devam eden Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri ile birlikte bitkisel atıkların ve mamaların dağıtımını gerçekleştirdi. Güney Mahallesi ve çevresinde dağıtım yapan ekiplere eşlik eden Başkan Çetin Akın, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:</p><p>&ldquo;Kış mevsimi nedeniyle yeterli miktarda yiyecek bulamayan yaban hayvanlarımızın besin bulmalarına yardımcı olmak ve semt pazarlarımızda artan bitkisel atıkları işlevsel bir şekilde değerlendirebilmek amacıyla söz konusu bu çalışmayı hayata geçirdik. Eşim Sabriye Akın ve Başkan Yardımcımız Evren Erbaş Ser ile birlikte Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerimize eşlik ederek Güney Mahallemiz ve çevresinde doğada yaşayan ve soğuk havalarda yiyecek bulamayan can dostlarımıza bitkisel atık ve mama takviyesinde bulunduk. Sevimli dostlarımızın beslenmelerine yardımcı olmak adına sizler de kapınızın önüne yemek bırakabilirsiniz.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/_1611495186_XPSgYj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bitkisel Atıklar Yaban Hayvanlarına Yem Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/_1611495186_XPSgYj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koronavirüs bugüne kadar dünyada 85 milyondan fazla insana bulaştı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/koronavirusun-hedefi-akcigerler-ve-kalp-koronaviruste-kalp-sagligi-uyarisi/7440/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/koronavirusun-hedefi-akcigerler-ve-kalp-koronaviruste-kalp-sagligi-uyarisi/7440/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 Jan 2021 18:36:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çin&#39;in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm dünyayı etkilemeye devam ediyor. Koronavirüs bugüne kadar dünyada 85 milyondan fazla insana bulaştı ve 1,8 milyondan fazla da insanın ölümüne yol açtı. </p><p>Biruni Üniversite Hastanesi Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici &ldquo;&ldquo;Koronavirüs akciğer rahatsızlığı olarak seyretse de ciddi kalp sorunlarına da neden olabiliyor.</p><p>Koronavirüs enfeksiyonuna yakalanan hastalarda ilk günlerde kalp krizi geçirme oranı artarken, hastalık ilerledikçe kalpte ritim bozukluğu, inme, kalp kapağı hasarı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.  Yine önceden kalp hastalığı olan kişilerin koronavirüs tablosunu ağır geçirme olasılığı diğer kişilere oranla 5 kat daha fazla &rdquo; dedi ve kalp sağlığı ile ilgili uyarılarda bulundu.</p><p>KORONAVİRÜSÜN HEDEFİ AKCİĞERLER VE VE KALP </p><p>Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, &ldquo;Hastaların % 20 genellikle akciğer rahatsızlığından dolayı hastalığı ağır geçirmektedir. Covid-19 öncelikli olarak akciğer rahatsızlığı ile seyretse de kalp ile ilgili hastalıklara da neden olmaktadır. Kalp hasarı, kalp krizi, ritim bozukluğu, kalp yetersizliği ve toplardamar tıkanıklığına neden olmaktadır. Yine önceden kalp hastalığı olan bireylerin hastalığı ağır geçirme olasılığı 5 kat daha fazladır. Kalp krizi geçirme riski ilk günlerde artmışken, virüsün kalp hücrelerine direk hasar vermesi hastalığın ilerleyen safhalarında oluyor. İlk günlerde göğüs, kol ve çenede ağrı gibi belirtiler önemsenmeli ve zaman kaybetmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır&rdquo; uyarısında bulundu.</p><p>Koronavirüs hastalığı ilerledikçe virüsün etkilerinden dolayı vücutta salınan hormonlara bağlı olarak kalp ve diğer organlarda hasar meydana gelebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici  &ldquo;Yine akciğer hasarına bağlı vücuttaki oksijen miktarı azalır ve dokular oksijensiz kalır. Bu etkilerin tamamı veya bir kısmından dolayı kalp hastalığı gelişebilir.</p><p>Tüm bu etkilere bağlı ritim bozukluğu da gelişebilir. Virüs tedavisinde kullanılan ilaçlarda ritim bozukluğuna neden olabilir&rdquo; dedi.</p><p>Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, &ldquo;Covid-19&#39;u ağır geçiren hastalarda atardamarlarda ve toplardamarda pıhtı gelişme riski artabilir. Buna bağlı kalp krizi, inme ve akciğer embolisi (damar tıkanıklığı) gelişebilir, Koronavirüsün etkilerine bağlı olarak kanın pıhtılaşması kolaylaşır.  Bu nedenlerden damar tıkanıklığı gelişebilir.  Özellikle önceden damar tıkanıklığı olan hastalarda bu risk daha fazladır. Ayrıca hastalığa bağlı kişinin uzun süre hareketsiz kalması da damarlarda tıkanma gelişebilir. Bu gibi yüksek riskli hastalarda kan sulandırıcı ilaç kullanımı gerekebilir. Bu nedenle koronavirüs hastalığına yakalanmadan önce kalp sağlığı risklerini ortadan kaldırmak ve hastalığı geçirdikten sonra virüsün etkilerine bağlı kalp hasarı oluşup oluşmadığını tespit etmek için kardiyolojik kontrol ihmal edilmemelidir&rdquo; dedi ve  karantina döneminde kalp sağlığını koruyan önerilerde bulundu.</p><p>HAREKET İLE KALBİNİZİ GÜÇLENDİRİN</p><p>Yaş, eklem sağlığı ve eşlik eden başka sağlık sorunları göz önünde bulundurularak uygun olan spor türü seçilmelidir. Vücuttaki çizgili kasları çalıştıran, tempolu egzersiz türleri kalp sağlığı için yararlıdır. Haftada 3 defa, 40 dakika olmak üzere tempolu hareket ve fiziksel aktivite kalp sağlığını korumda etkilidir.</p><p>STRESİ AZALTAN BESİNLER TÜKETİN</p><p>Karantinada olan bireylerin beslenmesine dikkat etmesi çok önemlidir. Hastanın psikolojinin iyi tutulması oldukça önemlidir. Bunu sağlamak için özellikle akşamları badem gibi besinler, muz ve benzeri meyveler, yulaf ve benzeri tohumlar, kiraz, yaban mersini benzeri yemişler psikolojik açıdan faydalı hormonların salınmasına yardımcı olur.</p><p>KARBONHİDRATI KÖK VE YAPRAK BESİNLERDEN ALIN</p><p>Karbonhidrattan zengin beslenmek psikolojik olarak iyi hissetmesine yardımcı olmaktır. Strese karşı durmak yardımcıdır. Fakat uzun süreli ve kalitesiz şeker veya karbonhidrat tüketimi obeziteye neden olur bu da kalp, şeker hastalığı gibi birçok kronik hastalığa neden olabilir. Kaliteli şeker tohumlarda, kök besinlerden, meyvelerde ve yaprak gıdalardan elde edilebilir. Bu gıdalar mineral, antioksidan ve vitamin açısından zengindir ve bu bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Bu gıdalar genel infeksiyonlarla vücudun savaşmasında önemlidir.</p><p>C, E VİTAMİNİ VE BETA KAROTENİ İHMAL ETMEYİN</p><p>Koronavirüs gibi viral infeksiyonlarda vitamin C, E ve beta-karoten oldukça önemlidir. Beta-karoten havuç, tatlı patates ve yeşil yapraklı sebzelerden, vitamin C kırmızıbiber, portakal, limon, çilek ve benzeri meyvelerden, vitamin E ise sebze kökenli yağlardan, kuruyemişlerde, ıspanak ve brokoliden sağlanabilir.</p><p>D VİTAMİNİ VE ÇİNKO İLE VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTIRIN</p><p>Yine karantinada evde kalınacağı için güneş görülemeyecek D vitamini üretimi azalacak ve vücuttaki miktarı düşecektir. D vitamini bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanında birçok hastalıkta da faydalıdır. Balık, ciğer, yumurta sarısında ve sut ürünlerinde bulunur. Bu faydasının dışında süt ve yoğurt günlük protein ihtiyacının karşılanması yanında bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Mineral alımı da oldukça önemlidir. Çinko alımı ayrıca önemlidir. Fasulye, kırmızı ette, kuruyemişte, susamda bol miktarda vardır. Tüm bu gıdalar virüse karşı vücudun direncini artırmakta yardımcıdır.</p><p>KALP SAĞLIĞI DOSTU AKDENİZ TİPİ BESLENMEYİ TERCİH EDİN</p><p>Akdeniz tipi beslenme karantinada kalp hastaları için en uygun beslenme modelidir.  Mevsiminde sebze ve meyve tüketmek, katı yağlar yerine zeytinyağı tercih etmek, hayvansal proteini sınırlandırmak, kuru baklagiller tercih etmek kalp hastaları için en uygun beslenme modelidir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koronavirusun-hedefi-akcigerle_1609861099_7jcP0x.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koronavirüs bugüne kadar dünyada 85 milyondan fazla insana bulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/koronavirusun-hedefi-akcigerle_1609861099_7jcP0x.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[COVİD-19 HASTALARI REHABİLİTASYONLA DAHA HIZLI İYİLEŞİYOR]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/covid-19-hastalari-rehabilitasyonla-daha-hizli-iyilesiyor/7415/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/covid-19-hastalari-rehabilitasyonla-daha-hizli-iyilesiyor/7415/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 30 Dec 2020 12:38:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Koronavirüs,  (COVID-19) başta solunum sistemi olmak üzere birçok sistemi etkileyerek kişilerde fiziksel ve psikolojik fonksiyon bozukluğuna yol açabilen bir hastalıktır. Covid-19 tanısı almış veya hastalığı geçirmiş kişilerde solunum güçlüğü ve kas ağrıları uzun üzün süre devam ederek, kişilerin yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Biruni Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Zeynep  Erdoğan İyigün, &ldquo;Koronavirüs geçiren ve nefes darlığı, yoğun kas ağrıları, çabuk yorulma gibi belirtileri olan hastalar,  pulmoner yani solunum rehabilitasyonu ile eski fonksiyonel kapasitelerine daha hızlı dönebiliyor&rdquo; dedi.</p><p>Doç. Dr. Zeynep Erdoğan İyigün, solunum rehabilitasyonunun hastalara sağladığı faydalar ile ilgili bilgiler verdi:</p><p>&ldquo;HASTALARIN  FONKSİYONEL YAŞAMLARINA DÖNMELERİ ZAMAN ALABİLİYOR</p><p>Koronavirüsün meydana getirdiği en önemli tablolardan biri akciğerlerden kana oksijen geçişini bozup kanda oksijen düzeyinde azalmaya sebep olmasıdır. Bu durum uygun tedavilerle düzelebilmesine rağmen hastaların eski fonksiyonel kapasitelerine dönmeleri zaman alabilir. Özellikle koronavirüsü zatürre ile birlikte geçirenlerde nefes darlığı şikayetleri uzayabilmektedir.  Koronavirüsün solunum zorluğunun yanı sıra yoğun kas eklem ağrılarına neden olması ve tedavide kullanılan kortizon gibi ilaçlar da COVİD-19 enfeksiyonu sonrası normal fonksiyonel yaşama dönüşü uzayabilir.</p><p>NEFES DARLIĞI AZALIYOR, AKCİĞER KAPASİTESİ ARTIYOR</p><p>Solunum sistemi rehabilitasyonu, koronavirüse veya başka bir rahatsızlığa bağlı solunum sistemi hastalığı olan bireylerde  nefes darlığını azaltmak, akciğer kapasitesini artırmak, egzersiz toleransını artırmak  amacıyla uygulanır. Bu sayede solunuma yardımcı olan kaslar çalıştırılarak hastanın etkin nefes alması sağlanır. Hastaların balgam çıkarma şikayetlerine yönelik de özel tekniklerle hastaların rahatlaması amaçlanır.  Özellikle yoğun bakımda, uygun evrede başlanan solunum rehabilitasyonu, hastaların yoğun bakım sürelerini kısaltabilmektedir. Hastalık sonrasında uygulanan rehabilitasyonun ise akciğer kapasitelerini ve nefes darlığını azaltıp kişinin daha çabuk normal fonksiyonlarına ulaşmasına yardımcı olur.</p><p>HASTANIN İHTİYACINA GÖRE PROGRAM OLUŞTURULUYOR</p><p>Koronavirüs belirtileri ve kişilerde yaptığı hasar çok değişken olabiliyor. Bu nedenle rehabilitasyonda bütüncül ve kişiye özel program oluşturulur. Uygulamalar kişinin ihtiyacına göre bu konuda çalışan uzman tarafından özel planlanır. Programda hastanın klinik durumu, fiziksel aktivite düzeyi dikkate alınarak solunum sistemine yönelik egzersizler, kas iskelet sistemine yönelik germe ve kuvvetlendirme egzersizleri ve egzersiz kapasitesini artırmaya yönelik egzersizler yer alır.  Solunum rehabilitasyonu ile hastanın fiziksel durumunu iyileştirmek, semptomları azaltmak ve yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir&quot;. dedi</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/covid-19-hastalari-rehabilitas_1609321174_02G7Oo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ COVİD-19 HASTALARI REHABİLİTASYONLA DAHA HIZLI İYİLEŞİYOR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/covid-19-hastalari-rehabilitas_1609321174_02G7Oo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dikkat alan korona uyarısı: "Tam kapanma 28 gün olmalı, 14 gün işe yaramaz"]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/dikkat-alan-korona-uyarisi-tam-kapanma-28-gun-olmali-14-gun-ise-yaramaz/7380/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/dikkat-alan-korona-uyarisi-tam-kapanma-28-gun-olmali-14-gun-ise-yaramaz/7380/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 06 Dec 2020 16:08:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, &ldquo;Tam kapanma 28 gün olmalı, 14 gün işe yaramaz. Seyahatler kısıtlanmadan salgınla başa çıkılamaz. Sonradan alınan önlemler işe yaramadı&quot; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dikkat-alan-korona-uyarisi-tam_1607260260_eftxi9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dikkat alan korona uyarısı: "Tam kapanma 28 gün olmalı, 14 gün işe yaramaz" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/dikkat-alan-korona-uyarisi-tam_1607260260_eftxi9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanseri arttı !]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/sigara-icmeyen-kadinlarda-akciger-kanseri-artti/7375/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/sigara-icmeyen-kadinlarda-akciger-kanseri-artti/7375/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 30 Nov 2020 09:32:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, sigaraya bağlı olmayan akciğer kanserinin kadınlarda görülme oranının son yıllarda arttığını söyledi. Dr. Işık, sigara içmeyen kadınlarının akciğer kanserine yakalanma olasılıklarını artıran riskleri açıkladı.</p><p>Sigara içmeyen kadınlarda görülen ve bir adenokanser türü olan akciğer kanserinin geçmeyen öksürük, kanlı balgam, sırt ve göğüs ağrısı ile kendini gösterdiğini anlatan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, &quot;Akciğer kanserinin nedeni olarak her zaman sigarayı vurguluyoruz. Elbette ki sigara kanıtlanmış akciğer kanserinin en büyük sebeplerinden biridir. Ancak son yıllarda hiç sigara kullanmamış bireylerde de bu kanser türüne sıklıkla rastlamaya başladık. Özellikle sigara kullanmayan kadınlarda akciğer kanseri oranı arttı. Bu sebeple sigara içmeseniz bile geçmeyen öksürük, kanlı balgam, göğüs ve sırt ağrısı şikayetlerini hafife almamalı ve belirtilerin bir veya birkaçını yaşıyorsanız bir göğüs hastalıkları uzmana başvurmalısınız&quot; dedi.</p><p>HIZLI KİLO KAYBINA DİKKAT</p><p>Akciğer kanserinin hızlı kilo kaybı ile de kendini gösterebileceğine işaret eden Uzm. Dr. Işık, &quot;Önlenemeyen ve normalin dışında hızlı bir kilo kaybı var ise bu durum da bir akciğer kanseri habercisi olabilir ve uzmana başvurmak gerekir. Önceki yıllarda daha çok sigara içen erkeklerde görülen akciğer kanserinin, son yıllarda sigara içmeyen kadınlarda görülme oranı yükseldi. Bu sebeple yılda 1 kez akciğer filmi çektirmenin, genel bir akciğer kontrolünün önemli olduğunu düşünüyoruz&quot; ifadelerine yer verdi. Sigara içmeyen ancak akciğer kanserine yakalanan kadınların toz, duman, hava kirliliği ve pasif içiciliğe maruz kaldığını vurgulayan Dr. Işık, &ldquo;Bu faktörler ve genetik yatkınlığın sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanseri gelişimine neden olduğu düşünülüyor&rdquo; dedi. Akciğer kanserinin erken dönemde yakalandığı takdirde tedavi edilebilen bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Işık, &ldquo;Hastalıkla mücadele &lsquo;hedefe yönelik tedavi&#39; ve &lsquo;immunoterapi&#39; sayesinde daha etkin bir şekilde yapılmaktadır&rdquo; şeklinde konuştu.</p><p>Editöre Not...</p><p>İmmünoterapi nedir?</p><p>Bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaşmasını sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır. İmmünoterapi bir biyolojik tedavidir. Kanser tedavisinde radyoterapi ve kemoterapiye ek olarak kullanılan bu yöntemde hasta kişinin vücut direnci destelenir, bağışıklığı artırılır ve bu sayede kanser hücreleri yok etmeye çalışılır.</p><p>Hedefe Yönelik Kanser Tedavisi</p><p>Kanser hastası için en uygun hedefe yönelik tedaviyi seçmek amacıyla öncelikle hastanın tümöründen alınan örnek üzerinde moleküler inceleme yapılır. İnceleme neticesinde hastaya en uygun kemoterapi saptanır. Böylece yanlış kemoterapiden kaynaklanan istenmeyen etkiler ve tedavi gecikmelerinden kaçınılmış olunur. Örneğin akciğer kanserli hastalarda mutasyon pozitif çıkarsa hastalarda erlotinib adı verilen hedefe yönelik ilaç kullanılabilir ve hastanın kemoterapi almasına gerek kalmaz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sigara-icmeyen-kadinlarda-akci_1606717979_sE6riF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanseri arttı ! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sigara-icmeyen-kadinlarda-akci_1606717979_sE6riF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Anne Adaylarına Diyabet Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/anne-adaylarina-diyabet-uyarisi/7362/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/anne-adaylarina-diyabet-uyarisi/7362/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 16 Nov 2020 09:43:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>HAMİLELİKTE DİYABET KONTROL ALTINA ALINMALI</p><p>Günümüzde giderek artan diyabet birçok hastalığa sebep olan ciddi bir kronik rahatsızlıktır. Bu nedenle diyabet hastası olan anne adaylarının, gebelikleri sürecinde hem kendi sağlığı hem de bebeğin sağlığı için çok daha dikkatli olması gerekiyor. </p><p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla diyabetten korunmanın önemine dikkat çeken Biruni Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Oğr. Üyesi Hazel Çağın Kuzey, diyabet hastası anne adaylarına önemli tavsiyelerde bulundu.</p><p>&ldquo;Şeker hastalığı yani diyabet, toplumun %14&#39;unu etkileyen ve ömür boyu tedavi gerektiren önemli bir sağlık sorunu. Türkiye&#39;de her 100 kişiden 14&#39;ünün şeker hastası olduğu düşünüldüğünde, bu sayı 7 milyona ulaşmaktadır. <br /> </p><p>Hamilelik öncesinde diyabet kontrol altına alınmalı</p><p>Diyabet, kandaki şeker seviyesi kontrol altında tutulduğu sürece kişinin normal yaşantısı için bir engel değildir. Bu nedenle anne olmak isteyen şeker hastaları için de bir yasak yoktur. Ancak diyabet hastalarının gebeliği planlı olmalı ve öncesinde şeker seviyesi kontrol altına alınmalıdır.</p><p>Diyabet hem anne adayını hem de bebeği etkileyebilir</p><p>Kontrol altına alınmayan diyabet anne adayı için ne kadar tehlikeli ise anne karnındaki bebeğe ve gelişimi üzerinde de olumsuz etkileri vardır. </p><p>Hamileliğin ilk aylarında yüksek kan şekeri bebek için toksik etki yaratarak anomalileri tetikleyebilir.</p><p>Büyüme ve gelişim geriliği, iri doğum ağırlıklı bebek, yeni doğan bebekte ani gelişen kan şekeri düzensizlikleri, erken doğum ve prematüreye bağlı gelişen problemlerden; anne karnında ani bebek kaybına kadar gidebilecek birçok soruna neden olabilir.</p><p>Doğum esnasında kontrol altına alınamayan kan şekeri düzensizlikleri sezaryen gibi müdahaleli doğum oranlarının artmasına neden olabilir. Yine kontrolsüz kan şekeri erken doğum oranlarını arttırıp prematüritiye bağlı oluşabilecek komplikasyonlara neden olabilirler.</p><p>Gebelik takibi bütüncül yaklaşımla yapılmalı</p><p>Hamilelikte diyabet tedavisi bütüncül yaklaşımla yapılmalıdır.  Tek başına gebeyi takip eden kadın doğum uzmanının bunu yönetmesi çok da uygun değildir. Kadın doğum uzmanı, perinatolog yani riskli gebelikler uzmanı, endokrinoloji uzmanı ile eş zamanlı olarak gebeliğin başından doğuma kadar hatta doğum sonrası da anne adayını birlikte işbirliği içinde takip etmelidir.</p><p>Kan şekeri kontrol altında tutulmalı</p><p>Hamilelikte açlık kan şekeri ölçümlerinin 90-95 değerinde, 1.saat tokluk kan şekeri ölçümlerinin ise 140-145 olması beklenir. Kan şekeri ve tansiyon ölçümleri de gebelikte kabul edilebilecek sınırlarda tutulmalıdır. Gebe kaldıktan sonrada kadın doğum uzmanı, riskli gebelikler uzmanı ve endokrinoloji uzmanı ile koordineli bir şekilde gebeliği takip edilip doğum için en uygun zaman belirlenmelidir.</p><p>Hamilelikte ortaya çıkan diyabet ve yüksek tansiyon doğum sonrası devam etmese bile ilerleyen yaşlarda yüksek tansiyon ve diyabet hastası adayı olduklarını unutmayıp yaşamlarını, diyet ve egzersizlerini ona göre düzenlemelidirler.</p><p>Temel kural yeterli ve dengeli beslenme</p><p>Anne adayları yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Beslenme programında proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenme tarzı benimsenmeli, mevsimine uygun sebze ve meyve tercih edilmeli, kan şekerini dengeleyen lifli gıdalara yer verilmelidir.</p><p>İdeal kilo kontrolü sağlanmalıdır</p><p>Diyabette aşırı salınan insülin daha çok acıkmaya, daha çok yemeye ve atıştırmaya neden olarak kilo artışına yol açar. Ancak aşırı kilo diyabet açısından ciddi bir risk faktörüdür. Diyabeti olan anne adayları için kilo kontrolü özellikle önem taşımaktadır.</p><p>Hekim kontrolünde egzersiz diyabeti kontrol altına almaya yardımcı olur</p><p>Hekim kontrolünde egzersiz ve fiziksel aktivite diyabeti kontrol altına almada etkilidir. Anne adayları özellikle bu dönemde sosyal mesafe, maske ve korunma önlemleri ile kalabalık olmayan yerlerde düzenli yürüyüşler yapmalıdır.&rdquo;  </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/anne-adaylarina-diyabet-uyaris_1605509770_VsvJMu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Anne Adaylarına Diyabet Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/anne-adaylarina-diyabet-uyaris_1605509770_VsvJMu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda bağışıklık sistemi nasıl güçlenir?]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/cocuklarda-bagisiklik-sistemi-nasil-guclenir/7347/</link>
            <description><![CDATA[Manisa'nın Turgutlu İlçesi Ege Umut Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikinikliğinde görev yapan Uzm.Dr. Ayşe ÇOLPAN YURDAKUL, 'Hastalıktan korkmayın. Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmek; okulların açıldığı, mevsimin değiştiği, kapalı ortamlarda bulunma ve toplu taşıma kullanma oranının arttığı şu zamanda yapabileceğiniz en iyi şey. Dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/cocuklarda-bagisiklik-sistemi-nasil-guclenir/7347/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2020 14:18:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzm.Dr. Ayşe ÇOLPAN YURDAKUL, kaleme aldığı yazısında; Bağışıklık sistemi nasıl çalışır? Bağışıklık sistemi neden zayıflar? konularıyla ilgili bilgiler verdi.</strong></p><p><br /><strong>Uzm.Dr. Ayşe ÇOLPAN YURDAKUL,</strong> &#39;&#39;Bağışıklık sistemi mikropları vücuda girdiği yerde yok edemezse yayılmasını engelleyerek sadece o bölge ile sınırlı enfeksiyon olarak kalmasını sağlamaya çalışır.</p><p>Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirmek için bir şeyler yapmak istiyorsanız önerilerimize kulak verin;</p><p><strong>Çocuğunuzun erken uyuması bağışıklığını kuvvetlendirir</strong></p><p>Gribi önlemenin en önemli yollarından biri düzenli ve yeterli uyku. Yeterli uyku, çocuğun her türlü gelişimini, sağlığını ve okuldaki başarısını olumlu yönde etkiler.</p><p><strong>Çocuğun hava alması bağışıklığını artırır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sezona uygun giydirin ve mutlaka her mevsim dışarı çıkarın.</strong></p><p>Çocuğu sıcak tutmak onu sağlıklı yapmak demek değildir. Çocuk odasını sık sık havalandırın. Kalabalık ortamlara girmemek şartıyla kışın, sonbaharda bahçeye çıkmasından korkmayın. Mevsimine göre giydirin ve yağışlı havalarda bile dışarı çıkarın, hava almaları bağışıklık sistemlerinin gelişmesi için çok önemlidir. Kışın oda sıcaklığı 20-24 derce, nem oranı % 40-50 civarında olmalı ve odası havalandırılmalı,</p><p><strong>Beslenmesine dikkat ederseniz çocuğunuzun bağışıklığı güçlenir.</strong></p><p>Sadece hastalanınca beslenmeye dikkat etmek bir çözüm değil. Asıl önemli olan büyüme gelişme sürecindeki çocuklarımızda sağlıklı ve dengeli beslenmenin her zaman uygulanıyor olması. Abur cubur ve hazır gıdalardan uzak durulmalı ve mevsiminde meyve ve sebze tüketilmelidir.</p><p><strong>Kahvaltıyı atlamayın.</strong></p><p>Dengeli ve kaliteli beslenmenin ilk kuralı; öğünleri tam yapmak ve en önemlisi de kahvaltıyı atlamamak! Güne mutlaka kahvaltı ile başlamak gerekiyor.</p><p><strong>Bağışıklık sistemi için yumurta şart.</strong></p><p>Yüzde yüze yakını vücutta kullanılıyor, bu nedenle kaliteli protein kaynağı olarak da beslenmemizde yer alı ve bağışıklığı güçlendirmek adına son derece faydalı.</p><p><strong>Omega3&#39;ü ihmal etmeyin.</strong></p><p>Ceviz, fındık gibi kuruyemişler, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve özellikle balık kış süresince düzenli olarak tüketilmeli. Bu besinlerin içeriğindeki omega-3 bağışıklığımızı koruyan, enfeksiyonun çok daha fazla ilerlemesine engel olan hatta gerilemesini sağlayan önemli bir besin ögesi. O yüzden haftada bir iki kez balık, her gün koyu yeşil yapraklı sebze ve belli porsiyonlarda kuruyemiş tüketmek gerekli.</p><p><strong>Taze sebze tüketimini artırın.</strong></p><p>Sadece koyu yeşil yapraklı olanlar değil tüm sebzeler gribe karşı korunmada önemli. A ve C vitamini açısından kırmızı lahana, soğan, havuç, turp gibi sebzeler salatalara eklenebilir. Bağışıklığı güçlü olsun istediğiniz ama sebze sevmeyen çocuklarınıza sebzeleri değişik şekillerde sunabilirsiniz. Daha küçük yaştaki çocuklarınıza hazırladığınız tabaklarda brokoliyi ağaç olarak kullanmak bir seçenek olabilir veya sebze yemeklerinize et koyabilir, karışık sebzelerden çorba yapıp yedirebilirsiniz. Kışın lahana, karnabahar, brokoli, maydanoz, havuç, kabak, ıspanak, yeşilbiber önerilir. Bu besinler çeşitli vitaminler (A, E, D, C) ve mineraller (magnezyum, potasyum, selenyum, çinko vb.) bakımından zengindirler.</p><p><strong>Meyve mutlaka tüketsin.</strong></p><p>Antioksidan ve vitamince zengin meyveleri de çocuklarınıza ara öğünlerde mutlaka yedirin. Gün içerisinde yedireceğiniz farklı renkteki meyveler daha çeşitli vitamin &ndash; mineral ve antioksidan alımı sağlayacaktır. Aynı zamanda çocuklar, anne ve baba veya kardeşlerini örnek aldığı için, bu alışkanlığı evde kazanması oldukça önemli.</p><p><strong>Demir ve çinko tüketimi.</strong></p><p>Kuruyemişler, kuru baklagiller, et-tavuk-balık ve esmer ekmeklerin çocuklarımızın beslenmesinde mutlaka yeri olması gerekiyor. Anemiden korunma için demir zengini besinleri (et, pekmez, kuru üzüm, yumurta vb.) bol bol yenmesi tavsiye edilir. Son çalışmalar çinko elementinin insan sağlığında büyük rolünü doğruladı. Çinko elementi nohut ve ette bulunur.</p><p><strong>Aşılarını ihmal etmeyin.</strong></p><p>Doğumundan itibaren tüm aşılarını yaptırın. Bebekler aşılanmazsa, vücutları hastalığa neden olabilecek mikroplara karşı güçsüz düşer. Bebeklik dönemi bağışıklık sistemi henüz yeterince oluşmadığı için en savunmasız dönemdir.Ulusal aşı programında olmayıp özel olarak yapılan aşılar mevcut bunlarda çocuklara uygulanabilmektedir.</p><p>2<strong> yaşına kadar anne sütü ile besleyin.</strong></p><p>Yeni doğan döneminde en değerli besin anne sütüdür. Anne sütünü mutlaka verin! Anne sütünün içeriğinde bağışıklığının yükselmesi ve çocuğun ilk aylarda hastalıklardan korunması için özel maddeler var.</p><p><strong>Ellerini düzenli ve sık yıkamasını sağlayın</strong></p><p>Ellerini sık sık yıkasın. Özellikle okuldan geldiğinde ellerin yıkanmasının önemini anlatın. Ellerin düzenli ve sık yıkanması birçok enfeksiyon hastalığından korunmada en önemli koruyucu mekanizmadır.</p><p>Hasta kişilerden, kalabalıktan, sigara kokusundan mümkün olduğu kadar uzak durmalı,</p><p>Doktorun önermediği gereksiz ilaç (antibiyotik, grip ilaçları vs.) kullanımından kaçınmalı,</p><p>Bağışıklığı güçlendirme adına rastgele alınan ilaç ve vitamin takviyeleri yerine uzman hekim tarafından çocuğun değerlerine uygun takviyeler kullanmayı öneriyoruz.</p><p><strong>Sağlıkla kalın</strong></p><p><strong></strong></p><p > </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-bagisiklik-sistemi-_1604748431_MaD7n4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda bağışıklık sistemi nasıl güçlenir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-bagisiklik-sistemi-_1604748431_MaD7n4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Travma sonrası stres bozukluğu 1 aydan uzun sürüyorsa dikkat]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-1-aydan-uzun-suruyorsa-dikkat/7342/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-1-aydan-uzun-suruyorsa-dikkat/7342/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2020 14:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>   TRAVMATİK OLAYLARLA BAŞ ETME YOLLARI</p><p>Deprem yalnızca fiziksel yıkıma değil, aynı zamanda ruhsal yıkıma da yol açabilen travmatik bir olaydır. Beklenmedik bir anda ortaya çıkan travmatik olaylar (doğal afetler, ölümcül hastalıklar, taciz, savaşlar, göçler, yakınların kaybı, trafik kazaları, vb.) kişilerde dehşet, panik ve çaresizlik duyguları yaşanmasına neden olabileceğini vurgulayan Biruni Üniversite Hastanesi Uz. Psikolog Elif Sağlam, travmatik olayların üstesinden gelebilmek için önerilerde bulundu.</p><p>&ldquo;İnsanlar yaşamları boyunca kaygı, stres ve korku yaratan birçok yaşantı deneyimlerler. Ancak her olumsuz yaşantı kişiler üzerinde ruhsal anlamda bir travmatik etkiye yol açmaz. Bunun yanında, aynı travmatik olaya maruz kalan kişiler üzerinde de travmanın ruhsal etkileri aynı oranda gözlemlenmeyebilir.  Bu durum travmatik olaya maruz kalan kişilerin deneyimledikleri travmatik olaya yükledikleri anlam, onu algılayış biçimleri, bununla başa çıkma becerileri, psikiyatrik öyküsü, olumsuz yaşam olayları, kişilik yapısı, genetik yapısı ve sahip oldukları sosyal desteğe göre farklılık gösterebilir.</p><p>Travma sonrası stres bozukluğu 1 aydan uzun sürüyorsa dikkat</p><p>Travmatize olan kişilerde depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu belirtileri - çökkünlük, üzüntü, isteksizlik, karamsarlık, keyif alamama, uyku ve iştahta bozulmalar, kabuslar, olayın sık sık hatırlanması ve yeniden yaşıyor gibi hissetme, artmış uyarılmışlık hali, kolayca irkilme, sürekli tetikte olma, dikkat sorunları, sinirlilik, öfke patlamaları, olay ve onunla ilgili uyaranlardan kaçınma, günlük yaşam ve sosyal ilişkilerde bozulma görülebilir. Bu belirtilerin olayın yaşanmasının ardından bir süre görülmesi olağandır. Bu belirtiler görülmeye başlandıktan bir süre sonra zamanla azalarak sönebilir. Psikolojik belirtilerin takibi ve müdahale gereken durumlarda destek alınması iyileşme açısından çok önemlidir.  Özellikle ilk bir ay süreyle bu belirtilerin aşırı olmaması durumunda psikolojik müdahaleye gerek olmayabilir. Kişilerin bu durumları yaşamalarının normal olduğunu bilmeleri bile kaygılarını yatıştırıp hayata daha kolay uyumlanmalarını sağlar.</p><p>Travmatik olayın yaşanmasının ardından travmaya maruz kalan kişilerin psikolojik olarak desteklenmesi bu sürecin daha kolay üstesinde gelmeleri konusunda yardımcı olacaktır. Travmanın üstesinden gelmek için neler yapılmalı?</p><p>Sosyal destek travma ile baş etmeyi kolaylaştırır</p><p>Kişinin aynı travmadan etkilenen kişiler ve yakınları ile bir araya gelerek yaşanılan olay üzerine konuşması ve kendi deneyimini paylaşması travmanın etkilerinden kurtulmasını kolaylaştırır. Bu süreçte sosyal desteğe sahip olmak kişilerde yalnız olmadığı ve güvende olduğu hissi yaratarak travma ile baş etmelerini kolaylaştırır.</p><p>Duyguların ifade edilmesi stresi azaltır</p><p>Travmatik olay sonrasında kişinin kendisi ile konuşan birinden çok kendisini dinleyecek birilerine ihtiyacı vardır. Olayın yarattığı stresin atılabilmesi için duyguların ifade edilmesi çok önemlidir. Kişi konuşmak için hazır hissetmiyorsa zorlanmamalı, tekrar tekrar olayı anlatma ihtiyacı hissediyorsa sabırla ve fazla soru sormadan dinlenilmelidir.</p><p>Günlük yaşam rutinleri güven hissini arttırır</p><p>Yaşanan travmatik olayın ardından kişiler olabildiğince hızlı bir şekilde gündelik yaşamına dönmeleri için teşvik edilmelidir. Rutinlerin devam ettirilmesi kişilerin üzerinde güvenlik hissi yaratarak sürecin üstesinden gelmelerini kolaylaştırır.</p><p>Fiziksel aktivite ruh sağlığını korur</p><p>Fiziksel rahatsızlıklarda bedensel istirahat iyileşme sürecine katkı sağlarken psikolojik rahatsızlıklarda durum tam tersi. Yürüyüş yapmak, koşmak, egzersiz yapmak gibi fiziksel aktiviteler ruh sağlığı tedavisinde önemli bir rol oynamakta.</p><p>Belirtilerin şiddeti azalmıyorsa psikolojik destek alınmalı</p><p>Travmatik olayın hemen ardından görülen belirtiler olağan dışı bir yaşantıya verilen</p><p>normal tepkilerdir. Herkes aynı olaydan aynı ölçüde etkilenmeyebilir ve aynı tepkiyi</p><p>vermeyebilir. Ancak yaşanan travmaya bağlı görülen belirtilerin şiddeti ve etkisinde azalma görülmemesi durumunda bir uzmandan psikolojik destek alınmalıdır&rdquo;.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/travma-sonrasi-stres-bozuklugu_1604402965_dCoQvO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Travma sonrası stres bozukluğu 1 aydan uzun sürüyorsa dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/travma-sonrasi-stres-bozuklugu_1604402965_dCoQvO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyabet hastalarının ayak sağlığı için 10 öneri]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/diyabet-hastalarinin-ayak-sagligi-icin-10-oneri/7329/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/diyabet-hastalarinin-ayak-sagligi-icin-10-oneri/7329/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2020 12:00:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Şükrü Mehmet Turan, Diyabetik Ayak rahatsızlığında hastalarda sinir uçları hasarı ve damar dolaşım problemleri geliştiğini söyledi.</p><p>Dr. Turan, şeker hastalarına diyabetik ayak oluşumunu önleyecek 10 öneride bulundu. Dr. Turan, kan dolaşımını bozabileceğinden hastaları, &ldquo;Bacak bacak üstüne atmayın ve bağdaş kurarak oturmayınız&rdquo; şeklinde uyardı.</p><p>Dünyada gün geçtikçe artan ve halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin tüm vücut sistemini olumsuz etkilerken, ayaklarda da birtakım rahatsızlıklara yol açtığını anlatan Dr. Şükrü Mehmet Turan, &ldquo;Diyabet hastalarının ayaklarında his kaybı, uyuşma, yanma, soğuma, renk solukluğu, morarma, ağrı ve karıncalanma gibi belirtiler varsa şeker hastalığı ayak sinirlerini etkilemeye başlamış olabilir. Bu durumda mutlaka önlem alınması gerekiyor. Diyabet hastaları ayak sağlığına, sağlıklı bir bireyden daha çok dikkat etmeli; ayak sağlıklarını korumalı&rdquo; dedi. </p><p>Tırnak Bakımının Önemi</p><p>Şeker hastalığı ya da kan şekerinin kontrol altına alınmaması nedeniyle ayakta kronik yara gelişmesi olarak tanımlanan diyabetik ayak hastalığının ilerlemesi halinde sinir hasarı ve damar enflamasyonlarına yol açabileceğini belirten Op. Dr. Şükrü Mehmet Turan şöyle devam etti: &ldquo;Bu hasta grubumuzda tırnak bakımı çok önemlidir. Hastalar tırnaklarını her gün kontrol etmelidir. Tırnak etrafında şişlik, kızarıklık olup olmadığına her gün bakılmalıdır. Diyabetik ayak sorunu yaşayan hastalarımız çorap seçimlerinde de dikkatli olmalılar. Dikişli, ayağa büyük gelen çorapları önermiyoruz. Pamuklu veya içinde gümüş tel yer alan çoraplar tercih edilmelidir. Çorapların da her gün değiştirilmesine özen gösterilmeli.&rdquo; </p><p>İşte diyabet hastalarının ayak sağlığı için 10 önemli madde: </p><p>1- Doğru ayakkabı seçimi önemlidir. Ayağın içerisinde rahat ettiği, tabanı yumuşak ve düzgün olan, 5 cm&#39;den alçak topuklu ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayakkabı alışverişine saat 16.00&#39;dan sonra çıkın. Her ayakkabı tabanlık ile desteklenmelidir. Çorapsız ayakkabı giymemeye özen gösterin.<br /><br />2- Ayaklarınızı her gün sabun ve ılık su ile yıkayınız. Ayaklarınızı özellikle parmak aralarını çok iyi kurulayınız.<br /><br />3- Cildi nemlendirici özel diyabet kremleri kullanın. Kremleri parmak aralarına sürmeden uygulayın.<br /><br />4- Ayak tabanlarınızı ayna yardımıyla ya da evde bulunan başka birinin yardımcı olması ile kesik ve çatlaklara karşı kontrol ediniz.<br /><br />5- Tırnaklarınızı törpü yardımı ile kısaltın. Kesici aletler ile müdahale etmeyin.<br /><br />6- Çoraplarınızı günlük olarak değiştirin. Ayağınıza uygun dikişsiz, pamuklu çoraplar tercih edin.<br /><br />7- Ayaklarınızı kuru ve sıcak tutun. Soğuk havalarda tabanı takviyeli çoraplar ile bunu sağlayabilirsiniz. İçeride veya dışarıda asla yalın ayak ile yürümeyin.<br /><br />8- Kan dolaşımını bozabileceğinden bacak bacak üstüne atmayın, bağdaş kurarak oturmayın.<br /><br />9- Ayakkabılarınızı giymeden önce elinizle içini kontrol edin. Ayakkabının içinde taş, çakıl gibi yabancı cisimlerin bulunmamasına dikkat edin.<br /><br />10- Tırnakta batma, kalınlaşma, şekil bozukluğu, mantar enfeksiyonu varsa doktora başvurun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/diyabet-hastalarinin-ayak-sagl_1603357279_N8QOfm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyabet hastalarının ayak sağlığı için 10 öneri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/diyabet-hastalarinin-ayak-sagl_1603357279_N8QOfm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Menopozdan sonra idrar yolu enfeksiyonları daha sık yaşanıyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/menopozdan-sonra-idrar-yolu-enfeksiyonlari-daha-sik-yasaniyor/7324/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/menopozdan-sonra-idrar-yolu-enfeksiyonlari-daha-sik-yasaniyor/7324/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2020 09:31:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, menopozla idrar kaçırma arasında net bir ilişkinin henüz ispatlanmadığını ancak başka idrar yolu semptomlarıyla anlamlı bir bağlantısı olduğunu söyledi. Menopozdan sonra idrar yolu enfeksiyonlarının özellikle daha sık görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Burada östrojen hormonunun eksikliğinin önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Yine menopozla birlikte östrojen eksikliğine bağlı olarak vajen ve üretra (dış idrar yolu) bölgesinde kuruluk, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken yanma ve sık işeme gibi sistit benzeri rahatsız edici semptomları daha sık görüyoruz. Dolayısıyla menopozla idrar kaçırmadan çok bu tür ürolojik durumlar arasında bir ilişki var.&rdquo; dedi.</p><p>Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan, menopoz ve idrar kaçırma arasındaki ilişkiye yönelik açıklamalarda bulundu.</p><p>Günümüzde menopozla idrar kaçırma arasında net bir ilişkinin henüz ispatlanmadığını belirten Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Menopozdan sonra idrar kaçırma görülme sıklığı artıyor. Ancak bu durum yaşlanmaya mı yoksa hormonal değişikliğe mi bağlı bilmiyoruz. Özetle yaş almakla birlikte idrar kaçırmanın ihtimali kadınlarda da erkeklerde de artıyor. Ancak östrojen hormonu vücutta azaldığı zaman bunun idrar kaçırma üzerine nasıl bir etkisi oluyor; bunu bilmiyoruz.&rdquo; diye konuştu.</p><p>Sistemik Östrojen replasman tedavisi stres idrar kaçırma ihtimalini artırıyor<br />Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Menopoz sonrası, sistemik olarak verilen östrojen hormonu, stres idrar kaçırma ihtimalini artırıyor. Eksilen hormon verildiğinde stres tipte idrar kaçıran hasta daha çok idrar kaçırıyor. Buna karşın vajinal yolla lokal uygulanan östrojen tedavilerinde böyle bir etki görülmüyor; vajinal östrojen vajinal kuruluk, vajinal ağrı, üretral ağrı, ilişki sırasında ağrı ve yanma gibi şikayetleri azaltıyor. Dolayısıyla klinikte biz vajinal kuruluk ve vajinal kuruluğa bağlı semptomlar gördüğümüz hastalarda lokal östrojen tedavilerini öneriyoruz. Bu hasta grubunda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının kontrol altına alınmasında da yine lokal östrojen tedavisinin yeri var.&rdquo; açıklamasında bulundu.</p><p>Kadınlarda idrar kaçırmanın bağımsız risk faktörlerini; yaşlanma, fazla kilo, çocuk doğurma ve hamilelik şeklinde sıralayan Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Yaşlılardan gençlere, çocuk doğurmuşlardan çocuk doğurmayanlara, hamilelerden hamile olmayanlara, obez olanlarda ise kilosu normal olanlara göre idrar kaçırma oranı daha fazla görülüyor. Ancak menopozla idrar kaçırma arasında net bir ilişki yok.&rdquo; dedi.</p><p>Menopozla başka üriner semptomlar arasında net bir ilişki olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tufan Tarcan şöyle devam etti: &ldquo;Menopozdan sonra idrar yolu enfeksiyonlarını özellikle daha sık görüyoruz. Burada östrojen hormonunun eksikliğinin önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Yine menopozla birlikte vajen ve üretra bölgesinde rahatsız edici semptomları örneğin ağrı, yanma, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken yanma, sistit benzeri semptomlarla daha sık karşılaşıyoruz. Dolayısıyla menopozla bu ürolojik durumlar arasında bir ilişki var.&rdquo;</p><p>İdrar kaçırma tedavisinde asıl altta yatan sebebe göre tedavi yapılmalı<br />İdrar kaçıran bir hasta karşımıza geldiğinde eğer lokal vajinal atrofi bulguları varsa, o zaman idrar kaçırma tedavisine lokal östrojen tedavisini ekleyebildiklerini söyleyen Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Ancak bu hiçbir zaman tek başına idrar kaçırma tedavisine yeterli olacaktır anlamına gelmemelidir. Sadece yardımcı tedavi ya da tamamlayıcı tedavi olarak düşünülmelidir. İdrar kaçırma tedavisinde asıl altta yatan sebebe göre fiziksel, medikal ya da cerrahi tedavi yapılmalıdır. Bunun yanında vajinal atrofi bulguları klinik semptomlarda özellikle varsa lokal östrojen tedavisi de menopoz sonrası kadınlarda idrar kaçırma tedavisine eklenmelidir. Sistemik tedavilerde daha kötü sonuçlar doğurabilir. Stres tipi idrar kaçırmada tamamlayıcı tedavi ve yardımcı tedavi olarak lokal östrojen tedavisi semptomatik hastalarda uygulanmalı.&rdquo; dedi.</p><p>Sadece idrar kaçıran hastaların tedavisi gerçekleşene kadar bu iş için dizayn edilmiş mesane pedlerinin kullanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tufan Tarcan, &ldquo;Menopoz sonrası hastalarda kilo almaya ve depresyona yatkınlık görüyoruz. Kilo alma idrar kaçırmayı artıran bir durum, buna dikkat etmek lazım. Sigara, alkol, çay ve kahve tüketimi menopozun risklerini artırıyor her bakımdan. Özellikle aşırı aktif mesane semptomları olan hanımlarda çay ve kahve tüketiminin azaltılması çok önemli.&rdquo; dedi.</p><p>Prof. Dr. Tufan Tarcan sözlerini şöyle tamamladı: &ldquo;Aslında menopoz ile idrar kaçırma arasındaki ilişki net olarak saptanmış değil. Ancak menopoz sonrası idrar kaçırma görülme sıklığında artış izleniyor ama bu hasta yaşlandığı için mi yoksa östrojen hormonu eksildiği için mi ortaya çıkıyor tam olarak bilinmiyor. Sistemik olarak östrojeni menopoz sonrası kadınlara verdiğiniz zaman stres idrar kaçırma şiddeti ve görülme sıklığı ilginç olarak artıyor. Fayda beklerken tam tersi zarar ortaya çıkıyor. Halbuki östrojeni lokal olarak sadece vajen içine uyguladığımız zaman böyle bir zararlı etki ortaya çıkmıyor. Tam tersi vajinal kuruluğu olan ya da vajinal kuruluğa bağlı idrar yollarında hassasiyet yaşayan ya da sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren kadınlarda lokal yani vajinal uygulanan östrojen tedavisi faydalı oluyor. İdrar kaçırmayı sadece östrojen tedavisi ile kesinlikle geçirmek mümkün değil bunu da üzerine vurgulayarak belirtelim.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/menopozdan-sonra-idrar-yolu-en_1603175701_19PEdF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Menopozdan sonra idrar yolu enfeksiyonları daha sık yaşanıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/menopozdan-sonra-idrar-yolu-en_1603175701_19PEdF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Akıma kapılıp obez olmayın!]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/akima-kapilip-obez-olmayin/7322/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/akima-kapilip-obez-olmayin/7322/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2020 09:27:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Değişen dünya ve ve toplum ile birlikte hayatımıza da birçok farklı akım giriyor. Günümüzde &quot;Vücut pozitifliği&quot; akımının tüm dünyayı etkisi altına aldığını belirten Obezite Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. İsmail Özsan, &quot;Bu akıma kapılıp obez olmayı ideal ölçü kabul eden birçok insan var. Bu yaklaşım insan ve toplum sağlığı açısından son derece tehlikelidir&quot; dedi.</p><p>Obezite bir yaşam tarzı değildir</p><p>Obezite Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. İsmail Özsan, obezitenin bir yaşam tarzı ya da stil değil bir hastalık olduğunu ifade ederek, &quot;Vücut pozitifliği, son günlerde popüler kültür tarafından oldukça benimsenen ve tüm dünyada ünlü isimler de dahil olmak üzere öncülüğü yapılan, ilgi gören bir sosyal hareket olmaya başladı. Büyük beden kadınları ve erkekleri güçlendirmek ve onlara ışık tutmak için oluşturulmuş, aynı zamanda toplumun fiziksel bedeni görme biçimlerine meydan okuyan sosyal bir hareket olan vücut pozitifliği, daha önceki nesillerde &quot;ideal&quot; olarak kabul edilen beden ölçüleri sınırlarını yıkmaya çabalıyor ve büyük beden kişileri kendiyle barışık olmaya çağırıyor. Ancak bu akıma kapılıp obez olmayı ideal ölçü kabul eden bir çok insan var. Bu yaklaşım insan ve toplum sağlığı açısından son derece tehlikelidir&quot; diye konuştu.</p><p>Kendinizi &quot;sağlıklı bedeninizle&quot; sevin</p><p>&quot;Kendini sev, bedenini sev&quot; başlıkları altında ilerleyen akımın toplumda yanlış algılanarak beden sağlığında tahribata yol açabileceğini anlatan Op.Dr. Özsan, &quot;Her bedenin kendine özel ideal ölçüleri vardır. Bu denge her insanda aynı olamaz. Beden kaldırabileceğinden fazla kilo alırsa, bu kilolar diğer hastalıkları da beraberinde getirir. Fazla kilo ve obezite; şeker, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok hastalığa yol açar. Kendimizi elbette ki sevelim ancak sağlıklı bir bedenle sevelim&quot; ifadelerine yer verdi. </p><p>Obezite kaderiniz değil</p><p>Obeziteden doğru operasyon ve tedaviyle kurtulmanın mümkün olduğunun altını çizen Op.Dr. Özsan, &quot;Tüp mide ameliyatı, günümüzde obez hastalar tarafından en çok tercih edilen ve başarı oranı en yüksek olan tedavi yöntemidir. Uzman doktor ve onun çizeceği yol haritası ile obeziteden tahmininizden daha kolay ve kısa sürede kurtulabilirsiniz. Obezite kaderiniz değil&quot; şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/akima-kapilip-obez-olmayin_1603175336_M4cnyl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Akıma kapılıp obez olmayın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/akima-kapilip-obez-olmayin_1603175336_M4cnyl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme kanserinin gizli belirtileri]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/meme-kanserinin-gizli-belirtileri/7303/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/meme-kanserinin-gizli-belirtileri/7303/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Oct 2020 10:04:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Meme kanserinin sinsi belirtilerle ilerleyebileceğini belirten Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op.Dr. İsmail Özsan, kadınları dikkat etmeleri gereken belirti ve şikayetler konusunda uyardı. </p><p>Dr. Özsan, kadınların meme çevresindeki kırmızı döküntüler, memedeki çukurlaşmalar ve meme başının içeri çekilmesi gibi belirtilere karşı uyanık olmalarını önerdi.</p><p>Göğüste çukur önemli bir belirti</p><p>Meme kanseri farkındalık ayında hastalığın belirtileri ile ilgili bilgi veren Op.Dr. İsmail Özsan, her 5 kadından 1&#39;ine yaygın belirtiler dışında şikayetlerle kanser teşhisi konulduğuna dikkat çekti.  Kadınlar arasında en yaygın görülen kanser çeşidi olan meme kanserinde erken tanının önemine değinen Op.Dr. Özsan, &quot;Göğüste  çukurlaşma meme kanseri açısından önemli bir belirtidir. Çukurlar, genellikle tümörün deriyi çekmesinden kaynaklanır ve önemli bir habercidir. Meme kanseri hastalarında zaman zaman meme ucunda içeri doğru çekilmeler gözlemlenmektedir. Bu konuda önemli olan şudur. Eğer meme başı çökük iken meme uyarıldığında çıkmıyorsa, kanserden şüphelenilmesi gerekir. Meme derisinin portakal kabuğu görüntüsünde olması da önemli bir belirtidir. Bu durumda meme kanserinin ilerlediğini söylemek mümkündür&rdquo; dedi.</p><p>Meme çevresinde kırmızı döküntüler</p><p>Göğüste, meme ucunda ve çevresinde görülen kırmızı pul pul döküntülerin de ciddiye alınması gereken bir belirti olduğunu ifade eden Op.Dr. Özsan, &quot;Bu kızarıklıkların elbette başka bir sebebi de olabilir ancak kızarıklık bir kaç hafta geçmiyorsa bir uzmana gösterilmesi gerekmektedir. Kırmızı, şişmiş ve hassas göğüsler iltihaplı meme kanseri belirtileri arasında sayılmaktadır. Bir başka belirti olan meme başı akıntıları da açık renk ya da kırmızımsı kan renginde ise hemen bir uzmana başvurulmalıdır&quot; diye konuştu.</p><p>Rakamlarla meme kanseri</p><p>Genetik geçişli ya da ailevi meme kanserleri, tüm meme kanserlerinin yüzde 15&#39;ini oluşturur.<br />Türkiye&#39;de hayat boyu her 22 kadından birinde meme kanseri görülmektedir. Meme kanseri tanısı konan 6 kadından biri 40 yaşın altındadır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/meme-kanserinin-gizli-belirtil_1602054342_J1pfzR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme kanserinin gizli belirtileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/meme-kanserinin-gizli-belirtil_1602054342_J1pfzR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Açık Havada Yürüyüş Bu Hastalıktan Koruyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/acik-havada-yuruyus-bu-hastaliktan-koruyor/7276/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/acik-havada-yuruyus-bu-hastaliktan-koruyor/7276/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2020 09:18:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Biruni Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nilgün Pala Açıkgöz,  21 Eylül Dünya Alzhimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşam süresinin uzaması ve çevresel faktörlerin etkisiyle toplumda alzhimer hastalığının artığını iletti.</p><p>Dr. Nilgün Pala Açıkgöz &ldquo;Alzheimer hastalığı demansın en sık görülen nedenidir. Özellikle 65 yaş üzeri kişilerde görülür ve giderek görülme sıklığı artar. Demans beynin nörodejeneratif bir hastalığıdır. Entelektüel fonksiyonların, günlük yaşam aktivitelerini devam ettiremeyecek oranda bozulmasıdır. Yaşla beraber artan unutkanlık fizyolojik yaşlanmadan farklıdır. Genellikle ilk belirtiler zihinsel olarak yavaşlama ve unutkanlıktır. Kişinin eskisi kadar berrak düşünemediği, muhakeme yapamadığı ve hatırlamadaki zorlukların artamaya başladığı görülür. Öncesinde daha hareketli iken durgunlaştığı, içine kapandığı yada daha sakin bir yapıda olan kişinin sinirli ve daha agresif davranmaya başladığı kişilik değişikleri olmaya başlar.&rdquo; dedi.</p><p>Hastalığın seyri ile ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Nilgün Pala Açıkgöz &ldquo;Başlangıçta görülen basit unutkanlıklar giderek artarak kişinin günlük yaşamını etkileyecek düzeye ulaşır. Kişi çevresindekilerin yardımı olmadan günlük yaşamını sürdüremeyecek duruma gelir.  Hastalığın ilerlemesi ile tüm entelektüel fonksiyonlarda yıkım görülür.  Yakınlarının isimlerini hatırlamaz, kim olduklarını karıştırır, zamanı karıştırır, bulunduğu yeri unutarak, odaları karıştırmaya başlar ve tuvaleti bulamaz. Günlük bakımını bağımsız yapamaz hale gelir;  giyinme, yemek yeme, banyo yapma ve giderek yürüme yeteneğini kaybeder. Konuşma içeriği giderek azalır, isimlendirmesi bozulur, olayları karıştırır ve artık kendini ifade edemez duruma gelir. Hastalığın ilerlemesiyle yutma, konuşma ve yürüme fonksiyonlarının kaybı ile tamamen yatalak ve bakıma muhtaç hale gelir.&rdquo; dedi  </p><p>Demansın tanısında görüntüleme yönteminde kortikal atrofinin görülmesi tanıyı destekler. Kesin tedavisi bulunmamaktadır. Mevcut tedaviler hastalığın ilerlemesini kısmen durdurmak ve bazı fonksiyonları erken dönemde düzenlemek için yapılır. Bazı tedavilerle de hastanın bakımını kolaylaştırırak ve yakınlarının yükünü azaltır.</p><p>Alzhimer kadınlarda daha sık görülür</p><p>Demansdaki en önemli faktör yaş ve hastalık yaşın ilerlemesi ile görülme sıklığı artar. Cinsiyet, özelikle kadınlarda daha fazla görülür, bunun kadınların yaşam sürelerinin daha uzun olması ve menopoz sonrası azalan östrojen düzeyleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.</p><p>Sosyal yaşamdan izole yaşamak ve vitamin eksiklikleri risk faktörü</p><p>Özellikle eğitim düzeyinin düşük olması ve sosyal olarak izole yaşamda risk faktörleri arasındadır. Yakınlarında demans bulunması da önemli risk faktörüdür. Vasküler patolojiler ve bunlara bağlı küçük damar tıkanıklıkları, homosistein düzeylerinin yüksekliği, hipotroidi,  vitamin eksikleri de hastalık riskini artırmaktadır.</p><p>Dr. Nilgün Pala Açıkgöz Alzhimer&#39;dan korunmada açık havada yürüyüş ve dengeli beslenmenin önemli olduğunu vurguladı ve diğer korunma yöntemleri ile ilgili bilgi verdi.</p><p>Açık havada yürüyüş yapın</p><p>Son yıllarda yapılan araştırmalarda açık havada yürüyüş yapmak beyni koruyor. Bu nedenle her gün düzenli olarak açık havada yürüyüş yapılmalı ve vakit geçirilmelidir.</p><p>B12 ve D vitamini eksikliğine dikkat</p><p>Vitamin eksikliği alzhimer hastalığında risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Özellikle B12 ve D vitaminin alzhimerden koruyucu etkisi bulunuyor.</p><p>Sağlıklı ve dengeli beslenme Alzhimer riskini düşürüyor</p><p>Sağlıklı ve dengeli beslenme alzhimerden korunmada önemli bir yere sahip. Barsaklardan biriken toksik maddeler beyin fonksiyonlarını bozabiliyor. Mevsiminde sebze ve meyveler tercih edilmeli, katkı maddelerinden uzak durulmalı, çiğ kuruyemişler tüketilmelidir.</p><p>Televizyon yerine kitap okumak beyni koruyor</p><p>Televizyon gibi dijital araçlar beyin fonksiyonlarını bozabiliyor. Kitap okumak, hobi edinmek ve bulmaca çözmek beyni koruyan aktiviteler arasında yer alıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/acik-havada-yuruyus-bu-hastali_1600755632_1WEx2y.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Açık Havada Yürüyüş Bu Hastalıktan Koruyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/acik-havada-yuruyus-bu-hastali_1600755632_1WEx2y.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ev Hemodiyalizi Yaparak Ağır İşlerde Rahat Çalışan Böbrek Hastaları Var]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/ev-hemodiyalizi-yaparak-agir-islerde-rahat-calisan-bobrek-hastalari-var/7262/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/ev-hemodiyalizi-yaparak-agir-islerde-rahat-calisan-bobrek-hastalari-var/7262/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2020 14:14:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok, &ldquo;Evde hemodiyaliz yapan hastaların haftada 3 gün diyaliz merkezine belli saatlerde gitme zorunluluklarının ortadan kalktığını ve aktif olarak iş hayatına katıldıklarını söyledi ve ekledi: &ldquo;Türkiye&#39;de ev hemodiyalizi tedavisine başlamış hastalar arasında yapılan bir değerlendirmede; aktif çalışan hasta oranı %48,4. Bu hastalar arasında inşaat işçiliği, ağır vasıta şoförlüğü, tarım işçiliği gibi ağır bedensel işler yapan hastalar bile var. Ayrıca bu hastaların içinde maratona katılan, kıtalararası yüzenler de mevcut.&rdquo;</p><p>İleri dönem kronik böbrek hastalığını, böbreklerin süzme fonksiyonunun %90&#39;dan fazlasının kalıcı olarak kaybı şeklinde tanımlayan Prof. Dr. Ercan Ok, bu durumda hastanın hayatını devam ettirebilmesi için böbrek nakli ya da diyaliz olmasının şart olduğunu ifade etti. Türkiye&#39;de şu anda her 1000 kişiden birinin ileri dönem kronik böbrek hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Ercan Ok, &ldquo;80 bini aşkın ileri dönem böbrek hastalığı hastasının %75&#39;i hemodiyalizle tedavi ediliyor. Son 5 yıla bakarak, bu sayının her yıl %1,5-2 civarında arttığını söyleyebiliriz.&rdquo; dedi.</p><p>Ev hemodiyalizinde Avrupa&#39;da ikinci, dünyada beşinciyiz<br />Ülkemizde son 10 yılda pek çok hastanın evde hemodiyaliz yapmaya başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Ok, &ldquo;2020 Mart sonu itibarıyla ev hemodiyalizi yapmakta olan hasta sayısı 835&#39;ti. Bu sayıyla Türkiye en çok sayıda hastaya ev hemodiyalizi hizmeti sunan ülkeler arasında Avrupa&#39;da İngiltere&#39;den sonra ikinci, dünyada ise ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya&#39;dan sonra beşinci sırada. Ülkemizde şu anda ev hemodiyalizi hizmeti sunan diyaliz merkezi sayısı %10&#39;lar düzeyinde, ancak hem kamuda hem özelde bu merkezlerin sayısı giderek artıyor. Hasta sayısı da buna paralel olarak yükseliyor.&rdquo; diye konuştu.</p><p>İyi ve başarılı bir hemodiyaliz tedavisiyle, böbreğin kendisi kadar mükemmel olmasa da işlevini önemli ölçüde gerçekleştirdiğinin altını çizen Prof. Dr. Ercan Ok, hemodiyalizi ise şu şekilde anlattı:</p><p>&ldquo;Hemodiyaliz, hasta kanının yarı geçirgen bir membran aracılığıyla diyalizat adı verilen arıtılmış su ve vücuda gerekli bazı kimyasal maddeleri içeren bir sıvıyla temas ederek zararlı kimyasallardan temizlenmesi işlemidir.&rdquo;</p><p>Prof. Dr. Ercan Ok, ev hemodiyalizinin konvansiyonel diyalize göre avantajlarını şöyle sıraladı: &ldquo;Haftada üç kez diyaliz merkezine gitmek zorunda olmak, hele uzak mesafeler söz konusuysa çok zor oluyor. Ev, merkeze göre daha konforlu; tedavi gece uyku sırasında kendi yatağında yatıyorken yapılıyorsa bu ekstra bir konfor yaratıyor. Evde diyaliz daha güvenli. Kalabalık servislerle, kalabalık merkezlere gidip orada diyaliz tedavisi görmeye kıyasla, evde diyaliz her tür enfeksiyon açısından çok daha güvenli. Merkez diyalizinde hastanın diyaliz günü ve saati sabit, hasta buna uymak zorunda. Ev diyalizinde, hasta ihtiyaç duyduğunda, haftada üç kez diyaliz yapmak şartıyla, diyaliz tedavisinin gününü ve saatini rahatça değiştirebilir. Bu hastaya yaşamını planlama olanağı verir. Tedaviyi evde yapıyor olmak ailesiyle beraber geçireceği zamanı arttırır. Ev diyalizinin en büyük avantajı dört saat yerine sekiz saati bulan uzun diyaliz seanslarına olanak vermesi. Sekiz saatlik seanslarda tansiyon düşmesi ve kramp çok enderdir. Yüksek kan basıncı çoğu hastada ilaç kullanmadan normale gelmektedir. Sıvı fazlalığı, kalp yetmezliği pek görülmemektedir. Dört saat diyalizde perhiz ve fosfor düşürücü ilaçlarla bir türlü düşürülemeyen fosfor, sekiz saatte rahatlıkla temizleniyor. Üstelik büyük çoğunluğunda fosfor ilaçları da kesiliyor, diyet de önemli oranda serbestleşiyor. Sıkı perhizlere gerek kalmıyor, hastaların iştahı artıyor.&rdquo;</p><p>Koronavirüs sürecinde ev hemodiyalizi hastaları daha güvende!<br />Koronavirüs sürecinde ev hemodiyalizinin hastalar açısından avantajlarına değinen Prof. Dr. Ercan Ok şöyle devam etti: &ldquo;Hem kalabalık ve kapalı ortamda bulunmaktan hem de bağışıklık sisteminin zayıflığı nedeniyle mevsimsel viral solunum yolu enfeksiyonları hemodiyaliz hastalarında genel topluma göre 4-5 kat daha sık görülmekte ve daha ciddi seyredebilmektedir. Koronavirüs enfeksiyonu da diyaliz hastalarında genellikle daha ağır yaşanıyor. İngiltere&#39;de 1.530 hastayı içeren bir çalışmada, koronavirüs enfeksiyonu sıklığı periton diyalizi ve ev hemodiyalizi hastalarında %5,6 iken, merkez hemodiyalizi hastalarında ise %21,5 olarak bildirildi. Ev diyalizi hastalarında koronavirüs enfeksiyonu riski merkez diyalizine göre %75 daha düşük. Çünkü ev diyalizi hastaları kalabalık merkezlere gitmemekte, tedavilerini evlerinde yapmakta ve dışarıdan kimseyle temas etmemekte.&rdquo;</p><p>Evde hemodiyaliz yaparken bir seferde diyaliz süresinin daha uzun olmasının hastalar açısından önemini anlatan Prof. Dr. Ercan şöyle konuştu: &ldquo;Kanın zararlı atık maddelerden (üre, kreatinin, fosfor, potasyum) temizlenmesi artıyor. Sürenin dört saatten sekiz saate çıkarılması o seansta vücuttan çekilecek sıvının daha yavaş bir hızla çekilmesini mümkün kılıyor, bu da seans sırasında tansiyon düşmesini ve kramp olmasını engelliyor. Keza, sekiz saat diyalizde kandaki maddelerin düzeyi, vücut ortamındaki değişmeler de daha yavaş oluyor, yani daha sabit bir ortam sağlanmış oluyor. Çünkü seans sırası ve sonrası ortaya çıkan sorunların, örneğin seans sonrası halsizliğin altında yatan en önemli neden sürenin kısa olması, hızlı sıvı çekilmesi ve kanda-vücutta hızlı değişimlerin olması.&rdquo;  <br />Evde hemodiyaliz uygulamasının klinik sonuçlarının daha iyi olmasının yanı sıra, artmış yaşam kalitesi, esnek diyaliz planlaması, daha iyi iş yaşamı ve sosyal yaşam, daha gevşek diyet, özgüven artışı gibi ek yararları olduğunun da iyi bilinen bir gerçek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ercan Ok, &ldquo;Finlandiya&#39;da yapılan bir çalışmada ev hemodiyalizi yapan hastaların iş gücüne katılımı, böbrek nakli olmuş hastalara benzer şekilde merkez hemodiyalizine göre iki kat daha fazla görülmüştür. Türkiye&#39;de ev hemodiyalizi tedavisine başlamış hastalar arasında yapılan bir değerlendirmede aktif çalışan hasta oranı %48,4 olarak bulunmuştur.&rdquo; dedi. </p><p>Ev hemodiyalizi yaparak İstanbul Maratonu&#39;na katılan hasta var<br />Haftada üç kez, dört saat diyaliz yetersiz kaldığı için, dünyadaki konvansiyonel hemodiyaliz hastalarının %60-90&#39;ında vücutta sıvı fazlalığı ve tansiyon yüksekliği bulunmasından dolayı bu kişilerin kalp fonksiyonlarının bozulduğunu ifade eden Prof. Dr. Ercan Ok şöyle devam etti: &ldquo;Başta sıvı fazlalığı, tansiyon problemleri, kalp fonksiyon bozuklukları olmak üzere, kansızlık, beslenme bozukluğu, kas-sinir sorunları nedeniyle konvansiyonel diyaliz hastalarında fiziksel performans ciddi olarak azalıyor. Sekiz saat diyalizle bu sorunların büyük çoğunluğu ortadan kalkıyor, hastaların performansında önemli artışlar yaşanıyor. Diyaliz seansı sonrası da halsizlik hemen hiç olmadığı için, gece uykuda diyaliz yapan bu hastalar sabah gayet dinç, enerjik olarak uyanıp güne başlıyor. Ev diyaliz hastalarının günlük hayat içinde bedensel aktiviteleri bariz artmakta, isteyenler düzenli spor yapmaya başlıyorlar. Ağır işlerde çalışan hastalarımız olduğu gibi, çok enerji gerektiren spor yapan hastalarımız da var. Bir ev diyalizi hastamız 56 yaşında iken Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışları&#39;na katıldı. Kırk kilometreye varan parkurlarda bisiklet yarışlarına katılan bir başka hastamız var, bir diğeri İstanbul Maratonu&#39;na katılmıştı. Benim bilmediğim daha pek çoğu var.&rdquo; dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ev-hemodiyalizi-yaparak-agir-i_1600341510_O3xQKm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ev Hemodiyalizi Yaparak Ağır İşlerde Rahat Çalışan Böbrek Hastaları Var ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/ev-hemodiyalizi-yaparak-agir-i_1600341510_O3xQKm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koronavirüs salgınında ölenlerin sayısı 6 bin 462'ye ulaştı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/koronavirus-salgininda-olenlerin-sayisi-6-bin-462-ye-ulasti/7209/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin günlük koronavirüs tablosunu paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/koronavirus-salgininda-olenlerin-sayisi-6-bin-462-ye-ulasti/7209/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2020 10:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye&#39;nin günlük koronavirüs tablosunu paylaştı.</p><p>Paylaşıma göre, 2 Eylül&#39;de 107 bin 927 test yapıldı. Vaka sayısı 1.596 oldu, 45 kişi hayatını kaybetti.</p><p>Genel tabloda ise veriler şöyle:</p><p>&#39;&#39;7 milyon 355 bin 862 test yapıldı. Toplam hasta sayısı 273 bin 301 oldu. 6 bin 462 kişi vefat etti. Hastalarda zatüre oranı yüzde 7.6 olarak tespit edildi. 1017 kişi ağır hasta olarak kayıtlara geçti. Toplam iyileşen hasta sayısı ise 246 bin 876&#39;ya ulaştı.&#39;&#39;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koronavirus-salgininda-olenler_1599118568_XPgFMb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koronavirüs salgınında ölenlerin sayısı 6 bin 462'ye ulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/koronavirus-salgininda-olenler_1599118568_XPgFMb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgutlu’nun sevilen doktoru Oktay Durmuş korona Vİrüse yakalandı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-nun-sevilen-doktoru-oktay-durmus-korona-viruse-yakalandi/7206/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/turgutlu-nun-sevilen-doktoru-oktay-durmus-korona-viruse-yakalandi/7206/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 02 Sep 2020 13:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kıbrıs&#39;a tatil için giden Doktor Oktay Durmuş ve ailesi havaalanında teste tabi tutuldu.</p><p>Testi pozitif çıkan Oktay Durmuş&#39;un eşinin testi negatif çıktı ve Türkiye&#39;ye gönderildi. Doktor Oktay Durmuş ise Kıbrıs&#39;ta tedavi altına alındı.</p><p>Doktor Oktay Durmuş&#39;un eşi ve yakınları tedavinin Türkiye&#39;de devam etmesi için sosyal medyada kampanya başlatıldı.</p><p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca&#39;yı sosyal medyada bir çok kişi etiketleyerek Oktay Durmuş&#39;un, Türkiye&#39;ye getirilmesini ve tedavisinin burada devam etmesini talep ettiler.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turgutlu-nun-sevilen-doktoru-o_1599043099_rTSXsZ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgutlu’nun sevilen doktoru Oktay Durmuş korona Vİrüse yakalandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/turgutlu-nun-sevilen-doktoru-o_1599043099_rTSXsZ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü YEMENİCİ Kaymakam YILMAZ’ı Makamında Ziyaret Etti]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/il-saglik-muduru-yemenici-kaymakam-yilmaz-i-makaminda-ziyaret-etti/7202/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/il-saglik-muduru-yemenici-kaymakam-yilmaz-i-makaminda-ziyaret-etti/7202/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 01 Sep 2020 14:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. Necip YEMENİCİ, Kaymakam Ali YILMAZ&#39;ı makamında ziyaret etti. Gerçekleşen ziyaret korona virüs tedbirleri göz önünde bulundurularak sosyal mesafe korunarak gerçekleşti.</p><p>Ziyarette İl Sağlık Müdürü Dr. Necip YEMENİCİ&#39;ye, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Bilgehan HASYİĞİT eşlik etti.</p><p>Kaymakam YILMAZ, makamında ağırladığı Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. Necip YEMENİCİ ve İlçe Sağlık Müdürü Dr. Bilgehan HASYİĞİT ile birlikte, Korona virüsle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar ve Turgutlu ilçesinde yapılan sağlık çalışmaları ile ilgili bilgi alış verişinde bulundu.</p><p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Kaymakam YILMAZ, nazik ziyaretlerinden dolayı Manisa İl Sağlık Müdürü Dr. Necip YEMENİCİ&#39;ye teşekkürlerini iletti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/il-saglik-muduru-yemenici-kaym_1598959277_tvp8i7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İl Sağlık Müdürü YEMENİCİ Kaymakam YILMAZ’ı Makamında Ziyaret Etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/il-saglik-muduru-yemenici-kaym_1598959277_tvp8i7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koronavirüs'te ilk yedi gün uyarısı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/koronavirus-te-ilk-yedi-gun-uyarisi/7182/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/koronavirus-te-ilk-yedi-gun-uyarisi/7182/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 28 Aug 2020 09:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çin&#39;in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm dünyayı etkilemeye devam ediyor. Koronavirüs bugüne kadar 23 milyondan fazla insana bulaştı ve 800.000&#39;den fazla da insanın ölümüne yol açtı. </p><p>Koronavirüsü öncelikli olarak akciğer rahatsızlığı olarak seyrettiğini ancak ciddi kalp sorunlarına da neden olduğunu belirten Biruni Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, Covid-19 tanısı almış kişilerde özellikle ilk 7 gün kalp krizi geçirme riskinin diğer benzer hastalıklara oranla fazla olduğunu belirtti. </p><p>Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici&rdquo; &ldquo;Koronavirüs ilk günlerde kalp krizi geçirme riskini artırırken, hastalık ilerledikçe kalpte ciddi hasarlara neden olabiliyor. Bunların başında kalp hasarı, kalpte ritim bozukluğu ve damar tıkanıklığı gibi kalp-damar hastalıkları geliyor. Yine önceden kalp hastalığı olan kişilerin koronavirüs enfeksiyonunu ağır geçirme olasılığı diğer kişilere oranla 5 kat daha fazladır. Bu nedenle hastalar yeni gelişen veya artan nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi belirtileri dikkate almalı ve beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır&rdquo;dedi.</p><p>Covid-19 pandemisinde hastaların kalp sağlığı kontrollerini ihmal etmemelerini gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Halil İbrahim Ulaş Bildirici, kalp hastalıklarından korunmak için önerilerde bulundu.</p><p>RİSK FAKTÖRLERİ ORTADAN KALDIRILMALI</p><p>Kalp hastalıklarından korunmada birinci kural risk faktörlerini ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek. Kalp damar hastalıklarının oluşmasında yüksek risk oluşturan durumlar öncelikle; şeker hastalığı, yüksek tansiyon, genetik geçiş, tütün kullanımı, erkeklerde 45 yaş üstü olmak, kadınlarda menopoza girmiş olmak, kötü kolesterolün (LDL kolesterol) yüksek olması, iyi kolesterolün (HDL kolesterol) düşük olmasıdır.</p><p>Kalp hastalığı gelişiminde bunların her biri tek başına risk oluşturmakla birlikte kişide ne kadar çok risk faktörü mevcutsa kalp hastalığı görülme olasılığı da o oranda artmış olur.</p><p>Bunların yanı sıra obezite, hareketsiz yaşam tarzı, aşırı stres ve sağlıksız beslenme de kalp hastalığına zemin hazırlar.</p><p>GÖĞÜS VE ÇENE AĞRISI ÖNEMSENMELİ</p><p>Kalp damar hastalıkları genellikle göğüste ağrı, yanma veya baskı ile belirti verir. Bazı durumlarda sırtta, kollarda veya çenede de ağrı hissi olabilir. Bu şikayetler genellikle hasta efor sarf ederken veya stres anında ortaya çıkar. Hastalığın ileri safhalarında ise istirahat halindeyken de şikayetler oluşabilir. Bu şikayetlere çarpıntı, nefes darlığı, sıkıntı hissi de eşlik edebilir. Özellikle ileri yaş ve şeker hastalarında kalp hastalıkları ve özellikle kalp krizi hiçbir belirti vermeden de gelişebilir. Bu nedenle risk grubundaki bu hastalar sağlık kontrollerini ihmal etmemeli.</p><p>DİYABET VE TİROİT HASTALIKLARI KALP RAHATSIZLIKLARINA ZEMİN HAZIRLIYOR</p><p>Kalp rahatsızlıkları diğer hastalıklarla yakından ilişkilidir. Guatr hastalığı kalbin hızlı çalışmasına neden olabilir ve uzun süre tedavi edilmezse ritim bozukluğu ve kalp yetersizliği gelişimine neden olabilir. Romatizmal hastalıklar kalp kapaklarında hasara neden olabilir. Akciğer hastalıkları dolaylı yollarla kalbi etkileyerek uzun dönemde ritim bozukluklarına ve kalp yetersizliklerine neden olur. Kanser hastalıkları direkt olarak kalbi etkilemese de kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar kalbin çalışmasını bozabilir. </p><p>SEBZE, LİFLİ GIDALAR VE BALIK OLMAZSA OLMAZ</p><p>Kalp hastalıklarından korunmada sağlıklı beslenmek ve bu beslenme tarzını yaşam alışkanlığı haline getirmek önemlidir. Beslenme programında her gün mutlaka sebze ve meyve tüketilmelidir. Günlük beslenme programında mevsim sebzeleri ve meyvelerine yer verilmelidir. Yine her gün liften zengin tahıl ürünü tüketmek kalp sağlığı açısından oldukça yararlıdır. Balık, içerdiği omega-3 nedeniyle kalp sağlığının korunmasında faydalıdır.</p><p>Doymuş yağ ve trans yağlardan uzak durulmalı mümkünse hiç tüketilmemelidir(kurabiye, cips ve birçok hazır atıştırmalık). Tuz kullanımını mümkün olduğunca azaltmak gereklidir.</p><p>EGZERSİZ KALBİ KORUYOR</p><p>Düzenli ve doğru şekilde yapılan egzersizin kalp sağlığını koruduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Egzersiz öncesinde 5 dakika ısınma hareketleri yapılmalı tempo arttırılarak yürüyüş, yüzme, koşu gibi fiziksel aktivitelere geçilmelidir. Egzersiz sırasında yorgunluk, göğüs ağrısı, çarpıntı gibi kalp semptomları hissedildiğinde yavaşlamalı veya egzersiz sonlandırılmalıdır. Sıcak havalarda fiziksel aktivite için sabah veya aksam saatleri tercih edilmelidir. Soğuk havalarda ise mutlaka vücut, ağız ve burun soğuktan korunmalıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koronavirus-te-ilk-yedi-gun-uy_1598595808_xuAjc4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koronavirüs'te ilk yedi gün uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/koronavirus-te-ilk-yedi-gun-uy_1598595808_xuAjc4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Göz Doktorundan Havuz ve Deniz Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/goz-doktorundan-havuz-ve-deniz-uyarisi/7165/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/goz-doktorundan-havuz-ve-deniz-uyarisi/7165/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2020 14:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Safiye Yılmaz, deniz ve havuz suyunun göz sağlığı açısından bir takım riskler barındırdığını açıkladı. Dr. Yılmaz, &quot;Deniz suyu sanıldığının aksine göze faydalı değildir. Gözü kurutabilir, enfeksiyon kapmanıza neden olabilir&quot; dedi.</p><p>Yaz aylarında denize ve havuza girenlerin sayısının artmasıyla, deniz ve havuz suyunun insan sağlığı üzerine etkileri de gündeme gelmeye başladı. Özel Ata Sağlık Hastanesi&#39;nde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Safiye Yılmaz, denize ve havuza girecek kişilere uyarılarda bulundu. Dr. Yılmaz, &quot;Deniz suyu sanılanın aksine göze faydalı değildir. Deniz suyu gözde kızarıklık, yanma ve batmaya neden olabilir. Deniz suyu gözü kurutabilir ve enfeksiyon kapmanıza yol açabilir. Bu yüzden deniz suyu altında gözünüzü açmayın. Deniz gözlüğü kullanın&quot; dedi.</p><p>Havuzda hijyeni sağlamak için kullanılan maddelerin göze zararlı olabileceğine dikkat çeken Dr. Yılmaz, havuzun suyundan geçen bulaşıcı göz hastalıklarının bulunduğunu, bu yüzden havuzun içinde gözlerin açılmasına önermediklerini ifade etti. Dr. Yılmaz, &quot;Havuz suyu gözde batma, kızarıklık ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu yüzden havuzda daldığımızda gözünüzü açmamaya gayret gösterin. Havuz suyundan bulaşıcı göz hastalıkları geçebilir. Bu enfeksiyon gözde çapaklanma ve sulanma gibi belirtiler gösterebilir. Gözlük yerine lens kullanıyorsanız denizde ve havuzda kullanmayın. Kontak lensle suya girmek, gözün iltihaplanma ihtimalini artırır. Göz doktorunuzun önerdiği güneş gözlüklerinden kullanın. Göz enfeksiyonlarına ve sudaki gözü tahriş eden maddelere karşı, deniz gözlüğü ya da maske kullanın&quot; diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/goz-doktorundan-havuz-ve-deniz_1597834975_wbC9hj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Göz Doktorundan Havuz ve Deniz Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/goz-doktorundan-havuz-ve-deniz_1597834975_wbC9hj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Alkometreler virüs dolu: Acilen önlem alınması gerekiyor]]></title>
            <link>https://www.haberkasaba.com/alkometreler-virus-dolu-acilen-onlem-alinmasi-gerekiyor/7162/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.haberkasaba.com/alkometreler-virus-dolu-acilen-onlem-alinmasi-gerekiyor/7162/</guid>
            <category domain="https://www.haberkasaba.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2020 10:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Koronavirüs bulaştırma tehlikesi nedeniyle alkolmetre cihazına üflemeyi kabul etmeyen Prof. Dr. Baki Umut Tuğay, &quot;Acil bir düzenleme yapılması gerekiyor&quot; diyerek Sağlık Bakanı ve İçişleri Bakanı&#39;na çağrıda bulundu.</p><p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı&#39;ndan Prof. Dr. Baki <strong>Umut Tuğay</strong>, sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Yaptığı paylaşımda Tuğay, trafik polislerinin alkolmetreyle kontrol yapmasının korona virüsü tehlikesi doğurabileceğine dikkat çekti. Kendi karşılaştığı olaydan örnek vererek, &lsquo;karşılaştığım kontrolde cihaza üflemeyi reddettiğini&#39; söyledi.</p><p><strong>&quot;ALKOMETRE İLE ALKOL KONTROLÜ UYGULAMASINA <strong>DÜZENLEME</strong> GEREKİYOR&quot;</strong></p><p>Sosyal medya hesabından yaşadığını aktararak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca&#39;yı etiketleyen Prof. Tuğay, şunları yazdı:</p><p>&ldquo;Dün akşam <strong>Konya</strong> yakınlarında yolda trafik ekipleri rutin kontrol için durdurdu ve genç memur arkadaş elinde alkolmetre ile alkol kontrolü yapmak istedi. Kendisine bu ortamda asla alkolmetreye üflemeyeceğimi, elindeki aletin resmen virüs dolu olduğunu ifade ederek. Sanırım ikna oldular ki memur arkadaşlara gelen emirle uygulama kesildi ve ben 20 dakikanın ardından yoluma devam edebildim. Acilen gerek İçişleri Bakanlığı personelinin gerekse vatandaşın sağlığını riske eden alkolmetre ile alkol kontrolü uygulaması ile ilgili bir düzenleme yapılması gerekiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberkasaba.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/alkometreler-virus-dolu-acilen_1597734520_wvm9Xt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Alkometreler virüs dolu: Acilen önlem alınması gerekiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberkasaba.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/alkometreler-virus-dolu-acilen_1597734520_wvm9Xt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Kasaba ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Kasaba</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>